Datça hurması diye bir şey var bu memlekette! Var ama bilen yok! Konuştuğum on kişiden dokuzu “O da neymiş?” diyor.
Evet evet, Datça’da yaşıyor, Muğlalıyım diyor ama hurmasından bihaber! Hatta Datça hurmasının adını taşıyan bir koy var… Orayı bilen desen yok! Bu nasıl iştir, bu nasıl vurdumduymazlıktır?Bakın, biz laf olsun diye doğa, tarih, kültür demiyoruz. Bunlar turistik broşürlerde süs olsun diye yazılan kelimeler değil. Bunlar, yaşatılmadıkça anlamı kalmayan kelimelerdir. Datça hurması işte tam da bu yüzden kıymetlidir. Çünkü kimsenin umurunda değil! Çünkü unutuluyor! Ve biz unutursak, o hurma kendi kendine yaşamaz!Bu memlekette her şeyin modası geçiyor: adam gibi yazmanın, sağlam duruşun, toprağa bakmanın, tohumu tanımanın… Şimdi sırada hurma var! Yarın zeytin unutulur, öbür gün ada çayı… Sonra? Sonra kalır elimizde kuru taş ve beton! Datça diyoruz ya hani, methiyeler düzerek… E o zaman gelin, bu hurmaya sahip çıkalım! Payamıyla, zeytiniyle, kekik kokusuyla övündüğümüz toprakların ortasında, sessiz sedasız ölmek üzere olan bir meyve var. Tarihle övünüyorsan, bu hurma da tarihin ta kendisidir! Çünkü yaşatmadığın değer tarih değil, sadece tozlu bir hikâyedir! Ve unutma kardeşim: Bir hurmayı koruyamayan bir halk, koca bir uygarlığı koruyamaz!













