Türklüğün en güzel tarifi kültürle yapılır. Nitekim Atatürk de birçok kez şunu dile getirmiştir: Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.
Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” sözü, birçok güvenilir kaynakta (Afet İnan’ın hatıraları ve belgeleri başta olmak üzere) kendisine atfedilen ve sıkça alıntılanan bir ifadedir. Özellikle 1936 yılına tarihlenen bir bağlamda geçer ve tam hali şöyle aktarılır: “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. Bu sözü burada ayrıca izaha lüzum görmüyorum. Çünkü bu, Türkiye Cumhuriyetinin okullarında birçok vesilelerle eser halinde tespit edilmiştir.
Kültür; okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mâna çıkarmak, intibah almak, düşünmek, zekâyı terbiye etmektir.”
Bu tanım, Atatürk’ün kültür anlayışını oldukça aydınlatıcıdır: Kültür sadece gelenek-âdet değil, akılcı, bilinçli ve eğitici bir süreç olarak görülür. Cumhuriyet’in askeri zaferlerden sonra asıl kalıcı zaferinin kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında kazanılacağı vurgulanır.
“Türklüğün en güzel tarifi kültürle yapılır” ifadem de Atatürk’ün genel milliyetçilik anlayışıyla büyük ölçüde örtüşür. Atatürk’e göre millet (ve dolayısıyla Türklük), ırk, kan veya din temelli değil; daha çok ortak dil, tarih, kültür, ideal ve birlikte yaşama iradesi üzerine kuruludur.
Örnek olarak: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” (Medeni Bilgiler kitabından)
Millet tanımı: Zengin hatıralara sahip, birlikte yaşamak arzusu ve iradesi ortak olan, ortak mirası koruma konusunda hemfikir insanların oluşturduğu topluluk.
Atatürk milliyetçiliği, kültür birliğini temel alır; etnik kökeni öne çıkaran ırkçı yaklaşımlardan ayrılır. Türk kültürü ise tarih boyunca Anadolu’da ve Orta Asya’da oluşan zengin bir birikimin (dil, sanat, gelenek, bilim) modern ve akılcı bir sentezi olarak görülür. “Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız” sözü de bu yöndedir.













