İnandığım güvendiğim dağlara kar yağmadı, zaten karlıydı şimdi buz tuttu. Ve ben o buzdan kayarken kimse elimden, kolumdan, bacağımdan tutup yukarı doğru çekmedi. Şimdi sıra kimde?
Önemli olan kimin yanında nerde yaşadığın değil, kiminle öldüğün, kiminle güldüğün, kimin yanında nefes aldığın, kimi senin gördüğü, duyduğu ve anladığı. Sizi duyan var mı?
Kalbimizin kimseye zararı yok aslında. Sırf inattan hikayemizin sonu kötü bitiyor. Gururdan ölsek de pabucumuzu hala ters giymeye devam ediyoruz. Sevdiklerimizi arkamızda sanarken yanımızda bile olmadığını görüyoruz. Sözlerimiz sahte, gözlerimiz sahte, yaşadıklarımız hep bir hikaye.
Ben insanları tanıyorum artık ya siz? Kim aşık, kim düşman, kim hasım, kim akraba, kim dost. Düşüyoruz kalkıyoruz ama kimsenin insafı yok. Herkes türlü türlü renklere bürünmüş. Biri düşse de gülsek diye bakıyorlar artık. Hesabımız ağır, birbirimizden çaldığımız yıllarımız ağır, kurduğumuz dünya daha da ağır.
Birbirimize sarılıp ağlamak varken hep bir uçurumun kenarından itme hissi var içimizde. Belki de yetmedi doymadık kalbimizde harabelerle yaşamaya. Birbirimize dokunmaları öğrenemedik. Biz buzdan düşmelere doyamadık sizde itmelere.














Çok haklısınız artık insan olmayı beceremiyoruz galiba. Hep böyle miydi yoksa biz çocuk olduğumuz için mi fark edemedik bilmiyorum ama artık takılmıyorum da. Dost olan kazanır düşman olan kaybeder. Gidene dur dememeli. Tabi tüm bu analiz ettiklerinize başka bir açıdan bakarsam da bunları yaşanması gerekenler olarak görüyorum. Hayatımızda ki denge için iyilerde kötülerde olmalı. Her biri bize farklı bir şey öğretiyor yada biz öğretmek için hayatlarına giriyoruz. Yüreğinize sağlık.
umut verip yarı yolda bıraktığınız insanın gönül sadakasını iki dünyada da ödeyemezsiniz… vijdanının sesini dinle bak ne diyor…