16.4 C
Ankara
17.9 C
İstanbul
21 C
İzmir
Perşembe, Nisan 22, 2021
Diğer
    Ana SayfaYazarlarBölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar

    Bölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar

    Yiğit köymen
    Yiğit Köymenhttps://haberton.com/
    Goldensheaf hayvancılık ve yem sanayi. Dış ticaret ve finanstan sorumlu CFO görevini yürüten, Dr. Capital Management Holding (Stutgart-Almanya) Türkiye Temsilciliği yapan, Dış Ekonomik İlişkiler, Terör, Organize Suçlar, E-devlet üzerinde çeşitli çalışmaları olan yazarımız.

    Okunmalı

    Gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler olduğu gibi, ülkelerin kendi içinde göreli olarak, bölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar ve gelir dağılımı bulunmakta.

    Sosyo-ekonomik gelişmişlik  düzeyi bakımından gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler olduğu gibi, ülkelerin kendi içinde de göreli olarak  gelişmiş  ve  az  gelişmiş  bölgeleri  bulunmaktadır. 

    Ülke  içindeki  bu  gelişmişlik farkları  pek  çok  sosyal  ve  ekonomik  sorunlara  neden  olmakta  ve  bu  nedenle  ülke genelinde  sosyo-ekonomik  bütünleşmeyi  sağlamak  amacıyla,  bölgeler  arasındaki farklılıkları azaltmaya yönelik büyük uğraşlar verilmektedir. Örneğin, bölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar, Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olup, bu sorun hem gelecekteki iktisadi  gelişme  için  bir  darboğaz  oluşturmakta,  hem  de  sosyal  sorunlara  kaynaklık etmektedir.

    Bölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar ve gelir dağılımı
    Bölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar ve gelir dağılımı

    Ekonomik anlamda gelişme içerisindeki bir ülkede çoğu zaman gelişme ülkenin tüm  yörelerinde  aynı  anda  başlayamamakta  ve  gelişmenin  giderek  belli  merkezlerde yoğunlaşması,  bölgeler  arasında  gelişmişlik  farklarını  kaçınılmaz  hale  getirmektedir. Ülkemizde de az  gelişmiş  bölgelerin  temel  özelliklerine baktığımızda; Faktörlerin verimliliği zayıflığı ve faktör dağılımı bozukluğu, altyapı yatırımları yetersizliği, doğal çevrenin gelişmeye imkan vermemesi, bölgesel  gelir  dağılımının  düzensiz  olması, artan nüfusun  dışarıya göçleri hızlandırması, ekonomik yapının tarıma dayalı olması, halkın  büyük çoğunluğunun  tarımsal  kesimde  çalışmasına  rağmen, bu kesimin yarattığı katma değer artış hızının oldukça küçük ve kimi zamanda eksi bir durum göstermesi gibi nedenler olduğunu görmekteyiz.  

    Bunlarla birlikte, bölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar gerek  gelişmiş  gerekse de  az  gelişmiş  ülkelerde niteliklerine göre üç ayrı grupta incelenebilir. Birincisi,  doğal  ya  da  coğrafi  dengesizliklerdir.  Bu  tür  dengesizlikler  doğal kaynakların bazı bölgelerin lehine bazılarının ise aleyhine sonuçlar doğuracak biçimde ortaya çıkmasından oluşur. İkincisi,  iktisadi  ve  fonksiyonel  dengesizliklerdir.  Bu  anlamda  dengesizlikler bulunan  ülkelerde  aynı  üretim  faktörleri,  pazar  farkından  dolayı  farklı  bölgelerde değişik  kazançlar  elde  ederler. 

    Diğer  yandan  işgücünün  tarım  sektöründen,  sanayi sektörüne aktarılması halinde de kazançlarda farklılıklar ortaya çıkabilir. Üçüncü dengesizlik, sosyal ve kültürel dengesizliktir. İnsanların davranışları ve değer  yargıları  arasındaki  farklılıkları  da  kapsayan  bu  tür  dengesizlik,  eğitim  düzeyine bağlı  olarak  meydana  gelmektedir.  Mesela kültürlü  kimselerin  sosyal  mevkileri,  değer yargıları, davranış ve giyinişleri diğerlerinden ayrılmaktadır. Üçüncü tür dengesizliklere örnek  olarak  metropoliten  şehirlerdeki  gecekondu  bölgeleri  ve  kenar  semtleridir.

    Bunlardan başka, Türkiye’de bölgelerarası eşitsizliğin durumunu ortaya çıkaran göstergeler ise şunlardır: Kişi başına banka mevduat oranları, öğrenci-öğretmen oranları, ortaöğretimde okullaşma oranları, hekim başına düşen nüfus miktarları, kişi başına elektrik tüketimi, kırsal yerleşimlerde asfalt karayolu oranları, kişi başına düşen katma değer miktarları, insani gelişmişlik endeksi, kişi başına düşen gayri safi milli hasıla miktarları, tarım, sanayi ve hizmet sektörlerindeki istihdam oranları.

    Sorunları çözmek amacıyla, ülkemizde  1960’lardan bu yana  kalkınma  planları  hazırlanmak ve DPT  tarafından  illerimizin  sosyo-ekonomik  gelişmişlik  endeks  çalışmaları  yapılmaktadır. Diğer  yandan  söz  konusu  dengesizlikleri azaltmak  kapsamında  birçok  program  ve  projeler de  uygulanmıştır.

    Getirilen öneriler ise; azgelişmiş bölgelerin mevcut potansiyel ve kapasitelerini destekleyecek politikaların oluşturulması, tüm bölgelerin çekicilikleri artıracak özelliklerinin belirlenmesi ve bu bölgelerin çekiciliklerinin artırılmasına yönelik politikaların saptanması, bölgelerin kapasitelerinin geliştirilmesinde darboğaz oluşturan konuların üstesinden gelinmesine yönelik önlemlerin tanımlanması, bölgesel  gelişmeye  yönelik  kurumsal  yapının,  karar  verme  süreçlerinin  ve  bu düzlemdeki planlama çalışmalarının konumlanması ve içeriğinin geliştirilmesi şeklindedir.

    Gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler olduğu gibi, ülkelerin kendi içinde göreli olarak, bölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar ve gelir dağılımı bulunmakta.
    Gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler olduğu gibi, ülkelerin kendi içinde göreli olarak, bölgesel kalkınma arasındaki farklılıklar ve gelir dağılımı bulunmakta.

    Son olarak, sanayileşmenin  dengesiz  dağılımının  çeşitli  sosyal  ve  ekonomik  sancılara  sebep olduğu; tarım, sanayi  ve hizmet sektörlerindeki uygulamaların birbirinden bağımsız karar  mekanizmaları  (merkezi  idare  veya  yerel  yönetimler)  tarafından  yapılması sonucu, sektörler arası uyum yerine sektörler arası gereksiz bir çatışmaya yol açtığı bilinen bir gerçektir. Altmış yıla yakın bir geçmişi olan bölgesel planlama deneyimlerinin; bölgelerde var olan paydaşların istekleri doğrultusunda yani halktan (tabandan) başlayan bir politika değil de, bürokratlardan (tavandan) başlayıp tabana sunulan bir politika olduğu malumdur. Böylece bu politikalar bölgelerin potansiyellerine has ve bölgelere özgü bir kalkınma stratejisi sunmaktan ziyade, genel anlamda ülkenin her tarafında uygulanmak istenen genel perspektifli politikalar olmuştur.

    Bunun yerine, kırsal alandaki tüm paydaşların kalkınma sürecine katılımını sağlayacak bir yöntem izlenmesi gerekir. Böylece, bölgenin asıl ihtiyacı olan sektörlere göre bir büyüme ile kalkınma potansiyeline uygun yapılanma olacaktır. Sonucunda da başta istihdam ve gelir dağılımı olmak üzere ekonomik ve sosyal göstergelerin iyileşmesi daha kolay sağlanacak ve bölgesel kalkınmadan elde edilen olumlu etkilerin ülkenin geneline yayılması sözkonusu olabilecektir.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler