19 Temmuz 2026, Pazar
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Binlerce küçük işaret

Binlerce küçük işaret

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
27 Haziran 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:4 dakikalık okuma
A A
0
Binlerce küçük işaret
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Lawrence Durrell’ın bir cümlesi var, okuduğumdan beri içimde duruyor: “Büyük bir sevginin göstergesi olan binlerce küçük ayrıntıyı ıskaladım.” Basit gibi duruyor. Ama üstünde durdukça derinleşiyor.

Bir süvari düşünün. Geniş bir ovadan dörtnala geçiyor, gözleri rüzgârla dolu, hızla ilerliyor. Sonra bir tepeye çıkıp durduğunda arkasına bakıyor ve şaşırıyor. Mavi ırmaklar, meyveyle ağırlaşmış dallar, her esintide rengi değişen çiçekler, kuş sürüleri, koyu yeşil ormanlar. Hepsi oradaymış. “Ben bunları az önce nasıl görmedim?” diye soruyor kendine. İçinden geçtim, ama görmedim.

İnsan kendi geçmişine baktığında da böyle şaşırır işte. Aradığı şeyin tam ortasından geçmiş, ama fark etmemiştir.

Sürekli aradığımız bir şeyi, sevgiyi, onca işaret ortadayken nasıl göremeyiz? Bizi körleştiren ne? Hızla koşarken hangi rüzgâr gözlerimize dolar da, tam istediğimiz yerin içinde olduğumuzu görmemizi engeller?

Bence sorun beklentimizde. Hepimiz sevginin kendini büyük bir patlamayla göstermesini bekliyoruz. Dağdan kopan bir çığ gibi, patlayan bir yanardağ gibi, limanları yıkan deli bir deniz gibi. Tek seferde, görkemli, sarsıcı. Oysa içinde bir ömür geçirmek isteyeceğimiz o güzel ovanın, binlerce küçük işaretten oluştuğunu düşünemeyiz. Her biri tek başına önemsiz görünür; meyve ağacı, çiçek tarhı, bir dere. Ve bu küçüklük, ovanın tamamını görmemizi engeller.

Sonra bir gün döner, bir tepeden geriye bakarız. O zaman her şey açıkça görünür. Söylenmiş bir cümle, küçük bir gülümseme, omzumuza şefkatle dokunan bir el, kederli bir bakış, utangaç bir öfke. Zihnimizin değişik yerlerine dağılmış o işaretler birden bir araya gelir ve anlarız: büyük bir sevgiyi ıskalamışız.

Durrell’ın anlattığı bir an var, beni çarpan: birinin, öpmek için gözlüğünü güneş yanığı burnunun üstünden, tıpkı bir kavanozun kapağını kaldırır gibi yukarı itmesi. Minicik bir hareket. Ama içinde, belki başka kimsenin göremeyeceği bir sevgi taşıyan bir hareket. İşte o küçük jestler, öpüldüğümüz anda fark etmediğimiz o sevgi, belleğimize sessizce kaydolur. O an aklımız başka yerdedir; küçük işaretleri değil, büyük altüst oluşları aramaktayızdır. O yüzden değerini bilmeyiz.

Sonra bir gece, kaybedilmiş birinin acısıyla uyanırız. Çığlıkla. Çünkü aradığımız sevgiyi aslında bulmuşuzdur, ama bulduğumuz çoktan geçmişte kalmış, sahibi uzaklara gitmiştir. O zaman Durrell’ın o korkunç sorusunu sorarız kendimize: insan geçmişteki birini sevmeye başlayabilir mi?

Bence cevap şuna bağlı. Eğer o geçmiş hâlâ içimizde soluk alıp veriyorsa, hâlâ kımıldıyorsa, o işaretleri yeniden keşfetmek hâlâ canımızı acıtıyorsa, o kişi henüz “geçmiş” olmamış demektir. Anılardaki işaretleri tek tek toplar, yerli yerine koyar ve karşımıza çıkan o resmi yeniden sevmeye başlarız. Sonra sorarız: neden o zaman göremedim?

Cevap yine Durrell’da: “O kadar bilgiden serseme dönmüş olduğum için onu doğal hâliyle göremezdim.” İşte mesele bu. Sevdiğimiz biri hakkında topladığımız bilgiler. Çoğu zehirli. Onun mazisi, yaptıkları, hakkında duyduklarımız; bütün bunlar, kendimizi sevilmeye layık görmeyen zihnimizin ürettiği kuşkularla birleşince, sülfür dumanı gibi gözlerimizi yakar. Bereketli bir ovadan, etrafımızı göremeden geçeriz. Aradığımız yeri bulduğumuzu anlayamadan.

Burada bir an durmak istiyorum. Çünkü iki tür geçmişimiz var. Biri, küçük işaretleri göremediğimiz için kaybettiğimiz geçmiş. Öteki, görmememiz gerekirken inatla görüp biriktirdiğimiz, kuşkuyla kanserleşmiş yanlış bilgiler. Geçmişe döndüğümüzde hangisi öne çıkacak? Hangisi yeni kuracağımız hayata rengini verecek? İşte asıl soru bu.

Flaubert bir mektubunda şöyle der: “Bizi mahveden şeyin geçmiş zaman olduğunu düşünüyorum.” Peki hangi geçmiş bizi mahvediyor? Küçük işaretleri göremediğimiz geçmiş mi? Yoksa o işaretleri sonradan fark ettiğimizde, acının aslında kendi körlüğümüzden doğduğunu anladığımız geçmiş mi?

Çünkü tuhaf bir gerçek var: bazen sadece gelecek değil, geçmiş de değişir. Tepede atınızı durdurup geriye baktığınızda, içinden geçtiğiniz ova size bambaşka görünür. Dönmek isteyebilirsiniz. Ama dönülür mü, orası belli değil.

En çok ürperten ihtimal şu: ya sevdiğimiz ve bizi sevmediğini sandığımız o insan, aslında bizi umursuyorduysa? Ya biz atımızı fazla hızlı sürdüğümüz için, çevremize bakmadığımız için, tam aradığımız ovanın ortasında olduğumuzu kavrayamadıysak? Ya yanlış bilgiler gözlerimize sert bir rüzgâr gibi dolduğu için kör kaldıysak?

Hepimiz arıyoruz. Ama gözlerimiz büyük patlamaları görmek üzere ayarlanmış. Bir infilaka benzemeyen hiçbir şey ilgimizi çekmiyor. Küçük işaretlere aldırmıyoruz. Binlercesine.

Oysa büyük bir sevgiyi, tam da o ayrıntılar yapıyor. Belki hayatımızda binlercesi var. Şu an bile.

Ve belki de tek sorunumuz, yanlış yere bakıyor olmamız.

Etiketler: peyami altunsuyu
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Sağlık Bakanlığı uyardı: Yaz tatilinde ekran süresi sınırlandırılmalı

Sonraki Haber

Kadir İnanır’ın cenaze programı belli oldu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Her istediğini yapmak sevgi midir? Hayır demek de sevgidir
Yazarlar

Her istediğini yapmak sevgi midir? Hayır demek de sevgidir

19 Temmuz 2026
Ayşegül Akdemir'in yönetmenlik kariyeri dolu dizgin
Yazarlar

Ayşegül Akdemir’in yönetmenlik kariyeri dolu dizgin

19 Temmuz 2026
Sınanmamış iyiler
Yazarlar

Sınanmamış iyiler

18 Temmuz 2026
Toplum için hoşgörü
Yazarlar

Toplum için hoşgörü

18 Temmuz 2026
Ortak Türk Alfabesinin kültürel etkileri
Yazarlar

Ortak Türk Alfabesinin kültürel etkileri

17 Temmuz 2026
İlkyaz Kocatepe'den yeni tekli: "Kalp Bize Tuzak"
Yazarlar

İlkyaz Kocatepe’den yeni tekli: “Kalp Bize Tuzak”

16 Temmuz 2026
Sonraki Haber
Kadir İnanır’ın cenaze programı belli oldu

Kadir İnanır’ın cenaze programı belli oldu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Soner Arıca, Fatsa konserinde annesi ve dayısı Kadir İnanır'ı andı
Kültür ve Sanat

Soner Arıca, Fatsa konserinde annesi ve dayısı Kadir İnanır’ı andı

19 Temmuz 2026
Cilo Sat Dağı'nda kaybolan dağcının cansız bedenine ulaşıldı
Gündem

Cilo Sat Dağı’nda kaybolan dağcının cansız bedenine ulaşıldı

19 Temmuz 2026
İstanbul'da bazı ilçelerde çekirge paniği
Öne Çıkan

İstanbul’da dev çekirge paniği! Ev ve iş yerlerini istila ettiler

19 Temmuz 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

ODTÜ Mezunlar Günü’nde gelenek ve vefa buluştu

19 Temmuz 2026
Yaşam

Orman şehidi oğlunun adı verilen ormana can suyu taşıyor

19 Temmuz 2026
Yaşam

2 çocuk annesi, eşinin ödemediği kira borcu yüzünden evinden çıkarıldığını iddia etti

19 Temmuz 2026
Yaşam

Tuz Gölü, pembe rengini aldı

19 Temmuz 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Avcılar'da kafede bıçaklı kavga: 3 gözaltı

Avcılar’da kafede bıçaklı kavga: 3 gözaltı

- Haberton
19 Temmuz 2026

Avcılar'da kafede iki grup arasında çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek bıçaklı kavgaya dönüştü. Bu sırada kafede olan polis havaya ateş...

Evde sürekli yorgun hissetmenin nedeni ne olabilir? Uzmanlar gözden kaçan risklere dikkat çekti

Hafızayı güçlendiren çalışma yöntemleri nelerdir? Uzmanlar kalıcı öğrenmenin yollarını açıkladı

Telefon neden kendi kendine ısınıyor? Uzmanlar dikkat edilmesi gereken nedenleri ve çözüm yollarını açıkladı

Ellerde titreme hangi hastalıkların habercisi olabilir?

Güncel Haber

ODTÜ Mezunlar Günü’nde gelenek ve vefa buluştu

ODTÜ Mezunlar Günü’nde gelenek ve vefa buluştu

19 Temmuz 2026
Soner Arıca, Fatsa konserinde annesi ve dayısı Kadir İnanır'ı andı

Soner Arıca, Fatsa konserinde annesi ve dayısı Kadir İnanır’ı andı

19 Temmuz 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton