9 Eylül 2026, Çarşamba
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Savaş Özel ile hayata, şiire ve kelimelere dair

Savaş Özel ile hayata, şiire ve kelimelere dair

Filozof Sosyolog - Filozof Sosyolog
9 Eylül 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:10 dakikalık okuma
A A
0
Savaş Özel ile hayata, şiire ve kelimelere dair
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine vefa yazı dizisi söyleşi konuğum: Şair, seslendirmen, edebiyat, sanat üreticisi Sayın Savaş Özel.

Bir milletin hafızası yalnızca tarih kitaplarında değil; dilinde, kelimelerinde, türkülerinde, şiirlerinde ve edebî eserlerinde yaşar. Türk dili ve edebiyatı da yüzyıllar boyunca oluşan bu büyük hafızanın taşıyıcısı olmuş; toplumun düşünme biçimini, duygu dünyasını ve yaşadığı değişimleri kuşaktan kuşağa aktarmıştır. Türk şiiri ise bu hafızanın en güçlü ifade alanlarından biridir. Şair, yalnızca kelimeleri yan yana getiren kişi değildir; yaşadığı çağın ruhunu, insanın iç dünyasını, toplumsal değişimleri ve zamanın bıraktığı izleri kendi penceresinden görünür kılar. Bu nedenle her şair, Türk edebiyatının ortak hafızasına kendi sesi, bakışı ve kelimeleriyle bir iz bırakır.

“Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizisini hazırlarken çıkış noktam da tam olarak bu düşünce. Geçmişten bugüne edebiyatımıza emek veren isimleri hatırlamak, yaşayan değerlerimizin sesine kulak vermek ve onların biriktirdiklerini gelecek kuşaklara aktarmak; edebiyatın sürekliliğine ve kültürel hafızamıza sahip çıkmanın bir yolu. Bu kapsamda bu kez konuğum; şiirleri, yazıları, şiir seslendirmeleri ve dijital platformlardaki çalışmalarıyla edebiyatla farklı alanlarda bağ kuran, kendine özgü edebî yolculuğunu sürdüren Şair , Seslendirmen, Edebiyat/Sanat Üreticisi Sayın Savaş Özel.

Merhaba Savaş Bey, hoş geldiniz. Sizi yalnızca şiirleriniz ve çalışmalarınız üzerinden değil; hayata, insana, topluma ve edebiyata bakışınızla da tanımak istiyoruz. Şiirden düşünceye, bireyden topluma uzanan bu sohbetin okurlarımız için de farklı bir pencere açmasını diliyorum. Hazırsanız sorularımıza geçelim.Sizi henüz tanımayan okurlarımız için Savaş Özel’i kendi cümlelerinizle tanıtır mısınız? Ne zaman ve nerede doğdunuz, çocukluğunuz ve eğitim hayatınız nasıl geçti? Hayat yolculuğunuzda sizi şekillendiren önemli dönüm noktaları neler oldu?

Ben Savaş Özel. Kalemimi de sesimi de aynı yerden besleyen sıradan, düz, manuel analog bir insanım. Bir sokakta ya da caddede yürürken yanınızdan gelip geçen herhangi biriyim. Hayatımı kelimelerle tartmaya, acıyı da sevinci de şiire çevirmeye çalışan biriyim. Doğum yerim ve tarihim benim için özel ama asıl mesele nerede doğduğum değil, nerede kırıldığım ve nerede ayağa kalktığım. Çocukluğum yoklukla terbiye, eğitim hayatım ise okumakla sabır arasında geçti. Beni şekillendiren dönüm noktaları büyük olaylar değil, küçük vedalardı. Bir kapının kapanışı, bir bakışın bitmesi, bir sabahın ardına bakmadan geçip gitmesi… O anlar bana yazmayı öğretti. Hayat yolculuğumda öğrendiğim tek şey var: İnsan düşe kalka değil, düşe düşe büyüyor.

Edebiyat ve şiir hayatınıza ne zaman girdi? İlk şiirinizi yazdığınız dönemde sizi yazmaya yönelten neydi ve bugün şiir sizin için ne ifade ediyor?

