24 Ekim 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - İnsanoğlu tuhaftır

İnsanoğlu tuhaftır

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
12 Nisan 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
0
İnsanoğlu tuhaftır
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Geçen gün, hiçbir vasfı olmayan, inanılmaz derecede sıradan bir salı günü, evde oturmuş mutfak tezgahındaki kurumuş su lekesine bakarak kendi kendime şöyle fısıldadım: “İnsanoğlu tuhaftır.”

Bu, arkasında devasa bir sosyolojik birikim veya ansızın gelen felsefi bir aydınlanma barındıran bir cümle değildi. Sadece o su lekesinin, mutfak süngerinin ve genel olarak hayatın bana hissettirdiği çaresizliğin düz bir dışa vurumuydu. Ama sonra gerçekten durup düşündüm. Biz inanılmaz tuhaf yaratıklarız. Hatta “tuhaf” kelimesi, bizim bu akıl almaz tutarsızlıklar silsilemizi tanımlamakta o kadar aciz, o kadar zavallı kalıyor ki, sırf bizi tarif etmek için yeni bir alfabe falan icat edilmesi lazım.

Mesela asansör beklemeyi ele alalım. Dünyanın en gereksiz, en gergin, en absürt eylemi. Asansörün düğmesine bir kere basmışsındır. Düğmenin kenarında cılız kırmızı bir ışık yanmıştır. O düğmenin arkasındaki basit elektronik devre, “Evet kardeşim, anladım, geliyorum” mesajını merkezi sisteme iletmiştir. Sistem bu durumu idrak etmiştir. Ama biz ne yaparız? İnsanoğlu olarak asla tatmin olmayız. O düğmeye üç kere, beş kere, on iki kere, sanki asansör kabininin içindeki çelik halatları bizzat ellerimizle çekecekmişiz gibi abanırız. Neden? Çünkü tuhafız. Çünkü o plastik düğmenin bizim aciliyetimizi hissetmesini, metale ve kablolara duygusal bir baskı yapmayı bekliyoruz. “Çabuk gel, benim gitmem gereken inanılmaz mühim yerler var” hissiyatını o cansız panele aşılamaya çalışıyoruz. Bu korkunç bir hezeyan.

İnsanoğlu tuhaftır çünkü sürekli olarak birbirimize tahammül ediyormuş gibi yapıp, en ufak bir fırsatta birbirimizi zihnimizde paramparça ederiz. Yolda yürürken hiç tanımadığınız biriyle kazara göz göze gelme anını düşünün. O bir saniyelik sessiz bakışma… Sanki karşıdaki insan bizim en derin, en karanlık, en iğrenç sırlarımızı o saniyede çözmüş gibi bir panik havası yaratır. Hemen kafamızı çeviririz. Nereye bakarız? Elbette telefonumuza. Ekran kapalıdır, simsiyah bir camda kendi yamuk yansımamıza bakarız ama o an tuş kilidini açıp inanılmaz mühim bir devlet meselesi çözüyormuş, sanki borsada milyon dolarlar yönetiyormuş gibi ekranı kaydırmaya başlarız. İnsanoğlunun yirmi birinci yüzyıldaki en büyük savunma mekanizması, parmağıyla bir cam parçasını yukarı kaydırmaktır. Ortamda bir tehlike mi var? Kaydır. Garip bir sessizlik mi oldu? Kaydır. Dünyanın sonu mu geliyor, göktaşları mı düşüyor? “Bir saniye, şu an hikayelere bakıyorum, kıyamet biraz bekleyebilir.”

Bir de şu var: “ “Nasılsın?” sorusu. Bakın, bu çok acımasız, altı tamamen boş ve hiçbir hukuki, ahlaki dayanağı olmayan bir sorudur. Bir insan diğerine, sırf aynı asansör kabininde üç saniyeden fazla göz göze geldiler veya aynı apartmanın merdivenlerini iniyorlar diye bu devasa varoluşsal yükü yükleyemez. Sizin bana o an fırlattığınız o sıradan “Nasılsın?” sorusuna benim gerçekten, dürüstçe ve analitik bir biçimde cevap verebilmem için en az kırk beş dakikaya, bir projeksiyon cihazına ve dinleyenlerin üst düzey bir zihinsel dayanıklılığa sahip olmasına ihtiyacım var. Ama toplum benden ne bekliyor? Dişlerimi göstererek “İyiyim, sen nasılsın?” dememi… Bu kocaman, yapısal bir yalan. İnsan, doğası ve evrendeki konumu gereği “iyi” olamaz. İnsan ancak ve ancak “şu an için akut bir kriz yaşamayan, ama her an bir sinir harbi geçirmeye büsbütün müsait, yorgun bir karbon yığını” olabilir.

Evdeki eşyalarla kurduğumuz ilişki de apayrı bir vaka. Hiçbir işe yaramayan, “belki bir gün lazım olur” diyerek sakladığımız o meşhur kablo çekmecesini düşünün. Her evde vardır o. Nokia 3310 şarj aleti, ne işe yaradığı asla bilinmeyen eski scart kabloları, ucu kopmuş kulaklıklar… O çekmece bizim umudumuzdur. İnsanoğlu olarak geleceğe dair o kadar garip bir iyimserliğimiz var ki, 2004 yılından kalma bir aletin bilmem kaç yılına gelindiğinde aniden hayati bir önem taşıyacağına inanırız. O kabloyu atarsak, evrenin dengesinin bozulacağını, ansızın o kabloya muhtaç kalıp sokaklara düşeceğimizi falan sanırız. Bu eşsiz bir delilik türü.

Peki ya dizi izleme ritüellerimiz? Milyonlarca dolarlık prodüksiyonlara, yüz binlerce saatlik içerik arşivlerine parmaklarımızın ucuyla erişebiliyoruz. Ne yapıyoruz peki? Akşam işten dönüp, yemek yerken izleyecek bir şey bulmak için kırk beş dakika boyunca menüde geziniyoruz. Kırk beş dakika! Sadece afişlere ve fragmanlara bakarak hayatımızın önemli bir bölümünü heba ediyoruz. Sonra yemeğimiz soğuyor, sinirleniyoruz ve sonunda gidip daha önce sekiz yüz kere izlediğimiz bir dizinin rastgele bir bölümünü açıyoruz. Çünkü insanoğlu yenilik istermiş gibi yapar ama aslında o güvende hissettiği, sonunu bildiği aptal konfor alanından bir santim bile dışarı çıkmak istemez.

İnsanoğlu tuhaftır efendim. Hem de korkunç derecede tuhaf. Kendi elleriyle yarattığı anlamsız kuralların, saçma sapan sosyal normların altında ezilip, sonra da “hayat çok zor” diyerek o kurallardan şikayet eden tek biyolojik tür biziz. Alarmı sabah yediye kurup, sonra onu onar dakika erteleyerek kendine bile isteye, yavaş yavaş işkence eden bir varlıktan mantıklı bir hareket beklemek zaten en büyük saflıktır. O yüzden ben artık bu tuhaflıklarla savaşmayı, “neden böyleyiz” diye sormayı tamamen bıraktım. Artık sadece izliyorum. Hatta gidip, bana hiçbir faydası dokunmayacağını bile bile o meşhur asansörün düğmesine peş peşe yirmi beş kere basacağım. Belki bu sefer, sadece benim o muazzam ısrarım yüzünden, asansör saniyeler içinde zemin kata ışınlanır. Kim bilir? İnsanoğlu tuhaftır, evren daha da tuhaf.

Hayat dediğimiz bu müessese, bence acilen — iptal edilmesi gereken ama iptal prosedürü o kadar karmaşık — o kadar caydırıcı tasarlanmış ki, sırf müşteri hizmetleriyle muhatap olmamak için mecburen abone kalmaya devam ettiğimiz kalitesiz bir dijital yayın platformu gibidir. Kimse ne izleyeceğini bilmez, vadedilen içeriklerin çoğu vasatın altındadır, sürekli bağlantı kopar ama her sabah o güneş doğduğunda düzenli olarak faturası zihninizden kesilir.

Yaşayacağız. Evet, buna itirazım yok, mecburen yaşayacağız. Biyolojik saatimiz durana kadar bu saçmalığın bir parçası olmaya devam edeceğiz. Ama lütfen, yalvarıyorum benden bu süreci büyük bir coşkuyla, anlamsız bir tebessümle ve pozitif bir enerjiyle karşılamamı beklemeyin. Çünkü az önce masanın kenarına sağ diz kapağımı çarptım ve şu an bütün galaksinin işleyişine karşı derin, sarsılmaz bir kin güdüyorum. İzninizle gidip biraz o ağrıyı hissetmek ve evrenin neden bu kadar kötü tasarlandığını düşünmek istiyorum. İyi günler dilerim. Gerçi bu da çok manasız bir temenni oldu ama anladınız siz onu.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Macaristan genel seçimler için sandık başında

Sonraki Haber

Hayal gücü, ruhun gözüdür

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Egolu Otobüsler ve 480 Hatlı Yaşam Mücadelesi: Şehir İçi Seyir Tiyatrosu
Yazarlar

Egolu otobüsler ve 480 hatlı yaşam mücadelesi: Şehir içi seyir tiyatrosu

23 Ekim 2026
Kalbi noksanmış, yüreği kararmış insanoğlu.. 
Yazarlar

Kalbi noksanmış, yüreği kararmış insanoğlu.. 

22 Ekim 2026
Batıkent - Sincan metro aktarması ve "Kolu tutun, düşmeyin" felsefesi
Yazarlar

Batıkent – Sincan metro aktarması ve “Kolu tutun, düşmeyin” felsefesi

22 Ekim 2026
Bir evlilik biterken, çocukların dünyasında neler olur?
Yazarlar

Bir evlilik biterken, çocukların dünyasında neler olur?

21 Ekim 2026
Dikmen yokuşları ve Ankara kışında ehliyet sınavı
Yazarlar

Dikmen yokuşları ve Ankara kışında ehliyet sınavı

21 Ekim 2026
Avusturya’da sevgili yazar Fatmagül Ceylan ile söyleşi
Yazarlar

Avusturya’da sevgili yazar Fatmagül Ceylan ile söyleşi

20 Ekim 2026
Sonraki Haber
Hayal gücü, ruhun gözüdür

Hayal gücü, ruhun gözüdür

En Güncel Haberler

Çankırı'da otomobil uçuruma yuvarlandı: 4 ölü 1 yaralı
Yerel Haberler

Çankırı’da otomobil uçuruma yuvarlandı: 4 ölü 1 yaralı

24 Ekim 2026
İzmir’de toprağa gömülü 17 bin 528 sentetik ecza ele geçirildi 2 gözaltı
Yerel Haberler

İzmir’de toprağa gömülü 17 bin 528 sentetik ecza ele geçirildi 2 gözaltı

24 Ekim 2026
Kayseri’de masaj salonu adı altında fuhuşa 10 tutuklama
Yerel Haberler

Kayseri’de masaj salonu adı altında fuhuşa 10 tutuklama

24 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Bitlis Nemrut Kalderası milli parkında 2 yaban keçisi doğaya salındı

24 Ekim 2026
Yaşam

Hesaplarında 14,9 milyar lira işlem hacmi olan yasa dışı bahis şüphelilerine operasyon: 76 gözaltı

23 Ekim 2026
Yaşam

Gastronomi Günleri’nde 1 ton börek aşı çorbası ikram edildi

23 Ekim 2026
Yaşam

Taşkızak Tersanesi’ndeki inşaatın ortasında tek başına bir ağaç: Havadan görüntülendi

23 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Hesaplarında 14,9 milyar lira işlem hacmi olan yasa dışı bahis şüphelilerine operasyon: 76 gözaltı

Hesaplarında 14,9 milyar lira işlem hacmi olan yasa dışı bahis şüphelilerine operasyon: 76 gözaltı

- Haberton
23 Ekim 2026

Kütahya merkezli 5 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 76 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin hesaplarında 14 milyar 928 milyon 530...

Türkiye’de sigara kullanımında alarm! Yeni yasaklar gündemde, bilim dünyasından peş peşe uyarılar

Zihnimiz bizi nasıl yanıltıyor? Günlük hayatta fark etmeden yaptığımız 12 düşünme hatası

Gürültü yapan komşuya karşı sessiz kalmayın! Apartmanda bu haklarınız var: Şikâyet nereye yapılır?

Kış yaklaşırken evlerde sessiz tehlike! Karbonmonoksit zehirlenmesine karşı 7 kritik önlem

Güncel Haber

Çankırı'da otomobil uçuruma yuvarlandı: 4 ölü 1 yaralı

Çankırı’da otomobil uçuruma yuvarlandı: 4 ölü 1 yaralı

24 Ekim 2026
İzmir’de toprağa gömülü 17 bin 528 sentetik ecza ele geçirildi 2 gözaltı

İzmir’de toprağa gömülü 17 bin 528 sentetik ecza ele geçirildi 2 gözaltı

24 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton