Ankara’da ticaretin, paranın ve o bükülmez profesyonelliğin kalbi nerede atar diye sorarsanız, plazaların soğuk finans departmanlarını bir kenara bırakın; rotayı hemen Ulus’un o tarih kokan, cıvıl cıvıl Kuyumcular Çarşısı’na çevirmeniz gerekir can. Ulus kuyumculuğu, uluslararası borsa spekülatörlerinin ya da büyük finans devlerinin bile aklının duracağı, tamamen kendine has kuralları olan muazzam bir evrendir.
Burada profesyonellik, öyle bilgisayar ekranlarındaki kırmızı yeşil grafiklerle değil; vitrindeki o has altınları dizerken gösterilen o milimetrik esnaf nizamıyla ölçülür.
Ulus’taki profesyonel bir kuyumcu esnafının en büyük dehası, dünyanın en hassas dijital terazilerine taş çıkartacak o muazzam “göz kararı” yeteneğidir. Müşteri dükkandan içeri girip elindeki bileziği uzattığı an, bizim esnaf bıyık altından muzipçe gülümseyerek o bileziği şöyle bir elinde tartar, gözlerini hafifçe kısar ve net bir sesle: “Bu tam 22 gram geliyor canım benim, bak borsa düşüyor ama senin için nizamı bozmayacağım” der. Terazinin üzerine koyduğunda ise o bilezik tamı tamına 22 gram gelir! İşte o an, uluslararası finans gurularının o kalın teorileri Ulus’un o harbi esnaf vakurluğu karşısında bir saniyede darmadağın olur.
Ancak bu profesyonel ciddiyetin altında, buram buram Ankara mizahı da her an vitrinin arkasından göz kırpar can. Mesela, dükkana gelip saatlerce pazarlık yapan, düğün alışverişini kuruşu kuruşuna hesaplayan bir müşteriye karşı esnafın gösterdiği o sabır tam bir kriz yönetimi dersidir. Milyarlık altın anlaşmasını bağlarken bile araya girip, “Yahu tamam ortak, sıkıntı yok, hallederiz; yan dükkandan sana bir taze çay söyleyeyim, hararetin geçsin” diyerek o gergin havayı tek bir cümleyle neşeye çevirmek sadece bu topraklara özgüdür. Dünyanın öbür ucundaki teknoloji devleri milyarlarca dolarlık bütçeleri yönetirken stresten ne yapacaklarını şaşırırlar; Ulus esnafı ise koca bir düğün bütçesini tek bir çay bardağının sıcaklığında, o tatlı esnaf kıvraklığıyla saniyeler içinde neticelendirir!













