28 Eylül 2026, Pazartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Kalabalık bir yalnızlık

Kalabalık bir yalnızlık

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
26 Temmuz 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:4 dakikalık okuma
A A
0
 Kalabalık bir yalnızlık
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Bir cenaze namazına bakınız. Üç yüz kişidir; çoğu birbirini tanımaz. Kimse emir vermeden, kimse yere çizgi çekmeden, omuz omuza, dümdüz saf tutarlar. Ne bir itiraz vardır ne bir gecikme. Sonra imam selâm verir, saflar dağılır ve aynı üç yüz kişi, yirmi dakika sonra, otoparkın çıkışında birbirinin önünü kesmek için kornaya asılır.

Hangisi biziz?

İkisi de biziz. Bütün mesele de zaten buradadır.

Nizamı biliyoruz, nizamın niçin kurulduğunu bilmiyoruz. Saf tutmayı biliyoruz, sıra beklemeyi bilmiyoruz. Zira safta önümüzde duran biri vardır; sırada ise yalnızca ben varım ve tanımadığım bir öteki. Tanımadığımın hakkını tanımıyorum. Tanımadığım benden değildir. Benden olmayanın ise burada henüz bir adı yok.

Kelimede de aynı iz var. *Toplum* genç bir kelimedir; Dil Devrimi’nin özleştirme yıllarında, “toplamak” fiilinden devşirildi. Yerine geçtiği *cemiyet* ise Arapçada “cem”den gelir: yine toplamak, yine bir araya yığmak. İki kelime, tek fikir. Biz bir araya gelişimizi bir gaye ile değil, bir fiil ile adlandırmışız: toplandık. Nerede toplandığımızı biliyoruz. Niçin toplandığımızı bilmiyoruz. Dil, bir milletin kendisi hakkındaki itirafnamesidir; okumasını bilene.

Ferdinand Tönnies, 1887’de o meşhur ayrımı yaptığında, Almancanın iki kelimesini karşı karşıya getirmişti: *Gemeinschaft* ve *Gesellschaft*. Eski hukuk dilimizle söyleyeyim: cemaat, *irade-i asliye* ile kurulur — sen doğmadan evvel oradadır, sen ona girmezsin, o senin içine doğar. Toplum ise *irade-i ihtiyariye* ile kurulur: bilerek, hesap ederek, bir mukavele ile. Birinden çıkamazsınız, ötekine girmek zorunda değilsiniz. Fark, hukukun bütün ağırlığını taşıyacak kadar büyüktür.

İbn Haldun, asabiyyenin çölde en güçlü, şehirde en zayıf olduğunu söylerken bir aşiretin ahlâkını değil, bir insanlık halini tarif ediyordu. Asabiyye, bilinçle ters orantılıdır. Bağ ne kadar sıkıysa, o bağın niçin var olduğu sorusu o kadar imkânsızlaşır. Sormazsınız. Sorduğunuz an ihanet etmiş olursunuz. Kabile tabiattır; insan ona meyleder. Toplum ise terbiyedir; sonradan, emekle kazanılır.

Şimdi yere basalım.

6 Şubat 2023 sabahı, on bir ilin altı üstüne geldiğinde, ilk yetmiş iki saatte kim hareket etti? Hemşehri dernekleri. Cemaatler. Tarikatlar. Taraftar grupları. Aileler. Konvoylar kuruldu, tırlar yüklendi, kepçeler kiralandı — ve bütün bu muazzam enerji, neredeyse istisnasız, bir adrese doğru aktı: *bizimkilere*. Falanca ilin dernekleri falanca ilin enkazına koştu. Bu bir kusur değil, bir mucizeydi; ama bir toplumun değil, bir kabileler federasyonunun mucizesiydi. Zira toplum, tanımadığı için koşandır. Kabile, tanıdığı için koşandır. İkisi de koşar. Fakat biri bittiğinde geriye devlet kalır, öteki bittiğinde geriye borç kalır.

Bir başka veri: Dünya Değerler Araştırması, kırk yıldır dünyanın her yerinde aynı basit soruyu soruyor — “Genel olarak insanların çoğuna güvenilebileceğini mi düşünürsünüz?” Araştırmanın son evresinde (2017–2022) Türkiye, bu soruya on kişiden ancak birinin “evet” dediği ülkelerden biri olarak listenin en dibinde yer alıyor. Aynı ülkede aile bağına duyulan güven ise neredeyse yüzde yüz.

Bu iki rakamı yan yana getirin. Ortaya çıkan şey bir ahlâk krizi değildir. Bir *yarıçap* meselesidir. Bizim güven yarıçapımız, kan bağının, hemşehriliğin, mezhebin, mahallenin bittiği yerde biter. O yarıçapın dışı, orman.

En küçük ölçekte de aynı: Yirmi dört daireli bir apartman düşününüz. Aynı insanlar, bir akrabası için böbreğini verir, bir hemşehrisine kefil olur, bir cemaat kardeşine borcunu sormadan verir — ve aynı insanlar, aidat toplayamaz. Toplantı yapamaz. Çatı akınca dava açar. Apartman yönetimi, toplumun en küçük birimidir; bir avuç insanın, ortak bir gayeyi, ortak bir kese ile ve yazılı bir kurala göre yürütme denemesidir. Biz o denemede sınıfta kalıyoruz. Sonra kalkıp medeniyetten söz ediyoruz.

Toplum olmak, aslında incelikli bir teklifin kabulüdür: Seni tanımıyorum, seninle aynı sofrada oturmadım, kızını oğluma istemedim — ama seninle aynı kurala tabiyim ve o kural ikimize de eşit davranacak. Bu teklif zordur. Çünkü sıcak değildir. Cemaat sıcaktır; seni kucaklar, seni korur, seni sorgulamaz. Fakat bedeli şudur: seni sen olarak değil, bizden biri olarak sever. Sevgisi şartlıdır. Şartı bozduğun gün, o kucak bir mengeneye dönüşür.