Şiir benim hayatıma ilk kırıldığımda girdi. İlk şiirimi yazdığımda elimde ne imkân vardı ne de cesaret. Sadece anlatılacak bir şey vardı ve başka çarem yoktu. O dönemde beni yazmaya yönelten şey kalabalık değil, yalnızlıktı. Konuşulmayanların birikmesiydi. Bugün şiir benim için terapi değil, tanıklık. Yaşadığımın, gördüğümün ve sustuklarımın kaydı. Şiir olmasa ben eksik kalırdım. Şiirle tamamlanıyorum.

İnsan, hayatı boyunca değişirken kendisini de yeniden tanımlıyor. Sizce insanı insan yapan yaşadıkları mı, seçimleri mi, yoksa yaşadıklarına yüklediği anlam mı? Sizin hayatı ve kendinizi anlamlandırma biçiminiz zaman içinde nasıl değişti?

Hepsi. Ama en çok yaşadıklarına yüklediği anlam. Yaşadıklarımız ham madde, seçimlerimiz işçilik, anlam ise o eşyaya ruh üfleyen şey. Ben gençken hayatı siyah-beyaz okurdum. Zamanla öğrendim ki gri tonları olmadan resim tamamlanmıyor. Bugün kendimi anlamlandırırken artık “bana ne yapıldı” diye değil, “ben bundan ne öğrendim” diye bakıyorum. Bu bakış değişince insan da değişiyor.

Bir şairi ve edebiyat insanını yaşadığı toplumdan bağımsız düşünmek mümkün müdür? Sizce edebiyat toplumsal değişimi yalnızca yansıtır mı, yoksa toplumu dönüştürme gücüne de sahip midir?

Mümkün değil. Şair toplumun aynasıdır ama sadece yansıtmaz, aynı zamanda çatlatan da olur. Edebiyat sadece olanı anlatmaz, olması gerekeni fısıldar. Bir toplum değişecekse önce dili değişir. Dili değiştiren de şairdir, yazardır. Bu yüzden benim sorumluluğum sadece güzel yazmak değil. Doğru yerde doğru şeyi söylemek. Çünkü kelime boşuna düşerse toplum da boşluğa düşer.

Bugünün insanını gözlemlediğinizde sizi en çok düşündüren ve sorgulatan toplumsal mesele nedir? Günümüzde bilgiye ulaşmak kolaylaşırken düşünmek, derinleşmek ve insanın kendisini anlaması neden zorlaşıyor? Edebiyatın bu meseleler karşısındaki sorumluluğu sizce ne olmalıdır?

Bilgi çok, düşünce az. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Bilgiye ulaşmak bir tık ama kendine ulaşmak bir ömür oldu. İnsan ekrana bakmaktan kendi içine bakamaz hâle geldi. Edebiyatın sorumluluğu burada başlıyor. Edebiyat yavaşlatmalı. Okuru durdurup “Dur, bunu bir de buradan düşün.” demeli. Hızlı tüketilen içerik üretmek yerine, 10 yıl sonra da okunacak cümle bırakmalı. Benim derdim viral olmak değil, kalıcı olmak.

Sizin şiirlerinizi okuyan ya da şiirleriniz başkaları tarafından seslendirildiğinde dinleyen edebiyatseverlerin, takipçilerinizin ve sizi yakından tanıyanların; imzanızı görmeden bir şiirin size ait olduğunu anlayabilecek bir noktaya geldiğinizi düşünüyor musunuz? “Bu kesinlikle Savaş Özel’in kalemidir.” diyen, sizi şiirlerinizin kendine özgü dili ve üslubundan tanıyan okurlarınız var mı? Sizce bir şair, kendi şiir dilini ve üslubunu oluşturduğunu nasıl anlar?

Bunu söyleyen çok okurum var. “Bu kesin Savaş Özel.” dedikleri an benim için ödülden kıymetli. Bir şair kendi dilini şu zaman anlar: Başkalarının şiirine benzemekten vazgeçtiği, kendi yarasını kendi kelimeleriyle sardığı zaman. Benim dilimde tekrar var, yakarış var, “vazgeç” var, “kal” var. Uzun cümleler yerine, damarına basan kısa hükümler var. Bu benim imzam oldu.

Şairliğinizin yanı sıra şiir seslendirme çalışmalarınız da var. Bir şiiri yazmakla onu seslendirmek arasında nasıl bir fark görüyorsunuz? Ses, şiirin anlamını ve duygusunu nasıl değiştiriyor?

Yazmak doğurmak, seslendirmek büyütmek gibi. Kâğıda döküldüğünde şiir iskelet. Sese döküldüğünde ete kemiğe bürünüyor. Nefes, durak, vurgu… Hepsi anlamı değiştiriyor. Aynı şiiri fısıltıyla okuyunca başka, haykırarak okuyunca başka oluyor. Ses, şiirin alt metnini çıkarır. Bu yüzden ben şiirlerimi hep kendim seslendirdim. Çünkü emaneti başkasına veremezdim.

Bir başka şairin şiirini seslendirirken metne mi, şairin duygusuna mı, yoksa kendi yorumunuza mı öncelik veriyorsunuz? İyi bir şiir seslendirmesinin temel unsurları sizce nelerdir?

Önce metne sadakat, sonra şairin ruhuna saygı, en son kendi yorumum. İyi bir seslendirme üç ayaklı sehpa gibidir: Diksiyon, duygu ve denge. Birini eksik yaparsan şiir devrilir. Ben seslendirirken şairin yerine geçmeye çalışmam. Onun elinden tutup dinleyiciye götürmeye çalışırım.

Sosyal medya, edebiyatın okurla buluşma biçimini değiştirdi. Sizce dijital platformlar şiiri daha geniş kitlelere ulaştıran önemli bir imkân mı, yoksa edebiyatı hızlı tüketilen bir içeriğe dönüştüren bir risk mi?

İkisi birden. Çünkü şiir artık sadece dergide değil, telefon ekranında. 15 yaşındaki bir çocuk da bana ulaşabiliyor, 70 yaşındaki bir yetişkin de. Riskli tarafı şu: Şiir hızlı tüketiliyor. Kaydır, beğen, geç. Derinleşmeye zaman kalmıyor. Benim tercihim şu: Sosyal medyayı vitrin olarak kullan ama asıl evini kitapta kur. Ben vitrinde parlayan, evde sönen şiir istemiyorum.

Bugünkü Türk şiirini ve edebiyat ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelenekten beslenmek ile yeni bir edebî dil oluşturmak arasında nasıl bir denge kurulmalı?

Canlı ama yorgun. Çok ses var ama az söz var. Gelenekten kopmadan yeniyi kurmak zorundayız. Kökü olmayan ağaç fırtınada devrilir, geleneği reddeden şair de rüzgârda savrulur. Denge şurada: Divan’ın inceliğini, halkın samimiyetini, insan yüreğinin isyanını alıp bugünün diliyle söylemek. Taklit değil, devam.

Antolojiler, edebiyat dergileri ve ortak sanat çalışmaları sizce bir şairin edebiyat yolculuğunda nasıl bir yere sahip? Sizin bu alanda yer aldığınız çalışmalar ve edindiğiniz deneyimler neler?

Şair tek başına büyümez. Antoloji ve dergi bir şairin çıraklık belgesidir. Ben de bu yolda birçok ortak çalışmada yer aldım, birçok sesten şiir dinledim. Her çalışma bana başka bir kapı açtı. Edebiyat yalnızlık sanatıdır ama yalnız başına yapılmaz.

Bir eserin kalıcı olmasını sağlayan temel unsur sizce nedir? Döneminin ruhunu yansıtması mı, evrensel bir duyguya dokunması mı, yoksa insana kendisini yeniden düşündürmesi mi?

Her dönemini anlatması, evrensel duyguya dokunması, insana kendini düşündürmesi. Üçü bir arada olmalı. 100 yıl sonra da okunacak şiir, bugünün derdini yarının diliyle anlatandır. Benim hedefim o.

Şiir ve edebiyat çalışmalarınızın dışında üzerinde çalıştığınız veya hayata geçirmek istediğiniz projeleriniz var mı? Önümüzdeki dönemde Savaş Özel’den neler bekleyebiliriz?

Var. Yazmaya ve seslendirmeye devam ediyorum. “Yalan Pazarı” gibi, “Vazgeç” gibi, “Elhamdülillah” gibi şiirlerimin yanında yeni bir seçki üzerinde çalışıyorum. Önümüzdeki dönemde Savaş Özel’den daha çok ses, daha çok sahne ve daha çok kitap bekleyebilirsiniz. Kalem durmayacak.

Bugün edebiyat yoluna çıkan genç şair ve yazarlara baktığınızda, onların en büyük avantajı ve en büyük sınavı sizce nedir? Kendi seslerini bulmaları için onlara ne önerirsiniz?

