Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa yazı dizimizin bu bölümünde, şiir yolculuğunu iki kitabıyla okurlarıyla buluşturan Sayın Şair Zafer Arduçoğlu’nu ağırlıyoruz.
Şiir, şairin iç dünyasından süzülerek kelimelere dönüşür; kimi zaman yaşanmışlıkların, kimi zaman zamanın, kimi zaman da insanın kendisiyle ve hayatla kurduğu ilişkinin izlerini taşır. Zafer Arduçoğlu da Yağmur Altı İstasyonu ve Zaman Bana Küsmüş adlı eserleriyle kendi şiir dünyasını okurla buluşturan isimlerden biri olarak edebiyat yolculuğunu sürdürüyor.
Şiir anlayışını, yazarlık serüvenini, kitaplarını ve edebiyat dünyasına bakışını daha yakından tanımak üzere gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide; Sayın Zafer Aduçoğlu’nun kalemine, şiir dünyasına ve edebî yolculuğuna yakından bakacağız.
Sayın Şair Zafer Arduçoğlu, merhaba, hoş geldiniz. Davetimizi kabul ederek “Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizimize konuk olduğunuz için teşekkür ederim. Hazırsanız sorularımıza geçmek istiyorum.
Öncelikle sizi okurlarımıza daha yakından tanıtmak isteriz. Zafer Arduçoğlu kimdir? Çocukluğunuz, eğitim hayatınız ve bugüne uzanan yaşam serüveninizden söz eder misiniz? Şairlik ve yazarlıkla yolunuz nasıl kesişti?
– Demirin emeğin şehri Karabük’te 17/01/1988 yılında dünyaya geldim. Küçük bir mahallede çocukluğum geçti ve en mutlu en güzel hatırlarımı o mahallede yaşadım.Okul yıllarım memleketim Karabük’te tamamladım. Lise mezunuyum.Evliyim bir kız bir erkek olmak üzere iki evladım var. Özel bir şirkette aşçılık yapıyorum. 13 yıldır Hatay’da ikamet Şairlikle yolumun kesişmesi şiire olan sevdamdan geliyor. Lise yıllarımda dinlemeyi seviyordum radyo programları sayesinde genel olarak. Ama kalemi elime almam 30 lu yaşlarımda başladı.Daha çok içimizde ki olgunlaşmış kelimelerin sayfalara dökülmesi gibi.
Şiirle ilk temasınız nasıl başladı? Şiir yazmaya başladığınız dönemi düşündüğünüzde, sizi kaleme ve kelimelere yönelten temel duygu, düşünce veya hayat deneyimi neydi? Şairlik yolculuğunuzun ilk adımları nasıl atıldı?
– Aslında içimde ki hisler beni şiire itti.
Yazmak istediğimi hissettim o an. Yaşadığımız, yaşayamadığımız duyguları kalemle sayfayla paylaşmak istedim. Aslında sırrımı anlattığım birer dost edindim diyebilirim kendime.
İki şiir kitabınız bulunuyor: Yağmur Altı İstasyonu ve Zaman Bana Küsmüş. Bir şair için kitabının okurla buluşması önemli bir eşiktir. İlk kitabınızdan ikinci kitabınıza uzanan süreçte şiirinizde nasıl bir değişim, dönüşüm veya olgunlaşma yaşandı?
– İlk kitabım daha çok şiire ilk başladığım kısa yazıları almıştım. Öncelikle tabi ki kitap çıkartmak benim için bir hayal ürünüydü. Ama zamanla hayaller gerçek oldu tarifsiz bir mutluluktu benim için. Bir şeyin farkındaydım ikinci kitap çalışmalarına başladığımda ilk kitabım olan “yağmur altı İstasyonu” üzerine daha çok koymam gerektiğini biliyordum. ” Zaman bana küsmüş ” kitabım ise duygu yoğunluğu bakımından daha zengin olmuş oldu. Şimdi ise bunu çıkartacağım 3. Kitapla daha çok üstüne koymak istiyorum.
İlk kitabınız Yağmur Altı İstasyonu… Kitabın adı oldukça güçlü ve çağrışımlı. Bu isim nasıl ortaya çıktı? Yağmur Altı İstasyonu sizin şiir dünyanızda ve yazarlık serüveninizde nasıl bir yere sahip?
