26 Nisan 2026, Pazar
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Tiyatronun amacı

Tiyatronun amacı

Hasan Ali Çölük - Hasan Ali Çölük
27 Ocak 2024
- Yazarlar
Okuma Süresi:7 dakikalık okuma
A A
0
Tiyatronun amacı

Tiyatronun amacı

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Televizyon kültürüyle yetişen yeni neslin beğenme olgusunu zaman içinde büyük ölçüde değiştirdi. Son yıllarda artan Amerikan dizi furyası ile deyim yerindeyse “CNBC-E” kültürü oluşmuş durumda. Özellikle gençlerin tiyatro konusunda beğenisinin televizyon kültürüne göre şekillendiğini düşünürsek “Tiyatronun amacı nedir?” sorusuna iyi bir yanıt vermek gerektiğini düşünüyorum.

Böyle bir platformda sınırlı bir cümle sayısı ile böylesine iddialı ve aslında daha fazla yer ve zamana ihtiyacı olacak bir konuyu derinine inerek incelemek zor olacak, ama elimden geldiğince toparlamaya çalışacağım. 

Tiyatronun tarihçesine girilirse –ki böylesi makalelerde tarihi açıklamalar okuyucu olarak beni de korkutur, ama telaşa gerek yok uzun sürmeyecek– başlangıcı için kesin bir zaman verebilmek mümkün olmasa da, akla makul gelen bir tez, insanın daha mağaralarda yaşayıp en büyük lükslerinin yakalanan avın etinin tuz eşliğinde ateşte kızartılması olduğu dönemlerde (günümüzdeki mangalın ilk versiyonu olur), avlanma anında başlarından geçenleri diğerlerine tüm vücut dillerini de kullanarak anlatmaları ile başladığını söyler.

Yani ailesini ya da kabilesini doyurabilmek için geyik avına çıkmış ilkel bir arkadaş, bu av sırasında başka yırtıcı hayvanlarla karşılaşıp farklı tehlikeler atlattıysa, kendi ortamına döner dönmez bu durumu amatör ruhla hazırlanmış kendi rejisi ile hem kendisini, hem zıplamakta olan geyiği hem de ona kafayı takmış yırtıcı hayvanı oynardı. Yani bu şekilde bundan binlerce sene sonra onun hayatına göz dikmiş yırtıcı hayvan sayesinde bir sanat dalının doğacağını tahmin bile edemezken tiyatronun ilk adımlarını atmış oluyordu. Bir tiyatro emektarı olarak bu avcı arkadaşa saygımız hala sonsuzdur. 

Bundan sonraki yüzyıllarda, artık dini törenlerde de dans eşlikli sahne gösterilerinin gündeme gelmesi ile tiyatro da yavaş yavaş bir sanat dalı olarak ortaya çıkmaya başladı. Tiyatronun ilk oyun formundaki büyük adımları antik yunan döneminde atıldı. Daha milattan önce 6. yy’dan itibaren dram ve 5. yy’dan itibaren de komedi türü oyunlara rastlanmaya başlandı. Daha geçen yaz gezdiğimden gitmeyenlere tavsiye ederim, ilk tiyatro sahnesi de yine Atina’da milattan önce 5. yy’da inşaa edilen Dionysos Tiyatrosu’dur. Bundan 2500 sene önce konulmuş mermer taşların üzerinde oturup o sahneye bakmak insanın ruhunu okşayan bir duygu, meraklılarına tavsiye edilir. 

O dönemden sonra zaten “yürü ya kulum” desteği ile bu sanat dalı da aldı başını gitti. Yine tiyatro denince akla gelen ilk isim tabii ki Shakespeare oluyor. Şimdi bunun nedenine de inersek; düşünün ki 52 sene yaşamış, ilk oyununu 25 yaşında yazmaya başlamış, kayıtlara göre son oyununu da 49 yaşında tamamlamış. Kısa bir matematiksel hesapla bu 24 seneye 37 tiyatro oyunu oluyor. Yani yine basit bir bölme işlemi ile karşımıza senede 1,5 oyun yapıyor ki, kendisi sadece yazma ile bırakmayıp oyunların sahnelenmesini de sağlamış. Bunun yanı sıra yazılan sonetler de cabası. Tabii yazılan eserin sayısı kalitesini göstermez, benim de, hüzünlü olduğu bir gecede 30’a yakın şiir yazan tanıdıklarım oldu (ya da yazdıklarının şiir olduğunu iddia eden diyelim). Fakat eğer ki Shakespeare’in herhangi bir oyununu okumuş ya da izlemişseniz, tiyatro dalındaki bu tartışılmazlığını anlıyorsunuzdur. 

En tanınmış örneklerden gidersek, kaç kere okursak okuyalım, Romeo ve Jülyet’de, her ne kadar oyunun sonunu bilsek de Jülyet’in Romeo’ya yolladığı haberin ulaşacağını sanırız son ana kadar, ya da Otello Desdemona’yı boğamadan Emilia’nın gelmesini bekleriz, ya da Hamlet’in Laertes ile yaptığı mücadelede o zehirli kılıçtan yara almamasını umut ederiz. Bu da Shakespeare’in yazım kalitesini gösterir, çünkü bir oyunda okuyucuyu ya da seyirciyi son ana kadar hikaye ile yaşatabilmek kolay değildir. Ve Shakespeare’i Shakespeare yapan da bu olmuştur. Artı bir de kullandığı benzeri zor bulunur edebi dil. Ne yazık ki Türkiye’de özellikle yabancı oyunların çevirilerinde bazen özensizlik gözlense de iyi bir arama ile oyunların hakkını veren çevirilere de rastlanabiliyor. Artı yine dil zenginliği açısından Shakespeare oyunlarının Almanca çevirilerini özellikle tavsiye ederim. 

Sanki konudan çıkıp Shakespeare danışmanlığına dönmüş gibi oldum, ama belki de yukarıdaki açıklamalardan sonra içinizden birisi çıkıp ilk defa bir tiyatro oyunu okuyacak ve ilgisini çektiğinden daha sonra ilk defa tiyatroya da gidecektir ki, bu da bizim için bir kazanç olur. 

Tiyatro dehalarına daha sonraki yüzyıllarda tabii ki niceleri de eklendi, Schiller, Goethe, Tschechow, Büchner, Bertolt Brecht bunlardan yalnızca bazıları. Ve bu insanları birleştiren nokta yazdıkları oyunlarla insanlara bir şeyler anlatmaya çalışmalarıydı. Tiyatronun dünyayı değiştirebileceğine inanıldığı zamanlarda insanları sosyal ve politik duyarlılığa itmeyi başarmış oyunlar çok olmuştur. 

Tabii yukarıda bahsedilen bu emeklerin, ava çıkmış ilkel insandan Shakespeare’e, Schiller’den günümüze kadar sanatın bu gösteri tarzının en olmazsa olmazı da seyircidir. Ve burada da işte biz tiyatro ile uğraşanların sayfalarca ağlayabileceği dert başlıyor. Yine baştaki örneğe dönersek, elinde mızraklı avcı sabahtan akşama kadar geyik gibi sağdan sola zıplasın, bir tane bile izleyeni olmayınca ayaklarına yazık edecektir sadece. Ve bu avcıdan bu yana seyircisizlik tiyatronun hep kaderinde olmuştur. O yüzden “ben bu işten acayip para kazanacağım” diyen aklı başında hiç kimse de bu işle uğraşmamıştır. 

Burada yaşadığımız için Alman-ya’yı göz önünde tutarsak; tiyatro kültürü çok gelişmiş bir ülke. Her sene ülke bütçesinden milyonlarca euro sadece tiyatro için ayrılıyor. Özellikle şehir ya da devlet tiyatrolarına gitmiş olanlar bilirler, bu sanat dalı açısından hemen hemen hiç bir masraftan kaçınılmıyor. Ama bunlar tabii devlet destekli tiyatro binaları. Bunların haricinde bir de özel tiyatrolar geliyor ki, bunlar da tamamen seyirci destekli ayakta kalmaya çalışan tiyatrolar oluyor. İçlerinden illa ki yine de devlet desteği alanlar var, ama bu destek genelde kira, elektrik gibi ana masrafların gitmesine yeterli oluyor. Bir oyun sahneye koyabilmek içinse bu tiyatroların oyunlarını izlemeye gelen seyircilere ihtiyacı var. 

Köln’de mesela yirminin üzerinde özel tiyatro mevcut ve kimi oyunlarda seyirci sayısı 10’u bile geçmiyor, oyun her ne kadar iyi olsa da (bu arada 2008’in en sevilen lafı olan “ekonomik kriz” sonucu bu sayı 2009’da 10’un da altına inecek gibi ya hadi hayırlısı). Hadi tamam bunlar Alman tiyatro evleri olduğundan en azından ulaşabilecekleri kitle de Almanca konuşan kitle. Yani her yeni çıkan oyunda daha da fazla seyirci geleceği ümidi yine de kalıyor. 

Ama eğer ki Almanca konuşan kesime bir oyun çıkarmıyorsanız, mesela Türkçe bir oyun çıkarıyorsanız, işte o zaman seyirci sorunu ile daha da acı tanışıyorsunuz. Çok basit bir örnek vereyim; 2004 senesinde 22 kişilik bir kadro ile Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” oyununu oynadık. İlk iki gösteri zaten oynayanların tanıdık, eş, dost ve akrabaları sayesinde gayet dolu geçti ve sonraki gösterilerde tabii ki Türkçe konuşan tiyatro seyircisine kaldık. Burada da hatırladığım bir akşam gösterisinden bahsedebilirim. Köln-Ehrenfeld’deki sahnemizde o akşam oyunu oynamaya başladığımızda salonda sadece 8 seyirci vardı. Biz ise sahnede 22 kişiydik. Yani bir çift kale maç yapsak, karşılaşmayı farklı kazanırdık, hatta karşı tarafı ezerdik, öyle bir sayısal çoğunluğumuz vardı. 

Köln Arkadaş Tiyatrosu ve Berlin Tiyatrom yirmi senenin üstünde seyircilerine Türkçe oyunlar sahneledi ve sunmaya çalıştı. Seksenli ve doksanlı yıllarda ülke genelinde yapılan turnelerde büyük bir oranda bu başarıldı da. Tabii o zamanlar insanların kendi dillerinde bir gösteri izleme isteği Türkçe televizyon kanallarının da eksikliğinden dolayı ön planda geliyordu. Fakat ne yazık ki son 5-10 senede Türkçe oyun izleyen seyircide büyük bir gerileme yaşanıyor. Ne yazık ki insanlarımızı televizyonlarının ve dizilerinin önünden kaldırmak çok zor hale geldi. Ve bu sanata kendini adamış, bir oyunun haftalarca provasını yapan bir insan olarak, çıkan emeği bazen hatta 3-4 kişi önünde oynamak zorunda kalınca önünde iki alternatifin oluyor.

Ya bu işten soğuyacaksın ya da hedef kitleni ve seyirci kitleni değiştireceksin. Bu yüzden Arkadaş Tiyatrosu da son senelerde yine yabancı kökenli kimliğinden uzaklaşmadan Almanca oyunlara ağırlık vermeye başladı. Burada tabii farklı kültürlerin birleşmesi, yakınlaşması açısından üstlenilen misyon da farklı oluyor, bizi motive ediyor. Ama yine de gönül ister ki tekrar Türkçe bir oyunla da seyircilere ulaşabilelim. 

Bu arada belki içinizde duyanlar olmuştur, Türkçe oyunlarına yine de devam eden Berlin “Tiyatrom”, şehir bütçesinden gelen yardımın kesilmesinden dolayı ne yazık ki kapanmanın eşiğine gelmiştir. Umarım ayakta kalmayı başarabilirler. Arkadaş Tiyatrosu da 2003 senesinden bu yana aynı destek olmadan inatla oyunlarını sürdürmektedir, o yüzden  Tiyatro’daki arkadaşların da pes etmemelerini umut ediyoruz. 

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Yolumuz, her türlü kumpasa karşı Türkiye ittifakını kurmak

Sonraki Haber

Üniversiteden kalma

Hasan Ali Çölük

Hasan Ali Çölük

Hasan Ali Çölük, Erzincan doğumlu. AÖF'de radyo televizyon programcılığı okuyor. Tiyatro ve etnik müzikle uğraşıyor, 

İlgili Haberler

Yazarlar

Sahi mutluluk nedir?

25 Nisan 2026
Ah nerede o eski bayramlar...!
Yazarlar

Ah nerede o eski bayramlar…!

23 Nisan 2026
23 Nisanlar silinmez!
Yazarlar

23 Nisanlar silinmez!

23 Nisan 2026
23 Nisan: Geleceğin sahiplerine bırakılan en büyük miras
Yazarlar

23 Nisan: Geleceğin sahiplerine bırakılan en büyük miras

23 Nisan 2026
Okulda niteliğin azalma nedenleri
Yazarlar

Okulda niteliğin azalma nedenleri

23 Nisan 2026
Son damladan öncesi
Yazarlar

Son damladan öncesi

23 Nisan 2026
Sonraki Haber
Üniversiteden kalma

Üniversiteden kalma

En Güncel Haberler

Fatih’te takla atan otomobil parka savruldu: 1 yaralı
Yerel Haberler

Fatih’te takla atan otomobil parka savruldu: 1 yaralı

26 Nisan 2026
Bursa'da  polisin 'dur' ihtarına uymayan alkollü aday sürücüye 400 bin TL ceza; takip anı kamerada
Yerel Haberler

Bursa’da polisin ‘dur’ ihtarına uymayan alkollü aday sürücüye 400 bin TL ceza; takip anı kamerada

26 Nisan 2026
Bursa'da iki otomobil çarpıştı: 1 yaralı
Yerel Haberler

Bursa’da iki otomobil çarpıştı: 1 yaralı

26 Nisan 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Emine Erdoğan, Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katıldı

25 Nisan 2026
Yaşam

Ankara’da hayvanseverlerden yürüyüş

25 Nisan 2026
Yaşam

Deniz kaplumbağası ölüsü sahile vurdu

25 Nisan 2026
Yaşam

Tarihi kervansarayda Kadın Emeği Yöresel Ürünler Pazarı açıldı

25 Nisan 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Mersin'de 100 milyonluk işlem hacmine sahip dolandırıcılık çetesine operasyon; 7 tutuklama

Mersin’de 100 milyonluk işlem hacmine sahip dolandırıcılık çetesine operasyon; 7 tutuklama

- Haberton
25 Nisan 2026

Mersin’de vatandaşları farklı illerden iş vaadiyle getirerek adlarına banka hesabı ve Gsm hattı açtıran, bu hesapları dolandırıcılıkta kullanan 12 şüpheliden...

Kalori açığı nasıl oluşturulur?

Komşu gürültüsünde haklar neler?

İşten çıkarılınca tazminat nasıl alınır?

Duygusal manipülasyon nasıl anlaşılır?

Güncel Haber

Fatih’te takla atan otomobil parka savruldu: 1 yaralı

Fatih’te takla atan otomobil parka savruldu: 1 yaralı

26 Nisan 2026
Bursa'da  polisin 'dur' ihtarına uymayan alkollü aday sürücüye 400 bin TL ceza; takip anı kamerada

Bursa’da polisin ‘dur’ ihtarına uymayan alkollü aday sürücüye 400 bin TL ceza; takip anı kamerada

26 Nisan 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton