Dünyanın birçok yerinde mazlum, mağdur, açlık ve susuzluğa mahkûm olmuş insanlar, tarihte her dönem yaşadığı gibi günümüzde de hayatını kısıtlı imkanlarla ikame etmeye mecbur durumdadır.
Nefs-i Emmare’nin yaygın olduğu, cüz’i iradenin kötüye kullanıldığı bu zamanda, eğer böyle devam ederse, yarının dünyasında dahada kötüye gitme ihtimali yükselmektedir. Yeryüzünde insanların ve Müslümanların bir kısmı lüks ve şatafat içinde yaşıyorsa, orta direk insanlar kendini düşünüyorlarsa ve diğer tarafta bir kısım insanlar ve Müslümanlar açlığa, susuzluğa ve fakirliğe direniyorlarsa ciddi bir problem var demektir. İslam dininin beş temel şartında biri mali bir ibadet olan zekâtı ihtiyaç sahibine vermektir. Dünyada evrensel kural olarak da hangi dinin ve grubun mensubu olursa olsun zengin, ihtiyaç sahibi insana yardım eder. Dünyada ki mazlum ve mağdur olmuş insanlara ve Müslümanlara baktığımızda evrensel kuralda bozukluğun ve zekât sistemiyle ilgili sıkıntı olduğu görülmektedir. Özellikle Afrika kıtasında büyük oranda Müslüman ve Hristiyan nüfusu mevcuttur. Türkiye hem Devlet kanadıyla hem de sivil toplum kuruluşlarıyla din, dil ve ırk ayır etmeksizin bölgeye her zaman destek vermektedir. Türkiye yardımları esirgemezken, dünyanın, bölgeye büyük bir sorumluluğu olduğu ve dünyada ki zengin Müslüman ve insanların sorumluluklarını yerine getirmediği görülmektedir.
Türkiye, Afrika’da yalnızca diplomatik ilişki kuran bir ülke değil; sahada doğrudan insana dokunan hizmetler üreten bir aktör hâline gelmiştir. TİKA aracılığıyla su kuyuları açılmış, hastanelere tıbbi cihaz desteği verilmiş, okullar yenilenmiş, tarım ve mesleki eğitim projeleri yürütülmüştür. Kurum ve kuruluşlarımızla gıda, kurban, hijyen, sağlık ve su yardımlarıyla ihtiyaç sahiplerine ulaşırken; Maarif Vakfı anaokulundan liseye kadar eğitim kurumları açarak Afrikalı gençlere nitelikli eğitim imkânı sunmaktadır. Türkiye’nin Afrika’daki hizmetleri yalnızca Müslüman topluluklarla sınırlı kalmamış; ihtiyaç temelli yaklaşımla Hristiyan nüfusun yaşadığı bölgelerde de okul, sağlık, su ve sosyal destek projeleri uygulanmıştır. Bu yönüyle Türkiye’nin Afrika politikası, yardım diplomasisini insani sorumluluk, kalkınma desteği ve kültürel iş birliğiyle birleştiren çok boyutlu bir model ortaya koymaktadır.
Bu köşe yazımı özellikle Afrika temasıyla seçtim. Nedeni şudur ki; bölgenin sorunları ile farkındalığımızı artıralım. Yardım ve bağışlarımızı bu mazlum bölgeye yönlendirelim. Çünkü Afrika bölgesinde bu kadar hizmetin ve yardımların gitmesine rağmen insanların temel ihtiyaçları halen yeterli oranda maalesef sağlanamamaktadır. Onun için haberdar ve farkındalığı olmayan kardeşlerimizi bölgeye yönlendirme yapabiliriz. Yardımlarımızı ve bağışlarımızı yıl boyunca göndermenin faydalı olacağını düşünüyorum.
Kadirşinas milletimizin ve İslam Ümmetinin Kurban Bayramı’nı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ederim.













