Başarısızlık… Hepimizin kulağına soğuk gelen bir kelime, değil mi? Belki de birçoğumuzun hayatında kaçmaya çalıştığı o büyük korku. Ama bir düşünelim: Başarısızlık gerçekten korkulması gereken bir şey mi, yoksa biraz haksızlık mı ediyoruz ona?
Hayatta her şey planladığımız gibi gitmeyebilir. Hatta bazen işler öyle bir sarpa sarar ki insan, “Buradan nasıl çıkarım?” diye düşünmeden edemez. Ama işte tam da burada durup başarısızlığa hakkını teslim etmeliyiz. Çünkü o, çoğu zaman bize hayatta başka türlü öğrenemeyeceğimiz şeyleri öğretir.
Düşünsene, ampulü icat eden Edison’a kaç kez başarısız olduğunu sormuşlar. Adamın cevabı neydi? “Ben başarısız olmadım, sadece işe yaramayan bin yol buldum.” Bu bakış açısı, başarısızlığı bir yük olmaktan çıkarıp bir fırsata dönüştürmüyor mu? Yaptığın her hata, seni doğru yola bir adım daha yaklaştırıyor aslında.
Bir şey daha var. Başarısızlık, cesaretin de bir göstergesi. Bir işe giriştiysen, bir şeyler denediysen zaten başarmışsın demektir. Çünkü denemek bile, cesaret ister. Denemeyen insan başarısız olmaz, ama hiç ilerlemez de. Hata yapmazsan, kendini nasıl geliştirebilirsin ki?
Şimdi dönüp kendi hayatına bak. Belki zamanında seni çok üzen bir başarısızlığın, bugünkü seni inşa etti. Belki o an fark etmedin ama şimdi bakınca “İyi ki o yanlışları yapmışım,” diyorsun. İşte bu, başarısızlığın gerçek gücü.
O yüzden bir dahaki sefere işler yolunda gitmediğinde kendine yüklenme. Belki de bu, hayatın seni daha büyük bir başarıya hazırlama şeklidir. Unutma, hiçbir şey denemeyenden daha başarısız kimse yoktur. Ve başarının yolu, çoğu zaman başarısızlık taşlarının üstünden geçer.
Sonuçta, her başarısızlık bir son değil, sadece yeni bir başlangıçtır. Yeter ki pes etme. Denemeye devam et. Çünkü bir gün, o “başarısızlıkların” sana en büyük hediyeyi getirecek.













