22 Ağustos 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Evliysen, önce evine sadık kal! Mutsuzsan boşan, ama asla aldatma!

Evliysen, önce evine sadık kal! Mutsuzsan boşan, ama asla aldatma!

Filozof Sosyolog - Filozof Sosyolog
1 Ağustos 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:6 dakikalık okuma
A A
1
Evliysen, önce evine sadık kal! Mutsuzsan boşan, ama asla aldatma!
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Toplumu ayakta tutan en önemli değerlerden biri güvendir. Güvenin temelinde ise dürüstlük, sadakat ve sorumluluk vardır. Evlilik, yalnızca iki insanın aynı çatı altında yaşaması değil; birbirine verilen sözün, kurulan güvenin ve üstlenilen sorumluluğun adıdır.

Bu nedenle kadın ya da erkek fark etmeksizin, evliliği devam eden bir insanın yeni bir ilişkiye başlaması, duygusal veya fiziksel bir bağ kurması ya da medeni durumunu gizleyerek başka bir insanın hayatına girmesi; ona umut vererek zamanını, duygularını ve güvenini istismar etmesi sadece bireysel bir tercih değildir. Bu; etik, ahlaki, hukuki ve dinî yönleri olan ciddi bir sorundur.

Ne yazık ki bazı insanlar evli olduklarını en başta söylemiyor. Önce güven oluşturuyor, duygusal bağ kuruyor, karşı tarafı kendisine bağlıyor; sonra da “Aslında ben evliyim.” itirafında bulunuyor. İşte bu noktada yalnızca bir gerçek gizlenmiş olmuyor; karşı tarafın özgür iradesi de elinden alınmış oluyor. Çünkü birçok insan gerçeği baştan bilse o ilişkiye hiç başlamayacaktır.

Bunun içindir ki sohbet platformlarında bile birçok kişi öncelikle şunu soruyor: “Evli misin, yoksa bekar mı?” Çünkü İnsanlar sadece bir ilişki aramıyor; dürüstlük ve güven arıyor.

Peki ya gerçeği öğrendikten sonra ilişkiye devam eden kişi?

İşte burada da bilinçli bir tercih başlıyor. Evli olduğunu bile bile bir ilişkiyi sürdürmek artık sadece “aşk” diye açıklanamaz. Çünkü o kişi, devam eden bir evliliğin gölgesinde yaşamayı, ikinci insan olmayı ve yedek kulübesinde beklemeyi kabul etmiş olur.

Bazıları bunu, “Aşkın önüne geçilmez.” diyerek savunuyor. Oysa aşk, sadakatsizliğin mazereti değildir. İnsan kimi seveceğini her zaman seçemeyebilir; ancak o ilişkiyi sürdürüp sürdürmemeyi seçebilir. Duygular kendiliğinden doğabilir, fakat davranışlar iradeyle şekillenir. İşte tam da burada irade ile nefs arasında bir tercih başlar.

Evli bir insanın eşi dışında biriyle ilişki yaşamasının adı sadakatsizliktir. Evlilik devam ettiği sürece bunun adı aldatmadır. Bunu romantikleştirmek, “yasak aşk”, “büyük sevda” ya da “gerçek aşk” gibi ifadelerle süslemek gerçeği değiştirmez.

Sevgi bu kadar basit değildir. Evli birini sevmek, sevginin daha büyük ya da daha gerçek olduğu anlamına gelmez. Gerçek sevgi; dürüstlük, emek, fedakârlık, saygı ve sorumluluk ister. Başkasının gözyaşı üzerine kurulan bir ilişki, ne kadar yoğun yaşanırsa yaşansın, sevginin en yüce hâli olarak gösterilemez.

Psikoloji ve sosyoloji bize şunu da söyler: Yasak olan, bazı insanlar için daha cazip hâle gelebilir. Ulaşılamayanın çekiciliği, gizliliğin heyecanı ve risk duygusu, yaşanan hissi olduğundan daha büyük gösterebilir. Bazen insanlar aşka değil, yasağın oluşturduğu heyecana bağlanırlar. Heyecan bittiğinde geriye çoğu zaman pişmanlık, yalnızlık ve kırılmış hayatlar kalır. Ayrılınca ise geriye boşa geçen zaman ile maddi ve manevi açıdan derin bir kullanılmışlık hissi kalır; bu da insanın ruhunda kolay silinmeyen izler bırakır.

Sadakat ise sevginin en önemli sınavıdır. Eşine sadık olmayan bir insanın, yeni bir ilişkide de sadık olacağının hiçbir garantisi yoktur. Elbette insanlar değişebilir. Ancak güven, umut üzerine değil; karakter ve davranış üzerine kurulur.

Sosyolojik açıdan bakıldığında bu tür ilişkiler sadece iki kişiyi ilgilendirmez. Aldatılan eş vardır. Varsa çocuklar vardır. Aileler vardır. Yıkılan güven vardır. Toplumun en temel kurumu olan aile zarar gördüğünde bunun etkisi sadece evin duvarları arasında kalmaz.

İşte tam da bu noktada beni en çok düşündüren ve etik açıdan doğru bulmadığım bir örneği paylaşmak istiyorum.

Geçen sene sosyal medyada karşıma çıkan bir çiftin şiir okumaları hoşuma gittiği için bir süre takip ettim. Onları, birbirini seven iki bekâr insan sanıyor, keyifle dinliyordum. Ancak bir süre sonra kadının evli olduğunu öğrendim. Beni rahatsız eden sadece evli olduğu hâlde böyle bir ilişki yaşaması değildi; aynı zamanda, karşı tarafla duygusal bir bağ kurulduktan sonra “Sadece kâğıt üzerinde evliyim.” sözleriyle bunu açıklamış olmasıydı.

Gerçeği öğrendiğim anda o kişileri takip etmeyi bıraktım. Çünkü benim için mesele insanların özel hayatını merak etmek değil; doğru ile yanlışı birbirine karıştırmamaktır.

Fakat beni asıl şaşırtan, çevrelerindeki insanların bu ilişkiyi bilmelerine rağmen bunu son derece sıradan karşılamalarıydı. Sanki ortada devam eden bir evlilik, aldatılan bir eş ve ihlal edilen bir sadakat yokmuş gibi davranılıyor; iki bekâr insan birbirini seviyormuşçasına bu ilişki normalleştiriliyor, hatta destekleniyor. Dahası, bu yanlışı eleştirmek yerine sahiplenen, yaşanan ilişkiyi romantikleştiren ve sanki son derece doğal bir durummuş gibi normalleştiren çok sayıda insanla karşılaştım.

Bir davranışın çok kişi tarafından desteklenmesi, onu doğru yapmaz. Toplumsal kabul ile etik doğruluk aynı şey değildir. Kalabalıkların benimsediği her davranış ahlaken doğru olmayabilir.

İnsanların yanlışa sessiz kalması da bir sorundur; fakat yanlışı alkışlaması daha büyük bir sorundur. Çünkü alkışlanan her yanlış zamanla normalleşir; normalleşen her yanlış ise yeni yanlışların önünü açar. Aile kurumunun zayıflaması da tam olarak böyle başlar.

Etik açıdan da mesele açıktır. Mutsuz bir evlilik, aldatmayı haklı hâle getirmez. Eşler arasındaki güven, sadakat, saygı ve sevgi tükenmişse yapılması gereken, bu evliliği onurlu bir şekilde hukuken ve fiilen sonlandırmaktır. Yeni bir hayat, eski hayatın gölgesinde ve gizliliğinde kurulmaya çalışılmamalıdır. Çünkü dürüst bir başlangıç, ancak dürüst bir bitişten sonra mümkündür.

Dinî açıdan da durum nettir. İslam, sadakati emreder; ihaneti ve zinayı ise büyük günahlardan sayar. Devam eden bir evliliğin içine bilerek dâhil olmak da ağır bir sorumluluk doğurur. Bu sadece Allah’a karşı işlenen bir günah değildir; aynı zamanda kul hakkıdır. Çünkü aldatılan eşin güveni, huzuru ve emeği de hiçe sayılmaktadır.

İşin en düşündürücü taraflarından biri de şudur: Bazen dinî hassasiyet taşıdığını söyleyen, hatta dış görünüşüyle bunu temsil eden insanlar da aynı yanlışın içine düşebiliyor. Oysa başörtülü ya da başı açık olmak, tek başına ahlakın ve sadakatin ölçüsü değildir. Dış görünüş değil; doğruluk, dürüstlük ve verilen söze bağlılık insanı değerli kılar. İnancın en önemli göstergesi, yaşanılan ahlaktır.

Sonunda ne oluyor?

Çoğu zaman taraflardan biri ya da her ikisi ayrılmak zorunda kalıyor ve ikisi de aşk acısı çekiyor. Fakat bu acıyı masum bir aşk hikâyesi gibi anlatmak doğru değildir. Çünkü o acının temelinde, en başta yapılan yanlış tercihler vardır. Her acı masum değildir. Bazı gözyaşları, insanın kendi yanlış tercihlerinin ve kendi iradesiyle attığı adımların sonucudur.

Benim kanaatime göre, evli olduğunu gizleyerek bir bekârın hayatına girmek, onu umutlandırmak, yıllarca bekletmek ve sonunda geri çekilmek; o insana yapılabilecek en büyük saygısızlıklardan biridir. Çünkü ondan sadece zamanı değil, güveni, umudu ve belki de yeni bir hayat kurma ihtimali de çalınmıştır.

Aşk; sadakati, dürüstlüğü ve vicdanı yok saydığı anda kendi anlamını kaybeder.

Evliysen önce evine sadık kal. Mutsuzsan boşan ama asla aldatma. Bu kadar basit.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

GMK Bulvarı’nda yürüyen adam kaybolmaz!

Sonraki Haber

Kamuda iş vaadiyle 1,8 milyon lira dolandıran şüpheli tutuklandı

Filozof Sosyolog

Filozof Sosyolog

Jale ERDOĞMUŞ, İstanbul'da doğdu. Muğla Üniversitesi İİBF Dış Ticaret ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF İşletme ve yine aynı üniversitede Sosyoloji eğitimleri aldı. 2010 yılında Kanada Toronto LSC'de dil eğitimi, 2018'de Siyaset Akademisi, 2019 Kuantum Düşünce Teknikleri Eğitimi ve 2024'te İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim kapsamında Dijital Pazarlama Yönetimi Sertifika Eğitimleri aldı. Çeşitli internet gazetelerinde köşe yazarlığı ve içerik üretici yazarlığı yaptı. Kendine özgü yazılar yazmayı ve şiirler yazıp, yorumlamayı seviyor. Antoloji.com ve Edebiyat Defteri'nde şiirleri mevcuttur. Yayınlanmış çeşitli kitaplarda makaleleri yer almaktadır. Eseri: "Filozof Sosyolog Gözüyle Dijital Çağ: Toplumsal Çürümeye Yol açan Tiktok Sorunsalı" ve Filozof Kırmızısı Kitaplarının Yazarı (Yazım aşamasında, süreç devam ediyor)

İlgili Haberler

Bir ses, bir şiir, bir mücadele: Azze lal’i aşk
Yazarlar

Bir ses, bir şiir, bir mücadele: Azze lal’i aşk

21 Ağustos 2026
Ben’in aretesi
Yazarlar

Ben’in aretesi

21 Ağustos 2026
Hristiyan Siyonizmi: Aynı hedefe, farklı bir yoldan mı?
Yazarlar

Hristiyan Siyonizmi: Aynı hedefe, farklı bir yoldan mı?

21 Ağustos 2026
Ebeveynlerin fark etmeden yaptığı büyük hata: “İyi polis-kötü polis” çocuğu nasıl etkiliyor?
Yazarlar

Ebeveynlerin fark etmeden yaptığı büyük hata: “İyi polis-kötü polis” çocuğu nasıl etkiliyor?

21 Ağustos 2026
Çocuğa tablet veren anne kötü anne midir?
Yazarlar

Çocuğa tablet veren anne kötü anne midir?

20 Ağustos 2026
Karanlığın içinde aradığım umut
Yazarlar

Karanlığın içinde aradığım umut

20 Ağustos 2026
Sonraki Haber
Kamuda iş vaadiyle 1,8 milyon lira dolandıran şüpheli tutuklandı

Kamuda iş vaadiyle 1,8 milyon lira dolandıran şüpheli tutuklandı

Yorumlar 1

  1. Tahir Sadi says:
    3 hafta önce

    Yine ve yine…
    Bana göre fazlası olmayan, eksiği kalmayan bir yazı kaleme almışsınız. Her ne kadar da aile kurumunun yapısal önemine atıflar yapılmış ve yetişkin insan dünyasına ilişkin bir yazı yazılmış gibi gözükse de maalesef yetişkinlerin tozu ve dumanı altında kalan kalan çocuklara nazikçe temas etmişsiniz. Bu tür büyük yıkımlar ardınca oluşan çocukluk travmaları içerisinden ne tür bir insanın yetişmesi söz konusu açıkçası büyük bir muamma. “İş Mabedinde Aile İhaneti” başlıklı 2023 (iki bin yirmi üç) yılında not aldığım sanayi ve ekonomi vahşeti yaşanan dört ülke (Japonya, Amerika, Çin ve Rusya) eksenindeki istatistik sorgulamalarımla evlilik yaşamında aldatma ve gizli ilişki gelişimini hedef edinmiştim.
    …
    Gerek kadın, gerek de işin ehli akademisyen gözüyle böylesi riskli ve özel alanda çalışma yürüttüğünüz için saygılarımı bir kez daha sunmak durumundayım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Kayseri'de yabancı uyruklu kadın evinde ölü bulundu
Yerel Haberler

Kayseri’de yabancı uyruklu kadın evinde ölü bulundu

22 Ağustos 2026
Okan Buruk: Geçen hafta bu maça göre çok daha fazla pozisyona girdik
Spor Haberleri

Okan Buruk: Geçen hafta bu maça göre çok daha fazla pozisyona girdik

22 Ağustos 2026
Serkan Özbalta: Sezon bittiğinde ilk 10-12 arasında yer alacağımıza inanıyorum
Spor Haberleri

Serkan Özbalta: Sezon bittiğinde ilk 10-12 arasında yer alacağımıza inanıyorum

22 Ağustos 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Hayal edip fırsat biçtiler! 1 dönümle başladılar, bin dönüme ulaştılar

21 Ağustos 2026
Yaşam

Sergide gördüğü yabancı sonar sistemini Türkiye’de yerlileştirdi

21 Ağustos 2026
Yaşam

Arnavutköy’de taksi İSKİ ekiplerince açılan çukura düştü

21 Ağustos 2026
Yaşam

İlk öğrencilerini alan Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi, devlet üniversiteleri arasında 27’nci sırada

21 Ağustos 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Bodrum'da uyuşturucu operasyonları; 3 tutuklama

Bodrum’da uyuşturucu operasyonları; 3 tutuklama

- Haberton
22 Ağustos 2026

Muğla'nın Bodrum ilçesinde polis ekiplerince düzenlenen 2 ayrı uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 4 şüpheliden 3'ü tutuklandı. Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü...

WhatsApp’ta engellendiğinizi nasıl anlarsınız? Bu işaretler varsa dikkat

Sabah aç karnına kahve içmek zararlı mı? İlk kahveyi içmeden önce bunu bilmekte fayda var

Temassız kart kullanmak güvenli mi? Kart sahiplerinin dikkat etmesi gereken kritik noktalar

Adınıza trafik cezası mı kesildi? e-Devlet’ten trafik cezası nasıl sorgulanır?

Güncel Haber

Kayseri'de yabancı uyruklu kadın evinde ölü bulundu

Kayseri’de yabancı uyruklu kadın evinde ölü bulundu

22 Ağustos 2026
Okan Buruk: Geçen hafta bu maça göre çok daha fazla pozisyona girdik

Okan Buruk: Geçen hafta bu maça göre çok daha fazla pozisyona girdik

22 Ağustos 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton