5 Mayıs 2026, Salı
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - PKK ve çözüm masalları: Aynı oyun, yeni perde!

PKK ve çözüm masalları: Aynı oyun, yeni perde!

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
5 Mart 2025
- Yazarlar
Okuma Süresi:8 dakikalık okuma
A A
0
PKK ve çözüm masalları: Aynı oyun, yeni perde!
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Türkiye’nin terörle mücadelesi, yüzeyde yalnızca bir güvenlik meselesi gibi görünse de, aslında çok daha derin bir tarihsel, ideolojik ve ekonomi-politik bağlamı olan bir süreç.

Abdullah Öcalan’ın geçmişte yaptığı “silah bırakma” çağrıları ile bugünkü açıklamaları arasında ne fark var? 2013 Çözüm Süreci neden başarısız oldu? 2015’te çatışmalar nasıl yeniden başladı? Ve en önemlisi, PKK bugün neyi hedefliyor? Bu soruların cevaplarını vermek için önce, PKK’nin ideolojik dönüşümüne ve arkasındaki küresel desteğe bakmamız gerekiyor. Çünkü bugün sahada sadece bir örgüt değil, onun beslendiği politik ekosistem de var.

Öcalan’ın ‘Silah Bırakma’ Çağrıları ve 2013 Çözüm Sürecinin Çöküşü

Abdullah Öcalan, 1999’da yakalandığında PKK’ya “silahları bırakın” çağrısı yaptı. Ancak bu çağrının arkasında gerçekten bir çözüm iradesi mi vardı, yoksa Öcalan kendi pozisyonunu korumaya mı çalışıyordu? Örgüt içinde Öcalan’ın çağrılarına rağmen Kandil’deki lider kadro hiçbir zaman silahlı mücadeleden vazgeçmedi. 2013 Çözüm Süreci ise benzer bir kaderi paylaştı.

AK Parti hükümeti, Öcalan ile yürüttüğü görüşmelerle PKK’yi siyasete entegre etmeyi ve silah bıraktırmayı hedefledi. Fakat süreç, örgütün şehir yapılanması olan YDG-H (daha sonra YPS) aracılığıyla Güneydoğu’da hendekler kazıp alan hâkimiyeti kurmaya çalışmasıyla raydan çıktı. Örgüt, Türkiye içinde bir tür “demokratik özerklik” ilan etmek için harekete geçti ve bu, doğrudan bir kalkışma girişimine dönüştü. Devletin 2015’te bu hendekleri temizlemek için başlattığı operasyonlar, çözüm sürecinin fiilen bitişi oldu. Ancak PKK’nin bu adımları tesadüf değildi. Zira o dönemde Batı’nın ve özellikle ABD’nin desteği, örgütün stratejik hesaplarını değiştirdi. PKK, 2015’ten itibaren sadece Türkiye içinde değil, Suriye ve Irak’ta da yeni bir yapılanmaya gitti. ABD’nin DEAŞ’la mücadele bahanesiyle YPG’yi sahada kara gücü olarak kullanması, örgütün ana stratejisini değiştirdi. Artık PKK, Türkiye içinde bir silahlı mücadeleden çok, Suriye’de ABD desteğiyle devletleşmeye odaklandı. SDG adı altında YPG’nin Batı’ya pazarlanması bu sürecin bir parçasıydı.

Bu noktada Türkiye’nin sınır ötesi operasyonları devreye girdi. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı harekâtları ile Türkiye, PKK/YPG’nin Suriye’nin kuzeyinde bir “terör koridoru” oluşturmasını engelledi. Ancak ABD’nin askeri desteği, YPG’yi doğrudan bir terör örgütü olarak tanımlamaktan kaçınması ve Batı basınının bu yapıyı “özgürlük savaşçıları” olarak pazarlaması, PKK’nin bölgedeki pozisyonunu hâlâ güçlü kılıyor. Örgütün Irak’taki varlığı da Türkiye için bir başka güvenlik riski. Kandil ve Sincar, PKK’nin lojistik ve eğitim merkezleri olarak kullanılıyor. Türkiye, SİHA operasyonları ve yerel iş birlikleriyle burada da örgütü zayıflatmaya çalışıyor. Ancak ABD’nin Irak’ta da PKK’yi dolaylı olarak desteklemesi, meselenin sadece bir “terörle mücadele” olmadığını, aynı zamanda jeopolitik bir denklem olduğunu gösteriyor. PKK’nin ideolojisi, yıllar içinde klasik Marksist-Leninist çizgiden “Demokratik Konfederalizm” adı verilen, Murray Bookchin’in teorilerinden esinlenen bir modele kaydı. Bookchin’in “özgürlükçü belediyecilik” fikri, PKK tarafından “halk meclisleri” modeliyle uyarlanarak kendi ideolojisine entegre edildi. Ancak burada önemli bir detay var: PKK’nin bu ideolojik dönüşümü aslında Batı ile entegre olabilmek için bir makyaj operasyonuydu. Zira Batı, 1990’ların klasik sol-terör gruplarını desteklemek yerine, insan hakları ve “yerel yönetimler” gibi söylemler üzerinden hareket eden grupları daha kolay meşrulaştırabiliyor. Öcalan’ın Bookchin’e yönelmesi de bu yüzden tesadüf değil.

Genellikle “Kürt sorunu” milliyetçi veya kültürel bir mesele olarak ele alınır. Ancak gerçekte, bu mesele ekonomi-politik bir sorundur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Doğu ve Güneydoğu Anadolu, ekonomik olarak geri bırakıldı. Bölgedeki feodal yapı, 20. yüzyılın ortalarına kadar varlığını korudu ve modernleşme süreci de burada kesintili ilerledi. Devletin bölgede oluşturduğu ağalar ve aşiretler sistemi, halkı ekonomik olarak bağımlı hale getirdi.

PKK ise bu yapıyı kendi lehine kullandı. Feodal düzenin ve devletin yanlış politikalarının yarattığı boşluğu doldurarak kendisine bir toplumsal taban oluşturdu. Bu nedenle Kürt sorununun çözümü, sadece kültürel haklar meselesi değil, bölgenin ekonomik olarak geliştirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Türkiye’de iktidar, ABD’ye ve Öcalan’a belirli sözler vermiş gibi görünüyor ama biz bu pazarlıkların detaylarını bilmiyoruz. Ne gibi tavizler verildi? Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarını durdurması mı bekleniyor? PKK, Suriye’de YPG çatısı altında resmileşmeye mi hazırlanıyor? Medyaya bakınca bile sürecin ne kadar belirsiz olduğu anlaşılıyor. Düne kadar DEM Parti’nin basın toplantısını ve Öcalan’ın açıklamalarını şenlik havasında veren televizyon kanalları, bugün Kürtçe ifadeleri sansürlüyor. İktidara yakın medya bile ne olup bittiğinden emin değil, çünkü sürecin hangi yöne evrileceği henüz belli değil. İşte bu noktada, AKP’nin önemli isimlerinden Binali Yıldırım’ın çıkışı devreye giriyor: “Anayasadan Türklüğü çıkaralım.”

1924 Anayasası’ndan bu yana yürürlükte olan ve vatandaşlık tanımı yapan “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla Türk denir” ifadesi tarihe mi karışıyor? Eğer bu gerçekleşirse, PKK’nin yıllardır talep ettiği anayasal değişikliklerden biri hayata geçirilmiş olacak. Bunun devamında anadilde eğitimin ve Türkçenin resmi dil statüsünün tartışmaya açılmasını beklemek için kahin olmaya gerek yok.

Türkiye Ne Yapmalı?

1. Güvenlik Politikalarını Sürdürmek ve Sertleştirmek

PKK’nin en büyük avantajı, coğrafi avantajları ve Batı’dan aldığı destek. Ancak 2016’dan bu yana yapılan askeri harekâtlar örgütün özellikle Suriye ve Irak’taki lojistik hatlarını büyük ölçüde kırdı. Burada temel mesele şu: Türkiye, operasyonları yarıda bırakmamalı ve terörü kökten bitirecek bir uzun vadeli plan oluşturmalı.

Örgütün Kuzey Irak’taki Kandil, Sincar ve Mahmur gibi alanları tamamen imha edilmeden, Türkiye’de şehirlerde yeniden yapılanma ihtimali her zaman masada kalacaktır. PKK’nin Irak’taki varlığını Pençe-Kilit operasyonları ile ciddi anlamda darbeleyen Türkiye, burada Batı’nın oyununa gelmeden stratejik derinlik kazanmalı. Irak’ta ve Suriye’de PKK’nin lojistik hatlarını kesmek için:

  • Kandil ve Sincar’a kalıcı üs bölgeleri kurulmalı.
  • Suriye’de terör koridoru tamamen temizlenmeli. Fırat’ın doğusundaki yapılar hedef alınmalı.
  • Irak yönetimi ile daha güçlü askeri koordinasyon sağlanmalı. Bağdat’a diplomatik baskı artırılmalı.

Türkiye’nin askeri gücü 2015 öncesinden çok daha büyük. Ancak burada mesele sadece askeri değil, jeopolitik akılla hareket etmektir. Batı’nın terör örgütüne verdiği desteğin sürdüğ

2. Ekonomik Kalkınmayı Hızlandırmak ve Bölgedeki Feodal Yapıyı Tasfiye Etmek

PKK’nin beslendiği en büyük kaynaklardan biri, bölgedeki feodal yapı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e aktarılan bu sistem, ağalar, aşiret reisleri ve toprak sahiplerinin halkı ekonomik olarak esir almasını sağladı. Bugün bile, devlet desteği almak için PKK ile iş tutan aşiretler var.

Burada açık konuşalım: Bu sistem yıkılmadan, Kürt halkı devlete tam anlamıyla entegre olamaz. Çünkü PKK, bu feodal yapıyı kendine hizmet eden bir ekonomik modele çevirdi. Devlet, özellikle şu adımları atmalı:

  • Feodal toprak sahiplerinin elindeki ekonomik güç alınmalı.
  • Küçük ve orta ölçekli işletmelere doğrudan devlet desteği verilmeli.
  • Doğu ve Güneydoğu’daki sanayi bölgeleri artırılmalı, özel teşvik sistemleri kurulmalı.
  • Bölgedeki genç nüfus için kapsamlı eğitim ve istihdam programları başlatılmalı.

PKK’nin en güçlü olduğu kitle 15-30 yaş arası işsiz gençler. Bunlar ya örgüte katılıyor, ya da Avrupa’ya kaçıyor. Eğer bölge ekonomik olarak kalkınırsa, PKK taban kaybeder.

3. Halkı Kazanmak ve PKK’nin Propaganda Gücünü Kırmak

PKK’nin en büyük silahlarından biri, ideolojik propaganda. Örgüt, kendisini Kürt halkının tek temsilcisi gibi göstermeye çalışıyor. Devletin en büyük hatalarından biri, bu propaganda ile etkili şekilde mücadele etmemesi.

PKK’nin medya ve sosyal medya gücü, genç nesilleri etkilemek için Batı tarafından besleniyor. Bu noktada Türkiye’nin atması gereken adımlar:

  • PKK’nin bölgedeki eğitim ve kültürel manipülasyonuna karşı, devlet destekli güçlü bir medya stratejisi oluşturulmalı.
  • Kürt gençlerine hitap eden, PKK’yi teşhir eden içerikler hazırlanmalı.
  • Kürt vatandaşların sorunları çözülmeli, örgütün istismar ettiği tüm boşluklar kapatılmalı.

Türkiye, sadece güvenlik politikalarıyla değil, zihinleri de kazanarak terörle mücadele etmelidir.

Ve en önemli soruya gelelim: Bütün bunlar neden şimdi oluyor?

Cevap açık: Türkiye’de yeni bir siyasi dizayn yapılıyor ve bu süreç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar aday olmasını sağlayacak bir adım olarak görülüyor. Eğer Öcalan’ın çağrısı üzerinden yeni bir süreç başlatılırsa, bu, seçim dinamiklerini de doğrudan etkileyecek. 2013-2015 sürecini hatırlamak bu yüzden önemli. O dönem de büyük umutlarla başlatılan bir sürecin nasıl bozulduğunu ve sonuçlarının ne olduğunu gördük. Bugün tekrar benzer bir yol haritası devreye sokuluyorsa, bunun sadece bir seçim hamlesi olmadığını, devletin yeni bir yapı inşa etmeye çalıştığını anlamak gerekiyor.

Bu kadar yazdık, en önemli kısmı unutmayalım: Cumhuriyet ve Türk milleti uğruna şehit olan asker ve vatandaşlarımızı bir kez daha saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyorum.

Etiketler: PkkTürkiye
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Sokakta aracın çarptığı 2 yaşındaki Zeynep hayatını kaybetti

Sonraki Haber

İki kez yanan sazlıkta yine yangın çıktı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Bunu kendinize söylemelisiniz! Kabul ediyorum; mükemmel olmak zorunda değilim, olduğum halimle değerliyim
Yazarlar

Bunu kendinize söylemelisiniz! Kabul ediyorum; mükemmel olmak zorunda değilim, olduğum halimle değerliyim

5 Mayıs 2026
Sevgili yazar Ebrar Sude Kardeş ile söyleşi
Yazarlar

Sevgili yazar Ebrar Sude Kardeş ile söyleşi

5 Mayıs 2026
Gündemdeki reklam üzerine iletişim gözüyle değerlendirme
Yazarlar

Gündemdeki reklam üzerine iletişim gözüyle değerlendirme

4 Mayıs 2026
Hayallerini Boğaza Bırakan Bir Kalemin Hikâyesi
Yazarlar

Hayallerini Boğaza Bırakan Bir Kalemin Hikâyesi

4 Mayıs 2026
Muğla için tarihi eşik
Yazarlar

Muğla için tarihi eşik

3 Mayıs 2026
Türk Kültürünü benimseyebilenler/benimsemek isteyenler ve benimseyemeyenler/benimsemek istemeyenler...
Yazarlar

Türk Kültürünü benimseyebilenler/benimsemek isteyenler ve benimseyemeyenler/benimsemek istemeyenler…

3 Mayıs 2026
Sonraki Haber
İki kez yanan sazlıkta yine yangın çıktı

İki kez yanan sazlıkta yine yangın çıktı

En Güncel Haberler

Özel Haber

Gluten hassasiyeti nasıl anlaşılır? Belirtiler ve dikkat edilmesi gerekenler

5 Mayıs 2026
Erkan Kork’un da yer aldığı davada 3 tahliye, tutukluluğu devam edenler var
Öne Çıkan

Erkan Kork’un da yer aldığı davada 3 tahliye, tutukluluğu devam edenler var

5 Mayıs 2026
İBB Davasında 9’uncu hafta başlıyor: 77’si tutuklu 414 sanık savunma yapacak
Öne Çıkan

İBB Davasında 9’uncu hafta başlıyor: 77’si tutuklu 414 sanık savunma yapacak

5 Mayıs 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Gazze’de hayatını kaybeden gazeteciler anıldı

5 Mayıs 2026
Yaşam

Göç İdaresi’nden ‘Göç Haberlerinde Yanlış Bilgi ve Dezenformasyonla Mücadele’ medya semineri

5 Mayıs 2026
Yaşam

Bartın’da sağanağın ardından deniz çamur rengini aldı

5 Mayıs 2026
Yaşam

Diyarbakır’da bulunan yeni ters lale türüne, keşfeden öğretmenin kızının ismi verildi

5 Mayıs 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Sultangazi Belediyesi’nden 19 Mayıs Budokaido Şampiyonası

Sultangazi Belediyesi’nden 19 Mayıs Budokaido Şampiyonası

- Haberton
5 Mayıs 2026

Sultangazi Belediyesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı iş birliği ile düzenlenen ‘19 Mayıs Budokaido Şampiyonası’na ev sahipliği yaptı. 500 sporcunun katılımıyla...

Gluten hassasiyeti nasıl anlaşılır? Belirtiler ve dikkat edilmesi gerekenler

İş yerinde mobbinge karşı ne yapılabilir? Etkili ve somut adımlar

Anneler Günü’nde ne almalı? Klişelerin dışına çıkan hediye önerileri

Gece diş sıkma (Bruksizm): Fark edilmeden dişleri aşındıran tehlike

Güncel Haber

Gluten hassasiyeti nasıl anlaşılır? Belirtiler ve dikkat edilmesi gerekenler

5 Mayıs 2026
Erkan Kork’un da yer aldığı davada 3 tahliye, tutukluluğu devam edenler var

Erkan Kork’un da yer aldığı davada 3 tahliye, tutukluluğu devam edenler var

5 Mayıs 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton