Gadasını aldıklarım, toplanın hele. Bugün size başımdan geçen değil, tam manasıyla bürokrasinin ortasında patlayan bir Ankara trajikomedisi anlatacağım. Okurken çayınızı yudumlamayın, maazallah burnunuzdan gelir, benden söylemesi!
Şimdi gardaşım, bizim bir garip vatandaş var. Namusuyla çalışan, alnının teriyle ekmeğini kazanan, helalinden rızık peşinde koşan dürüst bir adam. Gel gelelim, feleğin sillesi mi dersin, bürokrasinin cilvesi mi dersin; adamın geçmişte sabit ikametgâhı kapanmış. E çalışan adam, dürüst adam, durur mu? Tutmuş adresini idareden tescil ettirmek, kimliğini yeniletmek istemiş.
Olaylar tam da burada, o meşhur kamu binasının kapısında patlıyor la!
Vatandaş gidiyor idareye, “Ağalar ben buradayım, kanlı canlı çalışıyorum, idari tescilimi yapın, kimliğimi yenileyin” diyor. İdaredeki görevli ekranın karşısına geçiyor, çayından şöyle lokum gibi bir yudum çekip ekrana bakıyor. Sonra gözlüğünü burnunun ucuna indirip tarihi cevabı yapıştırıyor:
— “Valla hemşerim, bizim bilgisayar yazılımında senin durumuna uygun kutucuk yok!”
Lafa bak la! “Kutucuk yok!”
Adam 80 kilo canlı kütle olarak karşında duruyor, nefes alıyor, vergi veriyor, ama bilgisayardaki yazılımcı oraya bir kutucuk koymadı diye adamı resmiyette “hiç yokmuş” sayıyorlar! Adam “Ben varım” diyor, ekran “Yoksun” diyor. Bilgisayarla vatandaş pişti oynuyor sanki!
Bitmedi… Bizimki pes eder mi? Tutuyor, ilgili resmi mercilere tane tane derdini yazıyor. Kanun maddesini ekliyor, durumu özetliyor, “Bana yardımcı olun” diyor. Gelen cevap ne olsa beğenirsiniz?
— “Talebiniz anlaşılamamıştır.”
La bebe! Sen oraya Türkçe yazmışın, kanun yazmışın, adamlar ekrana bakıp “Biz bunu anlamadık” yazıp butona basmış! Hızlıca üstünkörü bir şablona basıp geçilmiş adeta.
Daha bombası var, durun! Asıl güldür güldür bölümü şimdi başlıyor!
Bizim vatandaşın her gün kan ter içinde çalıştığı dev işyeri ile; maaşının, yemek parasının yattığı dijital hesap var ya… Abovvv! Meğer bu ikisi aynı büyük patronun, aynı sistemin çarklarıymış iyi mi! Yan odadaki finans birimi, öbür odadaki işyerinde 10 saat ter döken adamın yasal yemek parasına çat diye blokajı basıyor!
Neymiş gerekçe? “İdari kısıt var!”
La oğlum, adam senin iş yerinde her gün kan ter içinde çalışıyor, mal taşıyor, Gözü patlıyor emek veriyor! İnsan bir dahili telefondan yan odayı arar; “La Şevket! Bu adam bizim öz elemanımız, her gün iş yerinde ter döküyor, açın şu adamın yemek parasını” der, değil mi?
Yok! Onlar da “Aaa biz başka birimiz, onlar başka birim, biz birbirimizi tanımayız” havalarında “Sistem ne diyorsa o” deyip çekilmişler kenara! Aynı içindeki yapılar birbirine yabancı numarası yapıyor la!
En sonunda bizim vatandaş baktı ki bu çarkta işler böyle yürümiyor; bütün bu evrakları, o “Anlamadık” yazısını, “Kutucuk yok” lafını topladı, en üst denetim mercilerinin, hak arama kurumlarının önüne bam diye koydu!
Şimdi ne olacak biliyor musunuz angaramın güzel insanları?
Gelecek resmi yazılar ortalığı hareketlendirir… Kurumlar arası yazışmalar başlar, ilgili birimler birbirine pas atar. “Siz bir kutucuk yok diye, dilekçeyi doğru dürüst incelemeden nasıl olur da vatandaşın yasal rızkını kilitlersiniz?” diye sorulduğunda; herhalde yetkililer bu işin izahatını yapmak zorunda kalacak.
Gülersin ağlanacak haline, ağlarsın gelinecek haline!
Sözün özü gardaşım; bu memlekette dürüstçe çalışmak kolay, helalinden kazanmak kolay da; o bilgisayardaki bir tane yeşil kutucuğa sığmak en zor işmiş meğer! Ama hiç merak etmeyin, o hak arama yolları sonuna kadar işletilecek, o kutucuğun açılması için gereken resmi adımlar atılacak!
Kalın sağlıcakla…













