Gardaşım, bu Ankara’nın semtleri arasında gizli bir rekabet vardır. Şimdiki bebeler bilmez, Bahçelievler’e gidersin; herkes bir havalı, kafelerde espresso içip Fransızca konuşacakmış gibi takılır. Ama bir alt caddesine, yani Beşevler’e indin mi… İşte orası öz ve öz Ankara’dır, öğrencinin gariban krallığıdır!
Beşevler dediğin yer; sabahın köründe derse yetişmeye çalışan üniversiteli bebelere, durakta otobüs bekleyen memurlara ve o bebeleri gözüyle tartıp “La bunlar ne okuyor ki acaba?” diye düşünen Angaralı esnafa ev sahipliği yapar.
Geçen gün Beşevler’deki durakların oradayım. Genç bir bebe yanaştı, sırtında kocaman çanta, elinde de bir simit. Bana döndü:
— “Amca, Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne nereden gidiliyor acaba?”
— “La bebe, ne amcası? Şurada duran durak var ya, oradan dümdüz yürü. Zaten nereye baksan üniversite! Sağın fakülte, solun fakülte, kafanı kaldırsan dekanlık!”
Beşevler’in olayı budur işte! Adı üstünde “Beşevler”miş vaktiyle ama şimdi adım başı kampus, adım başı öğrenci evi. Bir de Beşevler’in o meşhur simit-ayran-döner üçlüsü vardır ki, gariban öğrencinin hayatını kurtarır. İstanbul’da öğrenci kafeye gidip iki dilim pastaya servet öder; Beşevler’de bizim bebe 100 lirayla hem karnını doyurur, hem üstüne çayını içer, kalan parayla da dolmuşa biner!
O sırada simitçi dayı girdi muhabbete:
— “La bebe, siz şimdiki gençler çok şanslısınız valla! Bizim zamanımızda Beşevler’de çamurdan yürünmezdi. Şimdi her taraf kafe, her taraf kütüphane. Ama siz yine beğenmiyorsunuz!”
Bebe de mahcup mahcup yanıt verdi:
— “Dayı vize haftası ya, kafam durdu valla, ders çalışmaktan gözlerim karardı.”
Dayı tesbihini bir salladı, dedi ki:
— “Bana bak la… O vizeler, finaller biter, bu Beşevler’in kaldırımları kalır! Okuyun da adam olun, sonra gelip buradan bir çayımızı içersiniz!”
Gardaşım, Beşevler dediğin yer Ankara’nın gençlik aşısıdır. Türkiye’nin dört bir yanından gelen bebeler orada Angaralı olmayı öğrenir. Birinci sınıfta “Aaa Ankara çok gri” diye gelen bebe, dördüncü sınıfta Beşevler durağında otobüs beklerken “La gardaş bu soğuk ne ya!” diye sitem etmeye başladı mı, tamamdır! O artık özbeöz Ankaralı olmuştur!
Diyeceğim o ki; Ankara’da öğrenci olmak zordur derler ama Beşevler’i gören adam bir daha o sokakları unutamaz. Çayı ucuzdur, insanı harbidir, muhabbeti de tam “La bebe” ayarındadır!