Onun içindir ki bu memlekette birey olmak, hep bir soğukluk, bir nankörlük, bir “kopma” gibi okunur. Halbuki toplum ancak bireylerden kurulur. Bir araya gelmiş “biz”lerden toplum çıkmaz; bir araya gelmiş “ben”lerden çıkar. Kendi olmayı göze almamış bir insanın ortaklığa getirebileceği hiçbir şeyi yoktur; getirdiği şey yalnızca sadakattir, sadakat ise en ucuz erdemdir — çünkü düşünmeyi gerektirmez.

Biz toplum değiliz. Ve buna üzülmüyoruz bile; çünkü olmadığımız şeyin ne olduğunu bilmiyoruz.

Oysa tarifi basit: Toplum, tanımadığın birinin hakkını tanımaktır. Teklif budur — ne sıcaktır, ne kolaydır, kimseyi kucaklamaz. Kabul ettiğimiz gün, otoparkta sıra bekliyor olacağız. Ve orada, safta olduğumuzdan daha fazla biz olacağız.

Etiketler: peyami altunsuyu
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Adana’da trafik denetimi; 42 sürücüye idari para cezası

Sonraki Haber

İnsan, kimsenin malı değildir

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

İtfaiye Meydanı’nda alışveriş riti: "La valla bir kere giydim bebe!"
Yazarlar

İtfaiye Meydanı’nda alışveriş rutini: “La valla bir kere giydim bebe!”

27 Eylül 2026
Yaren Atalar ile şiir ve edebiyat üzerine: Aşk ve Ceza’dan, Ahyar ve Yarence’ye
Yazarlar

Yaren Atalar ile şiir ve edebiyat üzerine: Aşk ve Ceza’dan, Ahyar ve Yarence’ye

27 Eylül 2026
​Ankara dolmuşunda ön koltuk sevdası: “Kaptan, şuradan bir kişi uzatır mısın bebe?”
Yazarlar

​Ankara dolmuşunda ön koltuk sevdası: “Kaptan, şuradan bir kişi uzatır mısın bebe?”

26 Eylül 2026
Aynaya taş atanlar
Yazarlar

Aynaya taş atanlar

26 Eylül 2026
Hayat böyle işte
Yazarlar

Hayat böyle işte

25 Eylül 2026
Özbek Fenomen Yarik Sing ile söyleşi
Yazarlar

Özbek Fenomen Yarik Sing ile söyleşi

25 Eylül 2026
Sonraki Haber
İnsan, kimsenin malı değildir

İnsan, kimsenin malı değildir

En Güncel Haberler

İstanbul'da haftanın ilk iş günü trafik yoğunluğu oluştu
Yerel Haberler

İstanbul’da haftanın ilk iş günü trafik yoğunluğu oluştu

28 Eylül 2026
Gaziantep’te feci kaza: Otomobildeki 7 kişi hayatını kaybetti, 13 yaralı
Öne Çıkan

Gaziantep’te feci kaza: Otomobildeki 7 kişi hayatını kaybetti, 13 yaralı

28 Eylül 2026
Ankara'da sağanak sonrası rögar taştı; alt kattaki evleri su bastı
Gündem

Ankara’da sağanak sonrası rögar taştı; alt kattaki evleri su bastı

28 Eylül 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Kuşadası’nda yuvada sıkışan 22 caretta caretta yavrusu denizle buluşturuldu

27 Eylül 2026
Yaşam

Küçükçekmece’de 12’nci kattaki daireye ‘Mucize’ sayesinde giremediler; şüphelilerin kediden kaçtığı anlar kamerada

27 Eylül 2026
Yaşam

Antalya’da deniz suyu havadan sıcak: Hava 25 dereceyken, deniz suyu 27,8 derece

27 Eylül 2026
Yaşam

‘Sıfır Atık’ anlayışı, Türkiye’nin COP31 başkanlığı ile küresel iklim mücadelesine taşınacak

27 Eylül 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Sultangazi’de bodrum katlarını su bastı; ağlayarak yetkililerden yardım istedi

Sultangazi’de bodrum katlarını su bastı; ağlayarak yetkililerden yardım istedi

- Haberton
28 Eylül 2026

Sultangazi’de, etkili olan sağanak yağışın ardından bazı binaların bodrum katlarını su bastı. Evdeki eşyaları zarar gören ve gözyaşlarını tutamayan Zehra...

Metabolizma nasıl hızlandırılır? Bilimsel olarak etkili yöntemler ve metabolizmayı destekleyen egzersizler

İnternetten aldığınız ürün gelmediyse dikkat: Satıcının “kargo gecikti” demesi yetmiyor! Tüketicinin hakları neler?

Ekmeği tamamen bırakanların vücudunda neler oluyor? İlk günlerden itibaren değişim başlayabilir

Dolandırıcıların yeni yöntemi: “Ödeme yaptım” deyip ekran gösteriyorlar! Sahte ödeme ekranı nasıl anlaşılır?

Güncel Haber

İstanbul'da haftanın ilk iş günü trafik yoğunluğu oluştu

İstanbul’da haftanın ilk iş günü trafik yoğunluğu oluştu

28 Eylül 2026
Gaziantep’te feci kaza: Otomobildeki 7 kişi hayatını kaybetti, 13 yaralı

Gaziantep’te feci kaza: Otomobildeki 7 kişi hayatını kaybetti, 13 yaralı

28 Eylül 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton