6 Ağustos 2026, Perşembe
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Korkunun saltanatı

Korkunun saltanatı

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
29 Ocak 2025
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
0
Korkunun saltanatı
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Türkiye’nin siyasi iklimi, uzun zamandır içinden çıkılamaz bir labirente dönüşmüş durumda. Bu labirentte her dönemeçte daha derinleşen kutuplaşma, adaletsizlik ve korku, toplumsal dokuyu parçalıyor, bireyleri birbirine yabancılaştırıyor.

Bugünün Türkiye’si, artık sadece siyasi bir çatışma alanı değil; aynı zamanda hukukun üstünlüğünün gölgede kaldığı, bireysel hak ve özgürlüklerin kuşatıldığı, hakikatin ise iktidar aygıtının çıkarlarına uygun bir şekilde şekillendirildiği bir ülke. Bu labirentin karanlık köşelerinde, halkın sesi yankılanmıyor; çünkü o ses, duvarların ötesine ulaşmadan boğuluyor. Her dönemeçte yeni bir düşman yaratılıyor, yeni bir korku yayılıyor. Kutuplaşma yalnızca bir araç değil; bir yaşam biçimi hâline getiriliyor. İnsanlar artık yanındakine güvenmek yerine, kimliğini sorgulamaya yönlendiriliyor. “O bizden mi?” sorusu, tüm diyalogların ve ilişkilerin önüne geçiyor. Toplum, biz ve onlar şeklinde ikiye ayrılıyor; ama asıl kazanan, bu bölünmeden beslenen iktidar oluyor.

Son yirmi yılda Türkiye’de iktidarın inşa ettiği sistem, adaleti yerle bir eden bir dizi mekanizma ile güçlenmiştir. Hukukun bağımsızlığı ilkesi, yerini yandaşlıkla yoğrulmuş bir yargı sistemine bırakmış durumda. Mahkemelerin kararları, bir zamanlar yargının tarafsızlığına duyulan güvenin teminatıydı; oysa bugün mahkeme salonları, iktidarın gücünü pekiştiren birer tiyatro sahnesine dönüşmüş durumda. “Adalet”, artık sadece güçlü olanın elindeki bir araç; zayıf olanın boynunda ise bir prangadır. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, muhalif olmak, yargı sopasıyla susturulmanın bir gerekçesi hâline gelmiştir. Gazeteciler tutuklanıyor, akademisyenler susturuluyor, aktivistler itibarsızlaştırılıyor. Bu düzenin temelinde ise, halkın iradesinin değil, korkunun yönlendirdiği bir otoriterlik yatıyor.

Kutuplaşma, iktidarın en güçlü silahlarından biri olarak kullanılmakta. Toplum, kutuplar arasında sıkışmış, birbirine karşı kışkırtılmış durumda. Siyasal söylem, “yanımızda olanlar” ve “karşımızda duranlar” gibi keskin ayrımlarla şekilleniyor. Bu kutuplaşma yalnızca siyasi arenayı değil, aile içi ilişkilerden işyerlerine, sosyal medyadan mahalle kahvelerine kadar tüm yaşam alanlarını zehirliyor. Bir arada yaşama kültürümüz, bu bilinçli politikalarla yok edilirken, bireyler kendi kimliklerini savunma adına diğerini dışlayan bir pozisyona sürükleniyor.

İktidarın kullandığı korku politikaları, bu kutuplaşmayı besleyen en önemli unsurlardan biri. Korku, toplumun kontrol edilmesi için güçlü bir araçtır ve Türkiye’de bu aracın en sert hâliyle nasıl işlediğini görmekteyiz. İnsanlar, özgürce düşünmekten, eleştirmekten ve hatta konuşmaktan çekinir hâle getirildi. “Yanlış” bir tweet, “sakıncalı” bir paylaşım, “sıradan” bir eleştiri bir gecede sizi gözaltına aldırabilir. Korku, sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal hafızanın ve direncin de çökertilmesine neden oluyor. Toplum, sessizleştiriliyor ve pasif bir şekilde her şeyi kabullenmeye itiliyor.

