Bir çocuk gelişim uzmanı olarak, her gün onlarca aileyle bir araya geliyorum. En çok karşılaştığım cümlelerden biri şu: “Hocam, sinirlenince kendimi tutamıyorum. Bağırmadan dinlemiyor!”
Bu cümle tanıdık geldi mi? Ebeveynlik, çoğu zaman sabrın sınandığı bir yolculuk. Ancak şunu tüm içtenliğimle söylemek isterim: Çocuklara bağırmak, azarlamak ya da onları korkutarak ‘terbiye etmek’, kısa vadede işe yarar gibi görünse de uzun vadede ruhlarında derin yaralar açar.
Bağırmak, Beyni Tehdit Altına Alır
Yapılan nörogelişimsel araştırmalar, yüksek sesle bağırılan çocukların beyinlerinde kortizol hormonunun (stres hormonu) arttığını, bu durumun da öğrenmeyi, hafızayı ve duygusal gelişimi olumsuz etkilediğini gösteriyor. Özellikle 0-6 yaş döneminde çocukların beyin gelişimi çok hassastır ve sürekli korku altında büyüyen çocukların beyninde “tehdit algısı” kalıcı hale gelir.
Columbia Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada, sık sık azarlanan çocukların ergenlik döneminde anksiyete, depresyon ve özgüven sorunları yaşama riskinin ciddi ölçüde arttığı saptanmıştır.
Azarlamak Değil, Anlamak
Evet, çocuklar zaman zaman sınırları zorlayabilir. Fakat biz yetişkinler olarak şunu unutmamalıyız:
Çocuklar hata yapmak için değil, öğrenmek için büyürler.
Bağırmak ya da cezalandırmak, çocuğun davranışını değil, kendilik değerini hedef alır. Bu da çocukta “Ben yetersizim, ben sevilmeye layık değilim” algısı oluşturur. Oysa çocuklar koşulsuz sevgiyle büyüdüklerinde, hata yaptıklarında dahi değerli olduklarını bildiklerinde, daha az hata yapar ve daha sorumlu bireyler olurlar.
Ben Ne Yapıyorum?
Bir uzman olarak, ben de zaman zaman kendi sesimin yükselmek üzere olduğunu fark ediyorum. Ama o anda kendime şunu hatırlatıyorum:
“Şu an çocuğumun beni duymaya değil, anlaşılmaya ihtiyacı var.”
Duygularını anlamaya çalışıyorum. Göz hizasına iniyorum, adını söylüyorum ve sakin bir sesle konuşuyorum. Çünkü biliyorum ki çocuklar en çok davranışlarımızdan öğreniyorlar. Bağırarak bir şey anlatmaya çalışmak, çocuğa da öfkeyle tepki vermeyi öğretiyor.
Ne Yapabiliriz?
Önce nefes alın. Unutmayın, öfke bir duygudur ama bağırmak bir tercihtir.
Çocuğunuzun davranışının arkasındaki ihtiyacı anlamaya çalışın.
“Ben dili” kullanın: “Oyuncaklarını toplamaman beni yoruyor.” gibi…
Gerekirse odadan çıkın, kendinize zaman tanıyın.
Çocuğunuzla kurduğunuz ilişkiye yatırım yapın. Disiplin, bağ kurmadan işe yaramaz.
Çocukluk bir daha geri gelmez. Sesimiz, çocuklarımızın iç sesi olur. Onlara bağırdığımızda, içlerinde bir yankı bırakırız. Ne olur, bu yankı korkuyla değil, sevgiyle dolsun. Unutmayın, bir çocuğun duyduğu en güzel şey, güvenli bir ses tonudur.
Çocuklarımıza daha şefkatli bir dünya sunmak elimizde… Önce bizden başlasın.
İçtenlikle,













