Şiddet, insanlığın hâlâ aşamadığı en büyük sorunlardan biridir. Toplumsal olarak herkesi kapsayacak yeni çözümlere ihtiyaç vardır. Çünkü yalnızca belli bir kesimi değiştiren hiçbir yaklaşım kalıcı sonuç vermez.
Yirmi kişilik bir sınıfta üç beş öğrencinin iyi olması nasıl yeterli değilse, bir mahallede birkaç evin huzurlu olması da toplumu değiştirmeye yetmez. Birkaç kişinin iyi olması, kötülüğü tamamen ortadan kaldırmaz. Bu yüzden işin özüne inmek gerekir.
Toplumu iyileştirmenin yolu aileden geçer. Ailenin iyi olması için de karı koca arasındaki ilişkinin güçlü olması şarttır. Yakın temas kurulan faaliyetler bu bağı kuvvetlendirir. Dokunmak, el ele tutuşmak, saçına temas etmek bile insanlar arasındaki duygusal bağı harekete geçirir. Yakınlık arttıkça sevgi de canlanır.
Peki ne yapılabilir?
Örneğin şiddet içeren sporların yerine insanları birbirine yakınlaştıran dans etkinlikleri yaygınlaştırılsa nasıl olur? Evli ya da evlenecek çiftlerin bu tür kurslara yönlendirilmesi, ilişkiler üzerinde olumlu etkiler oluşturabilir.
Çünkü dans sırasında insanlar birbirine yaklaşır. Eller temas eder, bedenler uyum sağlar. Bu temas zamanla duygusal yakınlığı artırır. İnsanlar birbirini daha iyi tanımaya başlar.
Üstelik dansın olduğu yerde küfür, şiddet ya da kırıp dökme değil; uyum, ritim ve yakınlık vardır.
Sevgi vardır.
Aşk vardır.
Eş olma duygusu vardır.
İnsan olmanın sıcaklığı vardır.
Belki de insanın insana yeniden yaklaşması gerekir.
Yakınlık arttıkça insanlar hafifler, ilişkiler yumuşar, hayatın yükü azalır. Hatta bazen ruhsal yüklerin azalması beden sağlığına bile iyi gelir.
Sonuç olarak, birlikte dans eden çiftlerin birbirine daha yakın ve daha mutlu olabileceği düşüncesi yabana atılacak bir fikir değildir.












