Gardaşım, bu Ankara’nın caddeleri, bulvarları öyle İstanbul’un labirent gibi sokaklarına benzemez. Bizde düzen vardır, mantık vardır. Hele bir GMK Bulvarı vardır ki… Kızılay’ın göbeğinden girersin, dümdüz yürürsün; sağın Maltepe, solun Demirtepe, az ilerisi Tandoğan, az daha zorlasan Beşevler!
Ankara’da yönünü kaybeden bebelere esnafın verdiği ilk taktik nedir biliyor musun? “La bebe, at kendini GMK’ya, gerisine karışma!”
Geçen gün bulvarın oradayım. İstanbul’dan yeni gelmiş bir genç bebe elinde haritayla dönüp duruyor. Baktım iyice kafası karışmış, yanaştım yanına.
— “La bebe, ne arıyon sen burada fırıldak gibi dönüp duruyorsun?”
— “Amca valla ben Maltepe Pazarı’na gidecektim ama navigasyon beni sürekli aynı yere çıkartıyor.”
— “Ula ne navigasyonu! Bırak şu telefonu! Bak şimdi, arkanda Kızılay var mı? Var. Önün GMK Bulvarı mı? Bulvar. Kafanı hiç sağa sola çevirmeden dümdüz yürü. Adımların Beşevler’e yaklaşınca zaten o pazarın kokusunu alırsın!”
Gardaşım, GMK Bulvarı dediğin yer Ankara’nın yürüme pistidir! Yürürsün yürümesine de, o bulvar üzerindeki esnafın muhabbetinden kolay kolay sıyrılamazsın. Her dükkanın önünde bir tabure, taburenin üstünde bir dayı, elinde de taze demlenmiş çay!
Bulvarın ortasındaki çay ocağının önünden geçerken Bizim İsmail Dayı seslendi:
— “La bebe, nereye böyle koştura koştura?”
— “Beşevler’e doğru uzanayım dedim dayı, hava güzel.”
— “La otur şuraya bir çay iç! GMK’da koşarak yürünmez! GMK dediğin bulvarda şöyle bir etrafa bakacaksın, binalara bakacaksın, yürüyen bebeleri süzeceksin. Acelen ne, Beşevler kaçıyor mu?”
Dayı haklı! GMK Bulvarı’nda acele eden adam Angaralı sayılmaz. O bulvarın raconu şudur: Ya Kızılay’dan Beşevler’e kadar cebinde sıfır lirayla yürüyen gariban öğrenci olacaksın, ya da “Biraz hava alak” deyip bulvarı turlayan esnaf olacaksın! Bir de o bulvarın meşhur rüzgarı vardır ki; yazın sıcağında bile nereden estiği belli olmayan bir serinlik çakar adama.
Arkadaki simitçi dayı da girdi muhabbete:
— “Valla doğru söylüyorsun İsmail Abi. Geçen bir bebe geldi, ‘Tandoğan’a dolmuş var mı?’ diye soruyor. La dedim ‘Bebe Tandoğan şurası, üç adım atsan oradasın, dolmuşa vereceğin parayla git iki simit al ye!'”
Diyeceğim o ki gardaşım; Ankara’da GMK Bulvarı sadece bir yol değildir. Öğrencinin taban kuvveti, esnafın piyasası, Ankara’nın da en dik, en harbi omurgasıdır! O bulvarda bir kere yürüdün mü, bir daha unutamazsın!











