Kapılar ardında beklerim ben hep değil mi? Ardında da durmam, hep yanındayımdır da? Bilirsin, bilirim.
Her düştüğünde tutarım ellerinden, gözyaşlarımı hiçe sayar, seninkileri silerim, yaralarını tek tek öperim, benimkileri defalarca kanatsan bile. Yürüyorum ben uçuruma, sen itsen de, tek tek çıkıyorum yokuşları, sana gelebilmek için. Sırtım epey dönük artık sana, sen de bil sarsıldı gönlümdeki yerin. O yeşimler cezbetmiyor beni artık çünkü beni görmüyor. Gözden ırak olmaya gerek yokmuş, gönülden ırak olmak için. Epey uzaksın bilakis sen gönlüme. Yazık etmedin mi bu sevdalara, çok olmadı bu sefer canımı acıttıkların? Ağlamaz mı beni doğuran ana bana? Sormaz mı geçmedi mi o gönlünden diye?
Geçtin sevdam, son savaşıma da yenik düştüm. Ellerim, kollarım, benliğim yara bere içinde. İster gel, ister gelme, sen bile seni özleyeceksin lakin bana gelemeyeceksin, gelsen bile bende beni bulamayacaksın, evvela ben bile bulamıyorum kendimi. Arkaya bakmak pek senlik değil, olurda bir akşam sızlarsa burnunun ucu, gözlerin ufacık da olsa dolarsa, rüzgar getirirse sana bir esintiyle kokumu, anma beni, hatırlama, bir daha beni kendinle yıkma. Ben unutamıyorum madem, sende o vakit kendini hatırlatma. Başka tenlerde kül olup da beni geri yangınlara çevirme. Evimin duvarlarına çiçekler asıp başıma yıkma. Sen döndün velev konu dönmek değil, konu bir daha gitmemek. Sevdin misal konu sevmek değil, bir daha sözleri hiç etmemek. Geldin, yıktın, gittin. Daha açar mıyım çiçek bilmem lakin, gözümden süzülen her yaş sanadır, bizedir. Güzel bir eylül akşamında baktığım gözlerinedir. Sana değil bilesin. Sana içimde öfke bile kalmadı. Git sevgili, gittiğin yeri mutlu et. Mutsuzluk bile güzeldi seninle, ancak bu küçük kız çocuğunun dolu kahkahaları var. Yeşim gözlerinden son kez öperim, bir de başka tenlerde sönüp, içeriye beni hiç almadığın kalbinden…