En büyük avantajları: Ulaşım. Bir tıkla dünyayı okuyabiliyorlar. En büyük sınavları: Sabır. Hızlı görünür olmak istiyorlar ama kalıcı olmak emek istiyor. Önerim: Önce çok okuyun, sonra az yazın. Kendi sesinizi bulmak için başkalarının sesini taklit etmeyi bırakın. Ve unutmayın: Şiir alkış için değil, hakikat için yazılır.

Son olarak, bugüne kadar yürüdüğünüz edebiyat ve sanat yolculuğuna geriye dönüp baktığınızda, Savaş Özel’in ardında nasıl bir iz bırakmasını istersiniz? Gelecekteki Savaş Özel’e bugün tek bir cümle bırakacak olsaydınız ne söylerdiniz?

Ardımda “Bu adam yalan söylemedi.” izi kalsın isterim. Gelecekteki Savaş Özel’e diyeceğim tek cümle şu: “Kalemi bırakma, çünkü susanlar değil, yazanlar hatırlanır.”

“Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizim kapsamında Sayın Savaş Özel ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide; şiirden edebiyata, insanın kendisiyle ve toplumla kurduğu ilişkiden günümüzün değişen dünyasına kadar pek çok konuyu konuşma fırsatı bulduk. Kendisinin de ifade ettiği gibi şiir, onun için yalnızca yazılan değil; yaşanan, hissedilen ve tanıklık edilen bir alan. Kalemini de sesini de aynı yerden besleyen Savaş Özel’in, hayatı kelimelerle tartan ve yaşadıklarını şiire dönüştüren yaklaşımını kendi cümlelerinden dinlemek benim için kıymetliydi.

Kendisini “Biraz yazar, biraz seslendirir, biraz da yönetirim; tıpkı hayat gibi, her şeyden biraz yaşarım. Sonra mı? Herkes gibi göçer giderim!” sözleriyle tanımlayan Savaş Özel’in “Rahatsızlar Kulübü” ifadesi de onun kendine özgü dünyasını yansıtan dikkat çekici bir tanımlama olarak hafızamda yer etti.

Bu anlamlı söyleşi için Sayın Savaş Özel’e vakit ayırdığı, samimiyeti ve değerli paylaşımları için teşekkür ediyorum. Kaleminin ve sesinin kendi yolunda ilerlemeye devam etmesini, şiirlerinin daha çok okura ulaşmasını ve geride bırakmak istediği o anlamlı izin yıllar boyunca yaşamasını diliyorum. Ve yine kendi cümlesiyle: “Kalemi bırakma, çünkü susanlar değil, yazanlar hatırlanır.” Türk şiirine, edebiyatımıza ve kültürel hafızamıza emek veren her kalemin değerini hatırlamak ve onların sözlerini geleceğe taşımak dileğiyle…

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Dışişleri Bakanı Fidan, Suriyeli mevkidaşıyla Ankara’da görüştü

Sonraki Haber

Real Madrid, Inter’i 2-1 mağlup etti: Maç öncesi Arda Güler’e ödül

Filozof Sosyolog

Filozof Sosyolog

Jale ERDOĞMUŞ, İstanbul'da doğdu. Muğla Üniversitesi İİBF Dış Ticaret ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF İşletme ve yine aynı üniversitede Sosyoloji eğitimleri aldı. 2010 yılında Kanada Toronto LSC'de dil eğitimi, 2018'de Siyaset Akademisi, 2019 Kuantum Düşünce Teknikleri Eğitimi ve 2024'te İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim kapsamında Dijital Pazarlama Yönetimi Sertifika Eğitimleri aldı. Çeşitli internet gazetelerinde köşe yazarlığı ve içerik üretici yazarlığı yaptı. Kendine özgü yazılar yazmayı ve şiirler yazıp, yorumlamayı seviyor. Antoloji.com ve Edebiyat Defteri'nde şiirleri mevcuttur. Yayınlanmış çeşitli kitaplarda makaleleri yer almaktadır. “Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairleri” başta olmak üzere; bilim, sanat ve topluma katkı sunan farklı meslek alanlarında başarılı çalışmalar gerçekleştiren isimlerle “Vefa” yazı dizisi kapsamında söyleşiler gerçekleştirmektedir. Eseri: "Filozof Sosyolog Gözüyle Dijital Çağ: Toplumsal Çürümeye Yol açan Tiktok Sorunsalı" ve Filozof Kırmızısı Kitaplarının Yazarı (Yazım aşamasında, süreç devam ediyor)

İlgili Haberler

Herkesin bir geçmişi vardır. Bir de geçmemişi
Yazarlar

Herkesin bir geçmişi vardır. Bir de geçmemişi

9 Eylül 2026
Cem Huddamoğlu: “Mavi Düşteki Çocuk ”tan “Aşkın Sekizinci Hâli”ne
Yazarlar

Cem Huddamoğlu: “Mavi Düşteki Çocuk ”tan “Aşkın Sekizinci Hâli”ne

8 Eylül 2026
Ulus halindeki balıkçılar ve Kızılay'ın hızlı bebeleri
Yazarlar

Ulus halindeki balıkçılar ve Kızılay’ın hızlı bebeleri

8 Eylül 2026
Teslim edilmeyen dükkânlar ve 1310 gün
Yazarlar

Teslim edilmeyen dükkânlar ve 1310 gün

8 Eylül 2026
Kadrajın ardındaki emek: Ödüllü fotoğraf sanatçısı Esin Atar Sağır
Yazarlar

Kadrajın ardındaki emek: Ödüllü fotoğraf sanatçısı Esin Atar Sağır

7 Eylül 2026
Angara’nın ayazı, bizim bebelerin matrak mazi sevdası
Yazarlar

Angara’nın ayazı, bizim bebelerin matrak mazi sevdası

7 Eylül 2026
Sonraki Haber
Real Madrid, Inter’i 2-1 mağlup etti: Maç öncesi Arda Güler'e ödül

Real Madrid, Inter’i 2-1 mağlup etti: Maç öncesi Arda Güler'e ödül

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Arakçi: Yaptırım veya savaşla amacına ulaşamayan ABD'nin yeni çözümü yine yaptırım
Dış Haberler

Arakçi: Yaptırım veya savaşla amacına ulaşamayan ABD’nin yeni çözümü yine yaptırım

9 Eylül 2026
Pluxee, ‘İşe Dönüşün Farklı Halleri’ araştırmasının sonuçlarını yayımladı
İş Dünyası

Pluxee, ‘İşe Dönüşün Farklı Halleri’ araştırmasının sonuçlarını yayımladı

9 Eylül 2026
Herkesin bir geçmişi vardır. Bir de geçmemişi
Yazarlar

Herkesin bir geçmişi vardır. Bir de geçmemişi

9 Eylül 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Taş değirmende 4 kuşak tahin üretiyorlar

9 Eylül 2026
Yaşam

İzmir’de 9 Eylül kutlamaları ‘Zafer Yürüyüşü’ ile başladı

9 Eylül 2026
Yaşam

Midyat taşı, ustaların elinde sanata dönüşüyor

9 Eylül 2026
Yaşam

İnşaat maliyeti temmuzda arttı

9 Eylül 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Sultangazi'de ‘parka gidiyorum’ diye evden çıkan anne ve 3 çocuğu 2 gündür kayıp

Sultangazi’de ‘parka gidiyorum’ diye evden çıkan anne ve 3 çocuğu 2 gündür kayıp

- Haberton
9 Eylül 2026

Sultangazi’de eşiyle telefonla görüştükten sonra 3 çocuğuyla parka gideceğini söyleyen Şenay Alan’dan (33) bir daha haber alınamadı. Eşinin telefonunun kapalı...

Türkiye’de sağlık okuryazarlığı: Hastaları bilgilendirme sorunu var mı?

Telefonda ‘evet’ demek dolandırılmaya yol açar mı? Uzmanlar asıl riske dikkat çekiyor

Eylül, hasat mevsimi: Türkiye’nin tarımsal üretim takvimi

Türk genç nüfusu ve siyasal Katılım: Z kuşağı seçmen profili

Güncel Haber

Arakçi: Yaptırım veya savaşla amacına ulaşamayan ABD'nin yeni çözümü yine yaptırım

Arakçi: Yaptırım veya savaşla amacına ulaşamayan ABD’nin yeni çözümü yine yaptırım

9 Eylül 2026
Pluxee, ‘İşe Dönüşün Farklı Halleri’ araştırmasının sonuçlarını yayımladı

Pluxee, ‘İşe Dönüşün Farklı Halleri’ araştırmasının sonuçlarını yayımladı

9 Eylül 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton