Kimi toplumlar kuralları kanun kitaplarına yazar, kimi toplumlar ise onları hafızaya… Çerkeslerin yüzyıllardır taşıdığı Xabze tam da bu ikinci dünyanın adıdır: yazılı olmayan ama herkesin bildiği, konuşulmayan ama herkesin uyduğu bir yaşam düzeni.
(Xabze (veya Habze), Çerkes kültüründe bireylerin birbirleriyle, toplumla ve doğayla olan ilişkilerini düzenleyen, yazılı olmayan kurallar, görgü ve ahlak değerleri bütünüdür. Çerkeslerin “yaşam tarzı” ve yazılı olmayan anayasası olarak kabul edilir)
Xabze’yi yalnızca “görgü kuralları” diye tanımlamak, onu fazlasıyla dar bir alana sıkıştırmak olur. Çünkü Xabze, bir toplumun nasıl konuşacağını değil, nasıl insan kalacağını belirleyen bir çerçevedir.
Tarihsel olarak Kuzey Kafkasya’nın dağlık coğrafyasında şekillenen Çerkes toplumu, merkezi bir devlet yapısından ziyade yerel dayanışma ve toplumsal denge üzerine kurulu bir düzen geliştirmiştir. İşte bu düzenin omurgası Xabze’dir. Adalet, yaşlıya saygı, sözün ağırlığı, misafirin dokunulmazlığı ve bireyin onuru… Bunların her biri birer ahlak ilkesi değil, toplumsal zorunluluktur.
Bugünün dünyasında bu kavramlar romantik bir nostalji gibi algılanabilir. Oysa Xabze’nin asıl gücü tam da burada ortaya çıkar: yazılı hukuk yokken toplumu ayakta tutabilmesi.
Bir düşünün; mahkeme yok, polis yok, merkezi otorite yok… Buna rağmen toplumsal düzen var. Çünkü birey sadece kendine karşı değil, topluma karşı da sorumlu. İşte Xabze’nin en sert ama en etkili tarafı budur: görünmeyen bir denetim sistemi.
Diaspora süreciyle birlikte Xabze’nin rolü daha da kritik hale geldi. 1864 sürgünü sonrası dünyanın dört bir yanına yayılan Çerkesler için bu sistem, yalnızca bir kültür değil; kimliği ayakta tutan son duvarlardan biri oldu. Dil değişti, coğrafya değişti ama Xabze’nin temel refleksleri birçok toplulukta yaşamaya devam etti.
Bugün ise tablo daha karmaşık. Şehirleşme, bireyselleşme ve dijital kültür Xabze’nin bazı alanlarını aşındırıyor. Ama aynı zamanda yeni bir soru da doğuruyor: Modern dünyada toplumsal saygı ve sorumluluk nasıl yeniden tanımlanmalı?
Belki de Xabze bu soruya geçmişten değil, geleceğe bıraktığı mirastan cevap veriyor. Çünkü Xabze’nin özü “ne yapmamalısın” değil, “nasıl bir insan olmalısın” sorusuna dayanıyor.
Ve bu soru, hiçbir zaman eskimeyen tek sorudur.











