İnsan en çok çalışmaktan yorulmaz.
Sabahın köründe kalkmaktan da…
Saatlerce trafikte beklemekten, hayatla boğuşmaktan, parasızlıktan, uykusuzluktan da değil.
İnsan en çok; anlaşılmamaktan yorulur.
Bir düşünün…
Herkesin içinde taşıdığı, kimseye tam anlatamadığı bir savaş vardır.
Kimi güçlü görünmeye çalışır, kimi neşeli…
Kimi sürekli konuşur derdini bastırmak için, kimi sessizleşir.
Ama çoğunun ortak bir cümlesi vardır aslında:
“Ben de biraz dinlenmek istiyorum.”
Modern çağ insanı tuhaf bir yarışın içinde.
Kim daha mutlu görünüyor?
Kim daha başarılı?
Kim daha çok geziyor?
Kim daha iyi yaşıyor?
Oysa kimse gerçekten nasıl yaşadığını anlatmıyor.
Bir fotoğraf karesine sığdırılmış kahkahaların arkasında gecelerce uyuyamayan insanlar var.
Kalabalık masalarda oturup eve dönünce yalnızlıktan duvarlara bakan insanlar var.
“İyiyim” derken içinden yıkılan insanlar var.
Ve en acısı ne biliyor musunuz?
Kimsenin gerçekten durup birbirine “Nasılsın?” diye sormaması değil…
Sorup da cevabı dinlememesi.
Çünkü artık herkes anlatmak istiyor ama kimse duymak istemiyor.
Eskiden insanlar kapı önlerinde otururdu.
Çay koyulurdu.
Sessizlik bile samimiydi.
Şimdi herkes birbirine çok yakın ama ruhen kilometrelerce uzak.
Bir mesaj yazıyoruz:
“Bir ara görüşelim.”
O “bir ara” hiçbir zaman gelmiyor.
Hayat da tam burada kırılıyor işte.
İnsan bazen büyük acılarla değil, küçük eksikliklerle tükeniyor.
Zamanında gelmeyen bir telefonla…
Yarım bırakılmış bir cümleyle…
Kıymeti bilinmeyen bir emekle…
Ve en çok da yerine kolayca konulduğunu hissettiğinde.
Çünkü insan unutulmayı kaldırabiliyor bazen…
Ama değersiz hissettirilmeyi kolay kolay kaldıramıyor.
Belki de bu yüzden bugün herkes biraz kırgın.
Birbirine değil sadece…
Hayata karşı da kırgın.
Ama yine de garip bir şekilde devam ediyoruz.
Sabah alarm kuruyoruz mesela.
Kahve yapıyoruz.
Mesajlara cevap veriyoruz.
Planlar yapıyoruz.
İnsan denen varlık, en çok da içi parçalanmışken hayata devam edebilmesiyle şaşırtıyor beni.
Ve belki umut dediğimiz şey tam olarak budur.
Her şeye rağmen yeniden başlamaya çalışmak.
Belki yarın her şey değişmeyecek.
Belki eksikler tamamlanmayacak.
Belki bazı insanlar yine yarım bırakacak bizi.
Ama bir gün…
Bir yerde…
Bizi gerçekten anlayan bir sese rastlayacağız.
İşte insan o gün, bütün yorgunluğunu birkaç dakikalığına unutuyor.













