Tiyatro sahnesinde başlayan oyunculuk serüvenini kamera önüne taşımaya hazırlanan Cansu Adıyaman, çocukluk yıllarından bugüne uzanan hikâyesini ve kariyer hedeflerini Haberton.com’a anlattı.
Oyunculuğa olan merakınız ne zaman başladı?
Dedem tiyatroda çalışıyordu. Oyunlara gidip geliyordum her hafta abimle beraber. Abim Can Adıyaman’da ressam. Onunla beraber resim derslerine keman derslerine giderken tiyatro sahnesinde kendimi hayal etmek daha iyi hissettiriyordu. 11 yaşına geldiğimde tamamen kendimi bu işe vermeye başladım. Ailemin desteği ile de eğitim almaya başladım.
Tiyatro oyunlarında görev aldığınız bir dönem var. Biraz bahseder misiniz?
İlk sahne günüm aklıma geldi. Aşırı heyecanlı ve gergindim. Yaşım çok küçüktü. İlk sahneye çıktığımda pandomim bir sahnem vardı. Oyunumuzun abı Barba’ydı. Engelli bir bireyin, tek başına yaşam mücadelesi verdiği ve Barba adında bir kuşun olduğu, ülke konularını eleştirdiği bir oyundu. İlk sahneyi öyle atlattım. Sahneden sonra inanılmaz derecede halen heyecanım devam ediyordu. Birkaç ay sonra tekrar bu oyunu sergiledik derken 2-3 yıl boyunca bu oyunu çeşitli yerlerde sergiledik o süreçte daha çok kendimi geliştirdim. En son tiyatro oyunumu ilk başladığım oyunla yani barba ile yaptım. Engelli ve kimsesiz çocuklar bireyler için sergiledim. Ve o sahneye çıktığımda hayatımın tamamen değişeceğini anladım. Önemli olan devam etmekti, çabalamaktı.

Aynı zamanda işin mutfağında yani kamera arkasında da görev aldınız. Sizin için kamera önü ve arkası için ne gibi farklar var?
Kamera önünde yükselen çoğu kişi egoya yenik düşebiliyor. Nereden geldiğini unutabiliyor. Bu yüzden kamera arkasını öğrenmek çok önemliydi benim için. Aynı zamanda kamera arkasını bilmek kamera önünün yolunu açan bir ışık benim gözümde. Kamera arkası ve kamera önünün en büyük farkı bence odak. Bir işe gittiğimiz zaman işleyişe hakim oluyorsunuz. Adaptasyon sürecini kolaylaştırıyor. Her alanın kendi içerisinde işleyişi var. Farkları yazacak olursak birçok farkı var. Kamera arkasında daha rahat hareket edebiliyorsun, bir düzenin var. Kamera önünde karakteri benimsemek, duygu geçişlerini yaşamak, gerçek hayatta olan ya da olmayan bir karakteri yaşatmak, karşı tarafın verdiği aksiyonları alabilmek biraz daha zorlayıcı olabiliyor.
Oyunculukta kendinize çizdiğiniz kariyer hedefi nasıl bir yer? Tarif edebilir misiniz?
Herkese bir şeyler anlatabildiğim, sorunları ele alabildiğim, doğru bir örnek olarak gösterilebildiğim bir kariyer hedefim var. Oynadığım bir karakter tanımadığım, beni izleyen insanların hayatına dokunmalı. İlham olmalı. Herkesin yüreğine dokunabilmeli. İyi karakter ya da kötü karakter değil konu. Gerçek bir duyguyu, anıyı hissettirmek ve yaşatmak ve benim de yaşamam.
Gelecek dönem için neler yapacaksınız? Yakın zamanda sizleri bir projede görür müyüz?
Şu an yapım asistanı olarak çalışıyorum. Yeni projelerimiz var. Kamera önü için görüşmede olduğumuz projelerimiz de var.
Oyunculukta kriterleriniz var mı? Veya kurallarınız yoksa her rolü her sahneyi kısaca hikayenin gerektirdiği her şeyi bir oyuncu yerine getirmeli mantığına mi inanıyorsunuz?
Bazen her oyuncu her karakteri benimseyemez. Her karakter de her oyuncuyu kabul etmez. Beni zorlayacak farklı tarzlarda karakterleri canlandırmayı isterim. Yapılması gereken yapılması gerektiği gibi yapılır. Kriter olarak bakıldığında; biraz daha farklılıklara ihtiyacımız var












