2 Ekim 2026, Cuma
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Herkesin kendi kuyusu

Herkesin kendi kuyusu

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
12 Eylül 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
0
Herkesin kendi kuyusu
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Bir şehrin su şebekesi çökerse insanlar susuzluktan ölür mü sanıyorsunuz? Ölmezler. Kuyu kazarlar. Bahçesi olan bahçesine, parası olan derine, gücü olan komşunun suyuna uzanır. Şehir susuz kalmaz, sadece herkes kendi suyunu içmeye başlar ve o suyun içinde ne olduğunu bir daha hiç kimse bilemez.

Güven de böyle bir şey. Yok olmuyor, yer değiştiriyor. İnsan güvenmeden yaşayamaz; sabah evden çıkarken otobüsün frenine, ekmekteki una, doktorun diplomasına güvenmek zorundadır. Bu ihtiyaç ortadan kalkmıyor. Sadece kurumdan çekilip tanıdıklara akıyor. Şebeke çökünce su kuyuya iniyor. Bu ülkede biri hastalandığında sorulan ilk soru “hangi hastane iyi” değildir. “Kimi tanıyoruz?” diye sorulur. O tek cümlede koca bir uygarlık tarihi var. Çünkü o cümleyi kuran adam, kurumun kendisine bakmayacağını, sıranın adil işlemeyeceğini, tanıdığı olmayanın koridorda bekleyeceğini biliyor. Yanılıyor da değil. Tanıdık doktor gerçekten daha ilgili bakıyor, gerçekten telefonu açıyor, gerçekten o tetkiki öne alıyor. Yani sistem, ona kendi çürüklüğünü her seferinde ispatlıyor.

Mahkemede de aynı şey. Haklı olup olmadığını sormuyor kimse; kimi tanıdığını soruyor. Dosyanın hangi hâkime düştüğü, hangi savcının nereye bağlı olduğu, ailede bir milletvekili bulunup bulunmadığı konuşuluyor. Hukuk bir güvence olmaktan çıkıp bir piyangoya dönüştüğünde, insanlar da bilet almayı bırakıp torpil aramaya başlıyorlar. Bu bir ahlaksızlık değil. Bu bir uyum. Elbette her kapı kapalı değil. Pasaport alırken, elektrik bağlatırken kimseyi aramıyoruz. Ama hangi kapının kendiliğinden açılacağını önceden bilemiyoruz; asıl yıpratan da bu belirsizlik. Kurum dediğimiz şeyin tek mucizesi şudur: tanımadığın insanlara güvenebilmeni sağlar. Modern hayatın bütün sırrı burada. Çocuğunuzu hiç tanımadığınız, adını bilmediğiniz, belki hiç sevmeyeceğiniz beyaz önlüklü bir adama teslim edebiliyorsunuz. Parayı hiç görmediğiniz bir bankaya bırakıyorsunuz. Yüzünü bilmediğiniz bir hâkimin önüne çıkıyorsunuz. Bunların hepsi, aslında akıl almaz bir cesaret gösterisi ve insanı binlerce yıllık kabile refleksinden kurtaran tek buluş. O buluş bozulduğunda insan, sadece tanıdıklarına güvenebilir hâle geliyor. İnsan zihni de birkaç yüz kişiden fazlasını taşıyamıyor. Yani dünyanız telefon rehberiniz kadar küçülüyor.

Boşluğu dolduran şeyler hemen beliriyor: hemşehri dernekleri, cemaatler, aşiretler, mahalle ağabeyleri, “bizim oralı” olmanın yarattığı sıcak ayrıcalık. Bunlara kötü demek kolaycılık olur. Bunlar kuyu bile değil, sarnıç: yağmuru biriktirip idare ediyorsun. Susuz kalmıyorsun, ama şebekenin geri gelmesini istemek için de hiçbir sebebin kalmıyor. Ama bedeli var. Kurum senden belge ister, cemaat senden sadakat. Kurumun sana verdiği şeyin adı haktır; alırken kimseye teşekkür etmen gerekmez, çünkü zaten senindir. Ağın sana verdiği şeyin adı iyiliktir ve iyiliğin faturası her zaman kesilir. Bir gün gelir, o telefonu açan adam senden bir imza, bir oy, bir suskunluk ister. O gün hayır diyemezsin. Sağlığını borçlu olduğun adama hayır denmez.

Dilimiz bizi ele veriyor. Artık “hakkımı aldım” demiyoruz. “Hallettim” diyoruz. Halletmek, bir düğümü çözmektir. Demek ki hak artık tabii bir şey değil, düğümlü bir şey. Ve düğümü herkes çözemiyor; parmağı marifetli olan çözüyor. Torpille kazanan da kazandığını sanır. Oysa kazandığı şeyi hak ettiği için değil, birini tanıdığı için almıştır. Ve tanıdığı adam bir gün emekli olur, azledilir, küser, ölür. Hakkı bir insanın ömrüne bağlanmış olan kimse, hak sahibi değil, kiracıdır. Üstelik ağ bir borç ekonomisidir. Bugün ricacı olan, yarın kendisine gelen ricayı reddedemez. Reddederse ağdan düşer, kabul ederse zincire bir halka daha ekler. Her torpil bir senettir. Kendini becerikli sanan adam, aslında ödemekle bitiremediği görünmez borçların içinde yaşıyor. Kurum insanı yabancılara emanet eder; ağ, tanıdıklara rehin verir. Bir şey daha var, kuyusu derin olanların bile hesaba katmadığı: O tanıdık doktorun da bir gün ameliyat olması gerekecek. O nüfuzlu akrabanın da bir gün mahkemeye düşmesi. Herkesin bir tanıdığı var, ama tanıdığın tanıdığı yok. Zincirin sonunda mutlaka yalnız kalınan bir yer vardır. İşin bir de kimsenin yüksek sesle söylemediği tarafı var: bu düzen yukarıdakilerin işine geliyor.

Hakkı olan adam yönetilmesi zor bir adamdır. Gelir, ister, olmazsa dava açar, kaybederse bağırır. Oysa ihtiyacı olan adam uysaldır. Her sabah birinin gönlünü hoş tutmak zorunda olan bir insan, hiçbir zaman gerçekten muhalif olamaz. Kurumları onarmak bu yüzden hep ertelenir; bozuk bir kurum, yöneticisine hiçbir kanunun veremeyeceği bir şey verir — minnet. Devletin dağıtmadığı adaleti tek tek dağıtmaya başlayan adamlar, bir süre sonra adaletin kendisi olduklarını sanırlar. Halk da onlara inanmaya başlar, çünkü başka kapı kalmamıştır. Yalnız yukarıdakiler de değil. Kurumu delerek işini gördüren adam da artık o kurumun onarılmasını istemez; aksaklık onun imtiyazıdır. Herkes sıraya girerse, tanıdığının kıymeti kalmaz. Böylece çürüme kendi savunucularını yetiştiriyor. Her çürük düzen, kendisinden memnun bir azınlık doğurur ve o azınlık yıkıntıyı manzara diye sever. En acımasız kısmı da şu: bu düzende en çok, hiç kimsesi olmayan kaybeder. Tanıdıkla yürüyen bir ülkede en adaletsiz dağıtım güven dağıtımıdır. Zenginin kuyusu derindir; taşralının, göçmenin, yoksulun kuyusu yoktur. Ona kalan tek şey, harap hâlindeki kurumun kendisidir. O insan iki kere kaybeder: hem hakkını hem de hakkı olduğu fikrini. Yani kurumlar çöktüğünde asıl faturayı kurumlara en çok muhtaç olanlar öder. Bu, kimsenin adını koymadığı bir vergidir; en fakirden alınır.

Sonra iş, herkesin birbirini hırsız sandığı bir yere varıyor

Kurala uyan adam saf görünmeye başlıyor. Sıraya giren enayi, vergisini eksiksiz veren beceriksiz, torpilsiz girdiği sınavı kazanamayan da zaten şanssız sayılıyor. Bir toplumda dürüstlük aptallığın eş anlamlısı hâline geldiyse, orada mesele artık kanunlarla çözülmez. Çünkü herkes karşısındakinin hile yaptığını varsaydığı için hile yapmak tek mantıklı davranış oluyor. Yalnız kalan namuslu adam, namusuyla birlikte yalnız kalıyor.

Ve bu iş kolay onarılmıyor

Güven bir orman gibi büyüyor, bir kibrit gibi yanıyor. Yıkılan köprüyü iki yılda yaparsınız; yıkılan itibarı iki yılda yapamazsınız. Bir mahkemenin adil karar verdiğine inanmak için insanın yüzlerce kez adil karar verildiğini görmesi gerekir. Bir kez haksızlık görmesi ise yeter. Kuyulara dönelim. Kuyu suyu insanı hayatta tutar, doğru. Ama kuyu suyunu kimse denetlemez, kimse ölçmez, kimse hesabını vermez. Bir gün zehirlenirsiniz ve şikâyet edecek bir makam bile bulamazsınız, çünkü o suyu size veren adam size bir iyilik yapmıştı. Tanıdıkla yürüyen hayatın bütün meselesi budur: şikâyet mercii yoktur. Bir ülkenin gerçek durumunu anayasasından değil, gecenin üçünde çocuğu hastalanan bir babanın ilk hareketinden anlarsınız. Eğer o adam arabanın anahtarını değil de telefonunu alıyor, rehberde “bir tanıdık” arıyorsa, o ülkede kurum yoktur. Ne yazarsa yazsın, kaç imza taşırsa taşısın, yoktur. Hiç kimseyi tanımadan da yaşayabildiğiniz yere ülke denir. Gerisi, büyük bir akrabalıktır.

Etiketler: peyami altunsuyu
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Eşini kaybettiği hastalığa yakalanan 2 çocuğu için yardım istedi

Sonraki Haber

Türkiye ile Kazakistan arasında ‘Geri Kabul Anlaşması’ imzalandı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Budizm -Budan'nın- öğretisi
Yazarlar

Budizm -Budan’nın- öğretisi

2 Ekim 2026
Şiddetin gürültüsünde Gandhi’nin sessiz gücü
Yazarlar

Şiddetin gürültüsünde Gandhi’nin sessiz gücü

2 Ekim 2026
Tarihin direksiyonuna geçenler: Medici’den Meiji’ye dünyayı yeniden kurmaya çalışan insanlar
Yazarlar

Tarihin direksiyonuna geçenler: Medici’den Meiji’ye dünyayı yeniden kurmaya çalışan insanlar

1 Ekim 2026
Çocuk evde neyi öğreniyor?
Yazarlar

Çocuk evde neyi öğreniyor?

1 Ekim 2026
​Onkoloji Acili'nde biyolojik alarm ve Şahin’in tarihi firarı!
Yazarlar

​Onkoloji Acili’nde biyolojik alarm ve Şahin’in tarihi firarı!

29 Eylül 2026
Tecrübeli oyuncu Cenk Tunalı ile söyleşi
Yazarlar

Tecrübeli oyuncu Cenk Tunalı ile söyleşi

29 Eylül 2026
Sonraki Haber
Türkiye ile Kazakistan arasında 'Geri Kabul Anlaşması' imzalandı

Türkiye ile Kazakistan arasında 'Geri Kabul Anlaşması' imzalandı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin doktoruna 4 yıla kadar hapis talebi
Haberler

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin doktoruna 4 yıla kadar hapis talebi

2 Ekim 2026
MHK soruşturması: Hakem Yasin Kol İstanbul’da sağlık kontrolünden geçirildi
Gündem

MHK soruşturması: Hakem Yasin Kol İstanbul’da sağlık kontrolünden geçirildi

2 Ekim 2026
Bakan Tekin, Gürcistan Başbakanı Kobakhidze ile görüştü
Politika

Bakan Tekin, Gürcistan Başbakanı Kobakhidze ile görüştü

2 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Çanakkale’den umre için Mekke’ye bisikletle yola çıktı

2 Ekim 2026
Yaşam

Kıbrıs gazisi bulduğu poşet içindeki altınları zabıtaya teslim etti

2 Ekim 2026
Yaşam

Ataşehir’de ilginç görüntüler: Caddede başıboş gezen inekler kamerada

2 Ekim 2026
Yaşam

Van’da göletlere 700 bin sazan yavrusu bırakıldı

2 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Trump'tan akaryakıt açıklaması: "Avrupa stoklarındaki dizel yakıtı piyasaya sürecek"

Trump’tan akaryakıt açıklaması: “Avrupa stoklarındaki dizel yakıtı piyasaya sürecek”

- Haberton
2 Ekim 2026

ABD Başkanı Donald Trump, “Avrupa stoklarındaki büyük miktarda dizel yakıtı piyasaya sürmeyi kabul etti.” dedi. ABD Başkanı Donald Trump, sanal...

Emeklilerin birikimleri hedefte: Dolandırıcıların kullandığı yeni yöntemlere dikkat

Türkiye’de akıl oyunları eğitimi: Satranç ve mangala çocukların bilişsel gelişimini nasıl destekliyor?

Türk kuru meyvesi dünyanın sofrasında: Kayısı, incir ve üzümde Türkiye’nin küresel liderliği

Türkiye’de kanser taraması: Erken tanı neden hayat kurtarıyor, kimler hangi testleri yaptırmalı?

Güncel Haber

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin doktoruna 4 yıla kadar hapis talebi

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin doktoruna 4 yıla kadar hapis talebi

2 Ekim 2026
MHK soruşturması: Hakem Yasin Kol İstanbul’da sağlık kontrolünden geçirildi

MHK soruşturması: Hakem Yasin Kol İstanbul’da sağlık kontrolünden geçirildi

2 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton