Bazı yolculuklar bir bavulla değil, bir kararla başlar. Benim yolculuğum da öyle başladı. Bavulum yoktu, ama içimde taş gibi ağır bir his vardı: “Yola çıkmalıyım.”
YouTube kanalımın adı: Aliço’nun Yol Hikâyeleri.
Sıradan bir vlog kanalı değil bu. Otostopla, sırt çantamla, çoğu zaman cebimde çok az parayla ama ruhumda büyük hayallerle çıktığım bir yolun günlüğü olacak.
İlk adımı kendi ülkemden atacağım. Anadolu’nun yollarına düşeceğim. Tanımadığım köylerde uyanacağım, hiç bilmediğim sofralarda doyacağım, ismini bilmediğim insanların hikâyelerinde kendimi arayacağım. Çünkü bu ülkeyi önce gerçekten yaşamak istiyorum. Karış karış yürüyerek, tanışarak, konuşarak, dinleyerek…
“Yolda Olmak” Ne Demek?
Yolda olmak sadece bir yerden bir yere gitmek değil.
Yolda olmak, insanın kendine döndüğü bir aynadır.
Duraklarda beklerken düşünmektir. Otostop çekerken bir hayata ortak olmaktır.
Bir yabancının seni aracına alması kadar, senin de o yabancının hikâyesine gönüllü girmendir.
Bu yolculukta kamera arkasında değil, hayatın tam içinde olacağım. Kayıt tuşuna bastığımda sadece manzarayı değil, içimden geçenleri de anlatacağım. Her videoda sadece yolları değil, kendimi de keşfedeceğim.
Hayalim Büyük: Sınırların Ötesi
Bu yolculuk sadece Türkiye ile sınırlı değil. Vakit geldiğinde, sınır kapılarını geçeceğim. Avrupa’nın otobanlarında, Asya’nın toprak yollarında, belki Afrika’nın sıcak güneşinde, belki de Güney Amerika’nın bilinmez köylerinde yürüyeceğim.
Ama önce kendi ülkem. Çünkü dünyanın öbür ucuna gitmeden önce, bu toprakların her yolunu kendi ayak izlerimle çizmek istiyorum.
Bir Niyet, Bir Yolculuk, Bir Kamera
YouTube kanalım bir gösteri değil; bir davet.
Beni değil, yolculuğu izleyin. Gördüklerimi değil, hissettiklerimi duyun.
Çünkü bu kanalın kamerası yola, yolda karşılaştığım insanlara ve iç sesime dönecek.
Ben Aliço.
Ve bu, sadece bir yol hikâyesi değil…
Bu, yolda kendini bulan bir gencin, hayata sorduğu bir soru.