– Kitabımın ilk adı KALP BUĞU’su olacaktı. O süreçte kıymetli bir hocamın kitap hazırlığı vardı ve isim arayışındaydı. Benim aklıma ilk Yağmur Altı İstasyonu gelmişti öneri olarak hocam bunu benim kendi kitabımda kullanmam gerektiğini söyleyince ilk kitabımın adı bu şekilde şekillenmiş oldu. Yağmur altı İstasyonu çok başka çünkü 3. Bir evlat gibi oldu emeğinizin karşılığını bir kitap şeklinde olması paha biçilmez duygu. Yani kitap olarak benim ilk göz ağrım.
İkinci kitabınız Zaman Bana Küsmüş ise adıyla bile okuyucuda merak uyandırıyor. Zaman kavramının şiirinizdeki yeri nedir? “Zaman Bana Küsmüş” ifadesi sizin için hangi duyguyu, düşünceyi veya hayat karşılaşmasını temsil ediyor?
– İkinci kitabımda zamana yer vermek istedim. Çünkü zaman dediğimiz olgu bizlerin tek gerçeği hayatın içerisinde tüm duyguları an içinde yaşarız. Zaman bana istediğimi vermediği için ZAMAN BANA KÜSMÜŞ ismini uygun buldum. Biraz kendimi tanımladığım isim oldu aslında.
İki kitabınızda yer alan şiirleriniz arasında sizin için özel bir yere sahip olan, en sahiplendiğiniz ve “Bu şiir benim için başka” dediğiniz şiir hangisidir? Bu şiiri diğerlerinden farklı ve sizin için özel kılan nedir?
– Öncelikle tüm şiirlerimi sahiplenirim hepsi ayrı bir duyguya ve yere sahiptir bende ama bir şiir ismi vereceksem diğerlerinden kitabın arka kapak sözüdür. KALBİMİN BUĞUSUNA ADINI YAZ KURUSADA İZİ KALSIN. Bu söz iş yerinde ki bir camın buğulamasından çıkmıştı.
Şiir anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Şiirlerinizi oluştururken yaşanmışlıklarınızdan, gözlemlerinizden, insan ilişkilerinden ve hayattan ne ölçüde besleniyorsunuz? Sizin için şiiri başlatan asıl unsur duygu mudur, düşünce midir, yoksa kelimelerin kendisi midir?
– Şiirin temelinde zaten gözlem, empati, yaşanmışlıklar,başka insanların yaşantıları hatta anıları bile sizin konunuz olabiliyor. Ve ben hepsinden biraz alıyorum ama daha çok gözlem oluyor. Şairin bakış açısı çok başka olmalıdır. Örnek verecek olursam, sonbaharda ağaçtan düşen bir yaprak kimine göre mevsimsel olayken şaire göre ayrılık olmasıdır.
Edebiyat dünyamız oldukça geniş; birbirinden farklı şiir anlayışlarına ve özgün seslere sahip çok sayıda şairimiz var. Sizi diğer şairlerden ayıran, şiirinize özgün bir karakter kazandırdığını düşündüğünüz yönler nelerdir? Bir okur neden Zafer Arduçoğlu’nu okumalı? Şiirlerinizle okura nasıl bir duygu, düşünce veya edebî dünya sunmayı amaçlıyorsunuz?
– Buna kısa şöyle cevap vereyim,
Söylemek isteyipte söylemeyedikleri cümleleri görebilirler. Hatta bazen duygularına tercüman olan yazılarım olduğunu düşünüyorum. kendi hayatlarından birer parça bulmak isterlerse kıymetli okuyucular şiirlerimi okuyabilirler. Dünyada tek bir amacım var edebiyat adına yarına güzel mısralar bırakmak istiyorum. Bir şiirim edebiyata iz bırakmış üstadların bir dizesine yaklaşmasıda kendi edebiyat Dünya’mın hayalidir. Umarım bir gün gerçekten yaklasabilirim.
Bir şairin zaman içerisinde kendine özgü bir şiir dili ve üslubu oluşturması, onu kalıcı kılan en önemli unsurlardan biridir. Sizin şiirleriniz okunduğunda, okurun “Bu, Zafer Arduçoğlu’nun kaleminden çıkmış olmalı” diyebileceği belirgin bir edebî imzanız, kendinize özgü bir şiir diliniz olduğunu düşünüyor musunuz? Şiirinizi diğer şairlerden ayıran ve sizi siz yapan temel özellikler nelerdir?
– Bu sorunuz harikaydı gerçekten. Benimde tek istediğim budur. Mesela bir şiirimin altında zafer Arduçoğlu yazmadan bu zafer Arduçoğlu şiiridir denilirse bir yere gelmiş yani kalemde kendi özümü yakalamış olurum. Bunun içinde çok çalışıyorum. Yazmak için yazmaktan çıktım onun için daha çok insan ruhunda iz bırakacak şiirler yazmaya çalışıyorum.
Siz bir seslendirme sanatçısı değilsiniz; ancak şiir okuyorsunuz. Bir şairin kendi şiirini kendi sesiyle okumasının, şiirin duygu ve anlam dünyasına nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz? Şiiri yazmak ile şiiri okumak arasında sizin açınızdan nasıl bir ilişki var?
– Kendi şiirlerimin duygusunu bildiğim için okurken hiç zorlanmıyorum. Başka kalemlerde onu hissetmem gerekiyor yani şair bunu hangi duyguda yazmış ne hissetmis o an bunu düşünüyorum yani şairimizle empati kuruyorum ve ona göre şiir okuyorum. Okuma hissiyatında değilsem şiir okumuyorum çünkü çok fark ediyor seslendirmeye de bu hissiyatsızlık yansıyor.
Şiir yazmakla okumak arasında büyük fark var. Şiir yazamayan şiir okuyabilir, şiir yazanda seslendirme yapamayabilir. Çünkü seslendirmenin çok başka bir yetenek olduğunu düşünüyorum. Ama ikisini birden yaptığım içinde kendimi bu konuda şanslı hissediyorum.
Şairlik ve yazarlık sizin hayatınızda nasıl bir yerde duruyor? Kendinizi öncelikle şair olarak mı, yazar olarak mı görüyorsunuz; yoksa bu iki alanı birbirinden ayırmadan, aynı edebî yolculuğun farklı yönleri olarak mı değerlendiriyorsunuz?
– Aslında bu terimlerin ağırlığını bildiğim için şairim ve yazarım diyemiyorum yazar ve ya şair adayıyım demek daha güzel oluyor. İki alanı ben ayırmıyorum. Şiirde yazsanız romanda yazsanız yazarsınız aslında.
Günümüz edebiyat ve şiir dünyasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle sosyal medyanın şiirin daha geniş kitlelere ulaşmasındaki rolünü ve günümüz şairlerinin karşılaştığı imkânları ve zorlukları nasıl görüyorsunuz?
Günümüz edebiyatının çok yeri olduğunu düşünmüyorum ki zaten ülke olarakta çok okura sahip değiliz. Yayınevlerinin çoğalmasıda aslında bu işi daha kötü hale getirdiğine inanıyorum tabi burda gerçekten sanatsal değeri ele alıp basan yayınevlerini ayrı tutuyorum. Düşünün yapay zekaya şiir yazdırıp onu kitap haline getirmek çok kolay artık. Para için yapılan sanat bana göre sanata hizmet etmek değil daha çok sanatı değersizleştirmektir. Eskiden şartlar gerçekten zordu ve o dönemin şairleri bunu iyi kullanmış ve şiirler gerçekten edebi değer taşımış ve günümüze kadar ulaşmış. Maalesef şimdi şartlar çok kolay ama duygu yok denilecek kadar az. Yani çok kitleye ulaşmak edebi değer taşıyor anlamına gelmiyor bana göre.
“Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiirine ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizimiz kapsamında size sormak isterim: Türk şiirinin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey sizce nedir? Şiire ve edebiyata yeni adım atan gençlere ne söylemek istersiniz?
-Ahirete göçmüş tüm güzel üstadları saygı ve rahmetle anıyorum öncelikle. Her birinin mekanları cennet olsun inşaallah. Türk şiirinin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey samimiyettir. Çünkü samimi değil,duruş yoksa edebiyatın Edeb kısmını anlamıyorsanız edebiyat yapıyorum demeyecekler. Şiir yazmakla şair olunmaz edep yoksa da edebiyat yapmış olunmaz. Gençlere tek sözüm kötü yazıyoruz olmuyor gibi olumsuz motivasyona düşmemeleri. Kalem yazdıkça güzelleşir gelişir. Kalemi ellerinden bırakmasınlar ve gerçekten edebiyata sahip çıksınlar ülkemizin en çok buna ihtiyacı var çünkü
Zafer Arduçoğlu’nun bundan sonraki edebiyat yolculuğunda neler var? Yeni bir şiir kitabı, farklı bir edebî çalışma ya da üzerinde çalıştığınız projeler bulunuyor mu? Okurlarınız önümüzdeki dönemde sizden neler beklemeli?
Evet yeni bir şiir kitabı çalışmam var kısmet olursa 3. Kitab çalışmalarına başladım. Ama onun yanı sıra çocuk kitabı ve kendi romanımı yazmak istiyorum. Bizler kıymetli hocalarımızla SÖZDEN İZE sayfasını kurduk. SAFA ÇİÇEK hocamızın rehberliginde tamamen sanatın her alanına dokunmak istiyoruz. Umarım muvaffak oluruz.
Söyleşimizi tamamlarken, son olarak sizi okuyan, şiirlerinizi takip eden ve henüz şiirlerinizle tanışmamış olan okurlarınıza ne söylemek istersiniz? Zafer Arduçoğlu’nun şiir dünyasına ilk kez girecek bir okura, kendi kaleminizden nasıl bir davette bulunursunuz?
– Tüm sanatseverleri bekliyorum. @zaferarducogluresmi adıyla tüm sosyal medyalarda şiirlerimizi ve seslendirmelerimizi paylaşıyoruz. Onları da aramızda görmekten onur mutluluk duyarım. Sanatla kalsınlar.
Anlatamadığım herşeye sustum
Serdim kefen gibi tüm suskunluklarımı
anlamsız kalışlarımın üzerine.
Gece kuşları anlar beni
Rüzgar Ve Yalnızlık anlar birde.
Kör gecelerde çarpar sağır cümleler sol yanıma.
Yazılması zor kelimeler dilimin uçurumunda durur
Yine düşen ben olurum uçurumların en dibine..
Söyler misin ?
Saksılarda sarı çiçekler büyüttük diye miydi ?
bu sensiz kalış,
Bu veda
bu terkediliş.
Yoksa anlaşılmayan yanlarimizi mi sakladık sarısına ?
Yoksa merhametsizliğin miydi karışan toprağa.
Herkesi suçladık biz seninle
Gerçeği göstermeyen aynaları
Bizi anlatmayan şarkıları
Adımızı söylemeyen kuşları
Bir biz suçlu değildik
Biz ki kendimize çok yakıştırdık bu ayrılığı.
Bütün her şeyim yerli yerinde oysa
Uykularım , kitaplarım, dolabım
Bir sen karışıksın aklımda
bir sen dağınıksın sol yanımda
Anlatamadığım herşeye susmak yakıştı bana,
Sana haklı hissettiğin sessiz gidişler.
Kaldıysa hâlâ iyi dileklerim ceplerimde
yine söylerim.
Bana armağan düş kesiği izi olmayan bir yara
Sana söz saklarım bunuda en derinden.
Saksılarda sarı çiçekler büyüttük diye miydi
bu sensiz kalış
Bu veda
bu terkediliş
Yoksa anlaşılmayan yanlarimizi mi sakladık sarısına ?
Hiçbir şey canımı acıtmadı
kalın harflerle yazdığım seni
Kısık bir sesle okumak kadar
Ve hiçbir şey canımı yakmadı
Aşk diye yazdığımı
Ayrılık diye okuması kadar
Zafer Arduçoğlu
Zafer Arduçoğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, bir şairin yalnızca yazdığı şiirleri değil; o şiirlerin ardındaki hayatı, duygu dünyasını, edebiyat anlayışını ve kendi şiir dilini oluşturma çabasını da ortaya koydu. Yağmur Altı İstasyonu ile başlayan ve Zaman Bana Küsmüş ile devam eden bu yolculuğun, şairin kendi ifadesiyle daha güzel mısralar bırakma ve edebiyatta kalıcı bir iz oluşturma arzusuyla ilerlediğini görüyoruz.
“Şiir yazmakla şair olunmaz” diyerek edebiyatın yalnızca kelimelerden ibaret olmadığını; samimiyet, emek, duruş ve edep gerektirdiğini vurgulayan Zafer Arduçoğlu’nun, üçüncü şiir kitabının yanı sıra çocuk kitabı ve roman çalışmalarına yönelik hedefleri de edebî yolculuğunun farklı türlerde devam edeceğini gösteriyor.
Kendisine, Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa yazı dizimize konuk olduğu, şiir dünyasını ve edebiyata dair düşüncelerini bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyor; kaleminin her yeni eserinde kendi sesini ve imzasını daha da güçlendirmesini diliyoruz.
Yolu şiirden, sözü edebiyattan geçen bütün kalemlere vefa ile…
Zafer Arduçoğlu’na edebiyat yolculuğunda başarılar diliyor, kıymetli şiirlerinin nice okura ulaşmasını temenni ediyoruz.












