Ah canım ülkem, bir rahat yüzü görmedin şu dünyada! Sanki yaradan sana hep bir imtihan yazmış.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldıktan sonra, bu cennet vatan hep bir kuşatma altında kaldı. Yıllarca Cumhuriyet’in bize kazandırdıklarından bahsettim durdum. Cumhuriyet, gariban Ömer’e de zengin Ömer’e de hep eşit mesafededir. Fakir zengin ayırmaz. Herkese aynı kapıyı açar, aynı hakları tanır. Tıpkı o saatçi çoban Süleyman Demirel’e bile, azimle çalışırsa cumhurbaşkanı olabileceğinin yolunu açması gibi.
İşte bu, Cumhuriyet’in en büyük erdemi, bize bahşettiği en büyük mirastır. Lakin, Cumhuriyet’i bir türlü hazmedemeyen, kendini bilmezler bu ülkede azımsanmayacak kadar çoklar. Bir de rakı sofralarında kendini entelektüel sanıp, halktan kopuk, kendini insanlardan üstün gören zatlar var ki, bu durum gerçekten acınası. Bu memleket, tarih boyunca iki türden çok çekti: Bir, sahte Atatürkçülerden; iki, sahte dindarlardan. Sahte Atatürkçüler, rakı tokuşturmaktan, boş hamaset yapmaktan başka bir iş bilmezler. Atatürk’ün asıl felsefesi olan akıl, bilim, ilerleme, ahlak ve millet sevgisi yerine, şekilciliğe ve koltuk sevdasına batmışlardır. Onlar, tıpkı daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi, “kitap okuyan Kemalistler”den çok, “rakı içen Kemalistlere” dönüşmüşlerdir. Sahte dindarlar ise, dini kendi çıkarlarına göre yorumlar, çarpıtırlar. Halka fakirliğe ve kanaatkârlığa överken, kendileri lüks ve zenginlik içinde yüzerler. Dini bir gösteriş, bir siyaset aracı haline getirerek, dinin özüne en büyük zararı verenlerdir onlar. Tıpkı tarikat ve cemaat adı altında denetimsiz güç odaklarına dönüşen, liyakatsizliği ve biat kültürünü yayan yapılar gibi.
Peki bu durumda ne yapmalı? Yozlaşma her yanı sarmışken, sahtelikler gerçeklerin önüne geçmişken… Tek yol, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına dört elle sahip çıkmaktır! Onun gösterdiği akıl ve bilim yolunda ilerlemek, halka dönmek, adaleti tesis etmek ve dürüstlüğü rehber edinmek zorundayız. Samsun’a çıkmanın tam da sırası şimdi! O günkü gibi, küllerinden yeniden doğmak, sahte yüzleri bir kenara bırakıp, gerçek vatanseverlerin omuz omuza vererek bu ülkeyi yeniden ayağa kaldırması gerek. Çünkü “Sırtımızda bin kılıç yarası var. Ölmedik, ölmeyeceğiz, öldüremeyecekler!” Yüreği yetenle yol yürünür, yetmeyenle selam sabah kesilir. Griye yer yok, ya bu vatan için siyah olacağız ya da beyaz!













