8 Ekim 2026, Perşembe
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Esaretin gölgesinde Anayasa

Esaretin gölgesinde Anayasa

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
6 Aralık 2024
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
0
Esaretin gölgesinde Anayasa
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Gündemi değiştirme sanatı, modern siyasetin en maharetli oyunlarından biri haline geldi.

Farklı rollerdeki aktörler, bir sahnede perde arkasından birbirleriyle sözüm ona mücadele ederken, esasen aynı hikâyeyi oynuyorlar. Bir yanda bir yasa, öte yanda bir anayasa maddesi; kimi zaman ise dış mihrakların “görünmeyen elleri.” Hepsinin ardında, aynı tarihsel kökene dayanan, aynı ideolojik kodlarla biçimlenmiş bir zihniyet var.

Bu insanlar, benzer tarihsel travmaların çocuklarıdır. Soğuk Savaş’ın gölgesinde büyüyen bu nesil, darbelerle, ekonomik çöküşlerle, dış müdahalelerle yoğrulmuş bir kolektif bilinçaltına sahiptir. Dünya görüşleri, sürekli bir tehdit algısı üzerine inşa edilmiştir. Onlar için her başarısızlık, her kriz, mutlaka bir “ortak düşman” figürüyle açıklanmalıdır. Çünkü düşmansız bir dünya, onların kimliklerini de tehdit eder. Komplolarla nefes alır, hayali düşmanlarla varlıklarını korurlar.

1980’in Karanlık Mirası

1980 darbesi, bu zihniyetin kök saldığı topraktır. Darbeyi takip eden süreçte şekillenen anayasa, bir metin olmaktan çok bir kader olarak sunuldu. “Bu anayasayı bize Amerika yaptırdı,” dediler, “bizim değil, onların eseridir.” O dönemden bugüne kadar, bu zihniyet kendisini aynı kalıplar içinde yeniden üretti. Şimdi anayasanın değiştirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Ancak burada sorulması gereken kritik soru şudur: Bu değişiklikler kimin ihtiyaçlarına hizmet ediyor?

Düşman üretme yeteneği, bu zihniyetin alametifarikasıdır. Kimi zaman dış güçler, kimi zaman içerideki “hainler,” kimi zaman ise anayasanın kendisi bu rolü üstlenir. Ancak düşman ne olursa olsun, asıl hedef hep aynıdır: Gücü merkezileştirmek, hesap sorulamaz bir otoriteyi tahkim etmek. Böylece, geçmişte darbecilerin dayattığı düzenin modern bir versiyonu, farklı bir maskeyle karşımıza çıkar.

Değişim mi, Hesaplaşma mı?

Bugün anayasa değişikliği tartışmaları, yüzeyde hukuki bir reform çabası olarak sunuluyor. Oysa gerçekte bu tartışmalar, bir dönemin travmalarını bugüne taşıyan bir jenerasyonun kendi korkularını ve arzularını yeniden üretmesinden ibaret. Soğuk Savaş’ın gölgesinde büyüyen bu kuşak, o dünya görüşünü terk edemiyor. Çünkü bu ideolojik zemin, onların varlıklarını meşrulaştırdığı gibi, güçlerini de besliyor.

Peki, anayasa gerçekten değişmesi gerektiği için mi değiştiriliyor, yoksa bu bir dönemin hesaplaşması mı? Anayasa, toplumun ortak iradesini yansıtan bir metin olmalıysa, neden bu değişiklik talepleri hep aynı dar çerçevede, aynı odakların ihtiyaçlarına göre şekilleniyor? Belki de sorunun özü, anayasanın metinlerinde değil, onu şekillendiren zihniyettedir. Anayasanın değişmesi gerektiği argümanını o kadar süslüyorlar ki, insan neredeyse inanacak. Türban meselesi, dini cemaatler,etnik meseleler ve toplumsal hassasiyetler… Hepsi kullanışlı birer araç. Ama alttaki asıl mesele, anayasanın değişmez ilk üç maddesine odaklanmış durumda. Cumhuriyetin temel taşlarını oynatmak istiyorlar, ama bunu açıkça söyleyemiyorlar.

Neden mi? Çünkü yıllardır sergiledikleri “performans” yetmemiş gibi görünüyor. Ülke hala batmamış, hala ayakta. İşte bu, onları çıldırtıyor! Daha fazlasını yapmalılar, daha köklü bir yıkım gerçekleştirmeliler. Belki de, anayasa değişikliği onlara göre bu yıkımın nihai adımı.

1980 darbesinin mirasını suçlayanlar, aynı mirasın yöntemlerini terk etmiş değiller. Dillerinde “demokrasi” sözcüğü dolaşsa da, ezberledikleri melodi hep aynı: Kutuplaştır, korkut, ve en sonunda kendi gücünü meşrulaştır. Bu melodi, toplumun özgürleşmesinden çok, onu esir almanın yeni bir yoludur.

Görünürdeki Sorun ve Gerçek Çıkmaz

Bugün siyasi partiler, iktidarıyla muhalefetiyle, anayasa değişikliği konusunu hararetle tartışıyor. Bizlere, bu değişikliğin ülkenin en acil meselesi olduğu söyleniyor. Peki gerçekten öyle mi? İşsizlik çözülmüş mü, ekonomi şahlanmış mı, eğitimde dünya lideri olmuş muyuz? Adalet yerini bulmuş, sokaklarda huzur kol geziyor mu? Hayır. Ama anlatılan hikâye şu: Ülkenin tüm sorunlarının kaynağı anayasa!

Burada durup sormamız gerekiyor: Mevcut anayasayı hiç müdahale etmeden uyguladınız mı? Yargıyı bağımsız bırakıp, kolluk kuvvetlerini siyasi baskılardan arındırdınız mı? Eğer anayasa uygulandığında bile çözüm olamıyorsa, sorun metinde mi yoksa zihniyette mi?

Bu sorulara cevap verilmediği gibi, anayasa değişikliği çabalarının gerçek amacı da gizleniyor. Gidici olan bir neslin, yerini bırakmadan önce son bir hamle yapma telaşı hissediliyor. Ama bu “veda hediyesi,” aslında halk için bir armağandan çok, derin bir yük bırakıyor.

Değişiklik Kimin Yararı İçin?

Değişiklik taleplerinin ardındaki temel motivasyon, anayasanın değişmez maddelerine yönelmiş durumda. Cumhuriyetin temel taşları, açıkça söylenmese de hedef alınıyor. Ancak bu taleplerin arkasında yatan niyet, toplumu özgürleştirmek değil, yeni bir kontrol mekanizması inşa etmektir. Çünkü mevcut düzeni işletmek yerine, onu yeniden şekillendirmek daha fazla güç vaat ediyor.

Bu noktada toplum olarak bizim görevimiz, süslü söylemlerin arkasındaki gerçek niyetleri sorgulamaktır. Eğer mevcut anayasa bile doğru dürüst işletilemiyorsa, yenisi hangi zihniyetle ve kimin için işletilecek? Anayasa tartışmalarını bir kimlik krizine dönüştürmek, aslında toplumun temel değerlerini pazarlık konusu yapmaktır.

Zihinlerdeki Kırılma

Gerçek bir değişim, yalnızca metinlerde değil, zihinlerde başlar. Esas sorun, anayasanın yazılı ilkeleri değil, bu ilkeleri hayata geçiren zihniyettir. Soğuk Savaş’ın travmalarıyla şekillenmiş bir jenerasyonun, geçmişten gelen korkuları ve önyargıları terk etmeden, gerçek bir demokrasi inşa etmesi mümkün değildir.

Bugün karşımızda duran mesele, anayasa değil; bir toplumun kendi kimliğiyle nasıl bir ilişki kuracağıdır. Kimliğimizi, bir pazarlık masasına koyup kaybetmemek için, eski ezberleri aşmalı ve özgürleşmenin yollarını aramalıyız. Anayasa bir araçtır; amaç ise adalet, eşitlik ve özgürlüktür. Ancak bu amaçlar, süslü sözlerle değil, samimi ve radikal bir zihniyet değişikliğiyle gerçekleşebilir.

Unutmayalım, gerçek değişim yalnızca metinlerde değil, o metinlere ruh veren iradelerde başlar. Ve bugünkü iradenin bizi özgürleştirmek mi, yoksa daha da esir almak mı istediğine karar vermek, bizim elimizde.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Merkez Bankası’ndan iskonto kararı

Sonraki Haber

Denizde meydana gelen depremler ile karada meydana gelen depremlerin yıkım gücü

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Kahveli_Şiirlerim’in Arzu Yıldız’ı ile şiirden vefaya: Kırk yıllık hatır
Yazarlar

Kahveli_Şiirlerim’in Arzu Yıldız’ı ile şiirden vefaya: Kırk yıllık hatır

7 Ekim 2026
Amasya 8. Uluslararası Ödülleri 2027 kazananları açıklandı
Yazarlar

Amasya 8. Uluslararası Ödülleri 2027 kazananları açıklandı

6 Ekim 2026
Bir şehrin yeniden kendi sesini bulduğu gün: 6 Ekim
Yazarlar

Bir şehrin yeniden kendi sesini bulduğu gün: 6 Ekim

6 Ekim 2026
Halk kütüphanelerinin masalcısı İlknur Artuğ ile söyleşi
Yazarlar

Halk kütüphanelerinin masalcısı İlknur Artuğ ile söyleşi

6 Ekim 2026
Bu kez sorular benden! Ekranın muzip habercisi Murat DADA ile keyifli bir hatıra
Yazarlar

Bu kez sorular benden! Ekranın muzip habercisi Murat Dada ile keyifli bir hatıra

6 Ekim 2026
Aşkla yazılmış bir ömür: Fatma Aleçakır 
Yazarlar

Aşkla yazılmış bir ömür: Fatma Aleçakır 

5 Ekim 2026
Sonraki Haber
Denizde meydana gelen depremler ile karada meydana gelen depremlerin yıkım gücü

Denizde meydana gelen depremler ile karada meydana gelen depremlerin yıkım gücü

En Güncel Haberler

Fenerbahçe Tarfin, FIBA Kadınlar Süper Kupa’yı kaldırdı
Spor Haberleri

Fenerbahçe Tarfin, FIBA Kadınlar Süper Kupa’yı kaldırdı

8 Ekim 2026
Ticaret Bakanı Ömer Bolat fon iddialarını yalanladı: 37,8 milyon TL’lik tasarrufu açıkladı
Politika

Ticaret Bakanı Ömer Bolat fon iddialarını yalanladı: 37,8 milyon TL’lik tasarrufu açıkladı

8 Ekim 2026
Maltepe'de 6 katlı bina çöktü; arama kurtarma çalışması
Öne Çıkan

Maltepe’de 6 katlı bina çöktü

8 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Malatya’da otizmli bireyler için özel eğitim sınıfı açıldı

7 Ekim 2026
Yaşam

Gazze için Antalya’da sessiz yürüyüş; binlerce öğrenci tek yürek oldu

7 Ekim 2026
Yaşam

Kahramanmaraş’tan başlayan kutsal yolculuk: Yürüyerek ve otostop çekerek umreye gidiyor

7 Ekim 2026
Yaşam

Türk devletleriyle ortak uzay modülü hedefi

7 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Aydın’da tüfekle vurulan eski muhtar ağır yaralandı

Aydın’da tüfekle vurulan eski muhtar hayatını kaybetti

- Haberton
8 Ekim 2026

Aydın’ın Nazilli ilçesinde, kestane kozalakları yüzünden çıktığı ileri sürülen tartışmada akrabası N.A. (70) tarafından tüfekle sırtından vurulan eski muhtar İ.K.,...

7 Ekim 2023’ten bugüne Gazze: Üç yılda on binlerce ölüm, büyük yıkım

Yapay zekâ etiği ve AI regülasyonu: Türkiye’de yapay zekâ için hukuki sorumluluk dönemi başlıyor mu?

Ahilikten e-ticarete: 800 yıllık esnaf kültürü dönüşüyor

Gençlerde kanser vakaları artıyor mu? Dünya Kanser Araştırma Fonu yeni verileri açıkladı

Güncel Haber

Fenerbahçe Tarfin, FIBA Kadınlar Süper Kupa’yı kaldırdı

Fenerbahçe Tarfin, FIBA Kadınlar Süper Kupa’yı kaldırdı

8 Ekim 2026
Ticaret Bakanı Ömer Bolat fon iddialarını yalanladı: 37,8 milyon TL’lik tasarrufu açıkladı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat fon iddialarını yalanladı: 37,8 milyon TL’lik tasarrufu açıkladı

8 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton