Özgüvenin kırıldığı yer, iyileşmeye başlayacağın yerdir. Ve en güzel bağ, önce kendinle kurduğun bağdır.
Sen de çocukken görülmeyen, yok sayılan, duyulmayan bir çocuk muydun? O zaman özgüveninin neden kırıldığını, neden hep daha fazlasını istediğini, neden mutlu olamayıp eksik hissettiğini anlamak için geçmişe dönüp bakmalısın.
Travmanın Kökleri: Görülmeyen Çocuk Olmak
Bir çocuk düşün, heyecanla annesine bir şey anlatmak için yanına koşuyor ama annesi yüzüne bile bakmadan işine devam ediyor. Bir çocuk düşün, babasının ilgisini çekmek için elinden geleni yapıyor ama babası hep meşgul. Bir çocuk düşün, kendi duygularını ifade etmek istediğinde “abartma”, “sus”, “şımarıklık yapma” deniyor.
İşte, sen de böyle bir çocuk olduysan, zamanla duygularını bastırmayı, ihtiyaçlarını görmezden gelmeyi öğrendin. Çünkü ne hissettiğinin, ne düşündüğünün bir önemi olmadığını sandın. Senin için en doğal ihtiyaç olan “görülmek” karşılanmadığında, eksik bir benlik algısı geliştirdin.
Bağ Kuramamak: İçindeki Boşluk
Çocuklukta sıcak, güvenli, anlayışlı bir ilişki kuramayan insanlar büyüdüklerinde de sağlıklı bağlar kurmakta zorlanır. Sevginin koşulsuz olduğuna inanmazlar. Değerli hissedebilmek için hep daha fazlasını yapmaları gerektiğini düşünürler.
Bağlanma travması: Çocuklukta yeterince ilgi ve sevgi görmediysen, başkalarına güvenmek senin için zor olabilir. En ufak bir ihmal veya ilgisizlik, çocukken hissettiğin o derin yalnızlığı tekrar hatırlatır.
Onay bağımlılığı: Hep daha fazlasını istemenin altında, aslında “Yeterince iyi miyim?” sorusu yatar. Çünkü çocukken yeterince sevilmediğine inandın.
Duygusal boşluk: Hayatta ne kadar başarı kazansan da, hangi zirveye ulaşsan da mutlu olamazsın. Çünkü içindeki o boşluğu başarıyla, maddi güçle veya dışarıdan gelen takdirle dolduramazsın.
Hep Daha Fazlasını İstemek: Yetememe Hissi
Bugün hâlâ neden tatmin olamıyorsun? Çünkü sen bir zamanlar hiç kimsenin seni “yeterli” bulmadığına inandın. Hep daha iyisini, daha fazlasını istemek, çocukluğundaki “ben yeterince iyi değilim” duygusunun bir yansıması.
Başarıdan başarıya koşsan da, sevildiğini hissetsen de içinde hep bir eksiklik var. Çünkü asıl ihtiyacın olan şey, o küçük çocuğun görülmesiydi. Ama o zaman kimse görmedi.
Özgüvenin Kırıldığı Yerden Onarılır
Peki, ne yapmalısın? Çocukken sana verilmemiş olanı kendine vermeye başlamalısın. O küçük çocuğun artık görülmeye, sevilmeye, kabul edilmeye ihtiyacı var. Ve bunu ona ancak sen verebilirsin.
Kendi değerini dışarıda arama. Başarılar, insanlar, para, sosyal statü seni tamamlamaz. Çünkü eksik olan şey dışarıda değil, içeride.
Duygularını bastırma. Çocukken hislerini paylaşamadın ama artık kendi hislerine sahip çıkabilirsin. “Üzgünüm”, “Kırıldım”, “Sevgiye ihtiyacım var” demekten korkma.
Kendi iç sesini duy. O çocuk hâlâ içinde ve sana bir şeyler söylüyor. Onu dinle. O, senden sevgi ve şefkat bekliyor.
Unutma, özgüvenin kırıldığı yer, iyileşmeye başlayacağın yerdir. Ve en güzel bağ, önce kendinle kurduğun bağdır.













