Günümüzde, bilgiye ulaşımın bu kadar kolay olduğu bir çağda, haber almak bir ihtiyaçtan öte bir hak haline geldi.
Bu hakkı bizlere sunan en önemli araçlardan biri hiç şüphesiz basındır. Ancak, basının özgürce görevini yapması, birçok ülkede hala büyük bir mücadele gerektiriyor.
Gazetecilik, toplumun aynasıdır. Toplumsal olayları, sorunları, haksızlıkları gündeme getirerek, kamuoyunu bilinçlendirme görevi üstlenir. Bu görevi yerine getirirken, gazeteciler sıklıkla tehditlerle, baskılarla ve hatta haksız tutuklamalarla karşı karşıya kalmaktadır.
“Gazetecilik suç değildir” sloganı, bu durumun ne kadar yanlış olduğunu gözler önüne seriyor. Haber yapmak, bilgiyi paylaşmak, toplumun sesi olmak bir suç değil, aksine bir vatandaşlık görevidir. Basın özgürlüğü, demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından biridir. Özgür basın olmadan, demokrasinin sağlıklı işlemesi mümkün değildir.
Gazetecilere yönelik saldırılar, sadece basın özgürlüğüne değil, aynı zamanda tüm bireylerin ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırıdır. Herkesin düşüncelerini özgürce ifade etme hakkı vardır. Bu hak, sadece olumlu düşünceleri değil, aynı zamanda eleştirileri, farklı görüşleri de kapsar.
Gazeteciler, toplumun vicdanıdır. Onların sesini kısmak, toplumun sesini kısmak demektir. Toplumun sorunlarına göz yumarak, çözüm üretmek mümkün değildir. Bu nedenle, gazetecilerin güven içinde çalışabileceği bir ortamın oluşturulması, hepimizin ortak sorumluluğudur.
” YETER DA GERÇEKTEN YETER!!!”