Adaletsizliklerin en belirgin olduğu alanlardan biri de ekonomik düzen. İktidar, kendi çevresini zenginleştiren, kamu kaynaklarını kontrolsüzce kullanan bir sistem kurdu. Devlet ihaleleri, liyakatten yoksun, tamamen sadakate dayalı bir biçimde dağıtılıyor. Bu durum, toplumsal eşitsizlikleri derinleştirirken, halkın güvenini de yerle bir ediyor. Adaletin ekonomik boyutu, toplumun en alt kesimlerinde hissedilirken, iktidar çevresine yakın olanlar ise “beşli çete” misali refahlarına refah katıyor. Bu düzende, bir yanda açlık sınırında yaşayan milyonlar, diğer yanda lüks içinde yüzen bir avuç seçkin var.

Eğitim sistemi de bu adaletsizliklerin en yoğun hissedildiği bir başka alan. Eğitime erişim, bireyler arasındaki fırsat eşitsizliğini gidermek yerine daha da derinleştiren bir yapıya bürünmüş durumda. Özel okullara erişim, ekonomik güce dayalı olarak şekillenirken, devlet okullarındaki kaynak yetersizliği, geleceğimizin teminatı olan gençleri çaresiz bırakıyor. İktidarın ideolojik yönlendirmeleri ise eğitim müfredatını, bilimsel doğrular yerine siyasi çıkarların aracı hâline getiriyor. Bu durum, gençlerin sorgulama ve eleştirel düşünme yetilerini köreltirken, geleceğin Türkiye’sini şekillendirecek bireylerin yetişmesine engel oluyor.

Peki, bu korku ve adaletsizlik iklimi nasıl bu kadar kökleşti? Bunun temelinde, iktidarın medya üzerindeki kontrolü yatıyor. Gazetecilik, bağımsız bir denetim mekanizması olmaktan çıkıp iktidarın propaganda aracı hâline geldi. Ana akım medya, halkın gerçekleri öğrenmesini değil, iktidarın mesajını taşımayı görev edinmiş durumda. Doğru bilgiye ulaşmak, adeta bir lüks hâline geldi ve bu da toplumun mevcut durumu sorgulama kapasitesini sınırlıyor. Bilinçli bir halk, otoriter yönetimlerin en büyük düşmanıdır; fakat mevcut medya düzeni, bilinç yerine itaati teşvik ediyor. Medyanın bu dönüşümü, yalnızca tek bir görüşün baskın hâle gelmesiyle sınırlı değil; aynı zamanda muhalefetin sesini boğmaya yönelik stratejik bir susturma aracı olarak işliyor. Medya, hakikati aktarmak yerine, yalanı süsleyip hakikat gibi sunarak toplumu manipüle ediyor. Bu manipülasyon, bireyleri yalnızca sessizliğe değil, aynı zamanda “gerçek” adı altında sunulan sahte bir dünya görüşüne mahkûm ediyor. Toplum, gerçeği bulmak için çabalarken, iktidarın çizdiği sınırların dışına çıkamıyor. Bu da halkın hem zihinsel hem de ahlaki bağımsızlığını yok eden bir kısır döngü yaratıyor.

Ancak bu kasvetli tabloya rağmen, Türkiye’de hala umut ışıkları var. Direnen gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve bireyler, tüm bu baskıya rağmen adaleti, özgürlüğü ve eşitliği savunuyor. Bu mücadele, her ne kadar zor ve uzun bir yolculuk olsa da, toplumsal değişim ancak bu şekilde mümkün olabilir. Adaletin yeniden tesis edilmesi, korkunun değil umudun hakim olduğu bir Türkiye inşa etmek, her bireyin omuz omuza vereceği bir dayanışma ile sağlanabilir.

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durum, tarihin başka dönemlerinden de aşina olduğumuz bir manzara sunuyor: Güç, adaleti ezdiğinde; korku, özgürlüğü susturduğunda; ve halk, kendi hakikatiyle yüzleştiğinde, her zaman bir değişim kaçınılmaz olmuştur. O günün bir an önce gelmesi dileğiyle, bu mücadelede ses çıkarmaktan, direnmekten ve hakikatin yanında olmaktan vazgeçmemek gerekiyor. Çünkü unutulmamalıdır ki, en karanlık gece bile, bir sabahla sona erer.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Gazetecilik suç değildir

Sonraki Haber

Özgürlükler ülkesi Amerika’daki kürtaj yasağı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Yeni James Bond kim olacak: Yıl sonunda açıklanabilir
Yazarlar

Yeni James Bond kim olacak: Yıl sonunda açıklanabilir

5 Ağustos 2026
Renklerin gizli dilini hiç düşündün mü?
Yazarlar

Renklerin gizli dilini hiç düşündün mü?

4 Ağustos 2026
Sorgulamamanın sessizliği
Yazarlar

Sorgulamamanın sessizliği

3 Ağustos 2026
Ankara insanı ile sarı etiketin dillere destan hikâyesi
Yazarlar

Ankara insanı ile sarı etiketin dillere destan hikâyesi

3 Ağustos 2026
Gamsız mektup
Yazarlar

Gamsız mektup

2 Ağustos 2026
Ankara’nın parklarında romantizm sökmez, racon işler!
Yazarlar

Ankara’nın parklarında romantizm sökmez, racon işler!

2 Ağustos 2026
Sonraki Haber
Özgürlükler ülkesi Amerika'daki kürtaj yasağı

Özgürlükler ülkesi Amerika'daki kürtaj yasağı

En Güncel Haberler

Eskişehir’de şarampole devrilip takla atan otomobilde 2 kişi yaralandı
Yerel Haberler

Eskişehir’de şarampole devrilip takla atan otomobilde 2 kişi yaralandı

6 Ağustos 2026
Bursa'da İznik Gölü'ne düşen bir kişi hayatını kaybetti
Yerel Haberler

Bursa’da İznik Gölü’ne düşen bir kişi hayatını kaybetti

6 Ağustos 2026
Bursa'da elektrikli  bisiklet uçuruma yuvarlandı: 3 yaralı
Yerel Haberler

Bursa’da elektrikli bisiklet uçuruma yuvarlandı: 3 yaralı

6 Ağustos 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Okul saldırısında ölen Adnan Göktürk’ün babası: Cumhurbaşkanımız taleplerimizi olumlu karşıladı

5 Ağustos 2026
Yaşam

2 yaşındaki bebeği Heimlich manevrasıyla kurtaran personele ödül

5 Ağustos 2026
Yaşam

Çiftliğin havalandırması arızalanınca 4 bin tavuk öldü

5 Ağustos 2026
Yaşam

Denizde boğulma tehlikesi geçiren Batın, kurtarılamadı

5 Ağustos 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Nefes borusuna cisim kaçan kadın, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı; o anlar kamerada

Nefes borusuna cisim kaçan kadın, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı; o anlar kamerada

- Haberton
6 Ağustos 2026

Ankara’nın Altındağ ilçesinde bir kuaförün önünde nefes borusuna cisim kaçan kadın, kuaför çalışanının yaptığı Heimlich manevrası ile kurtarıldı. O anlar...

Yapay zekâ dolandırıcılığı nedir? Sesinizi ve görüntünüzü kopyalayarak hedef alabiliyorlar

İnsanlar neden giderek daha unutkan oluyor? Günlük alışkanlıklar hafızayı sessizce zayıflatıyor

Sürekli terleme hangi hastalıkların habercisi olabilir?

Kelebekler gerçekten sadece 1 gün mü yaşıyor? Yıllardır doğru sanılan bilgi ortaya çıktı

Güncel Haber

Eskişehir’de şarampole devrilip takla atan otomobilde 2 kişi yaralandı

Eskişehir’de şarampole devrilip takla atan otomobilde 2 kişi yaralandı

6 Ağustos 2026
Bursa'da İznik Gölü'ne düşen bir kişi hayatını kaybetti

Bursa’da İznik Gölü’ne düşen bir kişi hayatını kaybetti

6 Ağustos 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton