Diplomalı muhabir olarak bildiriyorum… Gazetecilik yalnızca haber yazmak ya da kamera karşısına geçmekten ibaret değildir. Bu meslek; etik ilkeleri, hukuki sorumlulukları, kamu yararını gözetme bilincini ve mesleki disiplini içinde barındıran ciddi bir uzmanlık alanıdır.
Üniversitelerin iletişim fakültelerinde öğrenciler; haber yazım tekniklerinden medya hukukuna, basın etiğinden saha uygulamalarına kadar birçok konuda eğitim alır. Mesleğe hazırlanırken haklarını, sorumluluklarını, görevlerini ve gazetecilik ilkelerini öğrenirler.
Ancak bu sınav döneminde gazetecilik okumayı düşünen arkadaşlarıma, bir meslektaşları olarak sahadan da bir şeyler aktarmak istiyorum.
Sahada işler her zaman üniversitede anlatıldığı gibi yürümeyebilir. Hayatın gerçekleri ile teoride öğrenilenler arasında zaman zaman farklılıklar olabilir. Tıpkı sınıfta bulunmayan bir arkadaş için yoklama imzası atılması gibi, sahada da bazı yanlışların normalleştirildiğine şahit olabilirsiniz.
Fakat önemli olan, yanlışın yaygın olması değil; doğrunun ne olduğunu bilmek ve ona bağlı kalabilmektir.
Trafikte kurallar sabittir. On aracın yanlış yöne girmesi, o yönün doğru olduğu anlamına gelmez. Bu durum yalnızca birçok kişinin aynı hatayı yaptığı anlamına gelir. Mesleki yaşamda da durum bundan farklı değildir.
Her şeye rağmen emeğinizi, çabanızı ve gazeteciliğe olan inancınızı koruyun. Doğru bildiğiniz ilkelerden vazgeçmeden de başarılı olmak mümkündür. Hakkınızı yedirmemek kadar hak yememek de önemlidir.
Gazetecilerin çalıştıkları kurumlara karşı sorumlulukları vardır. Görevlerini eksiksiz yerine getirmeleri beklenir. Ancak kurumların da çalışanlarına karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Emek veren insanların haklarını teslim etmek, mesleki saygının ve kurumsal kültürün temel unsurlarındandır.
Hakkınız verilmeden yaptığınız iş, bir süre sonra başarı hissinden çok mesleki yıpranmaya dönüşebilir. Bu nedenle diplomanızı, bilginizi, emeğinizi ve zamanınızı size değer veren, emeğinizi gören ve hakkınızı teslim eden kurumlar için harcamaya özen gösterin.
Toplumda sıkça kullanılan bir söz vardır: “Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.”
Bu sözün tersini yapabilenlerden olun. Gerekirse o taşın yanlış olduğunu söyleyen kişi siz olun. Kalabalığın peşinden gitmek yerine doğru bildiğiniz yolda yürümekten vazgeçmeyin.
Dört yıl boyunca eğitim aldınız. Sınavlara girdiniz. Uykusuz geceler geçirdiniz. Emek verdiniz, ter döktünüz. Bu nedenle mesleğinizi herhangi bir insanın yapabileceği sıradan bir iş gibi görmeyin.
Kâğıt üzerinde gazeteci olmayın.
Araştıran, sorgulayan, doğrulayan, fark yaratan ve adı yaptığı işle anılan bir gazeteci olun.
Çünkü gazetecilik sadece bir meslek değil, aynı zamanda kamu adına gerçeğin peşinde koşma sorumluluğudur.













