“Yarın canım avukatlık yapmak istedi.” Böyle bir cümle size ne kadar gerçekçi geliyor?
Peki, “Ben birkaç haber çektim, birkaç röportaj yaptım; artık gazeteciyim.” demek neden bu kadar normal karşılanıyor?
İşte tam da mesele burada başlıyor.
Günümüzde birçok meslek yıllar süren eğitim, emek, staj ve ciddi bir birikim gerektiriyor. Kimse sabah uyanıp “Bugün doktor olayım.” diyemiyor. Kimse birkaç dava izledi diye avukat, birkaç ameliyat seyredince cerrah olamıyor. Çünkü her mesleğin bir eğitimi, etik kuralları ve uzmanlığı var.
Gazetecilik de bunlardan biri.
İletişim fakültelerinde yıllarca eğitim alınmasının, haber yazımı, medya hukuku, etik, röportaj teknikleri, kriz iletişimi ve uygulamalı derslerin verilmesinin bir sebebi var. Gazetecilik sadece kamera tutmak ya da mikrofon uzatmak değildir. Olayı doğru analiz etmek, teyit etmek, kamu yararını gözetmek ve sorumluluk bilinciyle hareket etmektir.
Sevindirici olan ise bu konuda artık bazı adımların atılıyor olması. İletişim Başkanlığı’nın mesleğin niteliğini korumaya yönelik çalışmaları, gazeteciliğin hak ettiği saygınlığı yeniden kazanması adına önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Elbette sahada deneyim çok değerlidir. Ancak deneyim, eğitimin yerine geçmez; onu tamamlar. Bir mesleği izleyerek öğrenebilirsiniz ama o mesleğin mensubu olmak için gereken akademik ve mesleki yeterliliği de kazanmanız gerekir.
Gazetecilik, “Ben de yaparım.” denilecek kadar basit bir uğraş değildir. Toplum adına soru soran, kamu adına takip eden ve doğru bilgiyi aktaran kişilerin mesleğidir.
Kısacası; nasıl yarın canımız istedi diye avukat ya da doktor olamıyorsak, gazeteci de olamayız. Çünkü gazetecilik de emek, eğitim, etik ve sorumluluk isteyen saygın bir meslektir. Belki artık bunu kabul etmenin zamanı gelmiştir.











