Dünya Kanser Araştırma Fonu, 50 yaşından önce ortaya çıkan “erken başlangıçlı kanserlere” ilişkin yeni analizini yayımladı. ABD, İngiltere ve Hollanda verilerini inceleyen kuruluş, meme, bağırsak, böbrek, pankreas, karaciğer ve rahim kanseri dahil bazı kanser türlerinde genç yaş grubunda dikkat çekici artışlar görüldüğünü bildirdi. Uzmanlar ise artışın tek bir nedenle açıklanamayacağını vurguluyor.
Dünya Kanser Araştırma Fonu (World Cancer Research Fund International-WCRF), son yıllarda giderek daha fazla tartışılan “gençlerde kanser vakaları artıyor mu?” sorusuna ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı.
WCRF’nin 6 Ekim 2026 tarihli analizine göre kanser vakalarının büyük çoğunluğu halen 50 yaş üzerindeki kişilerde görülüyor. Buna karşın ABD, İngiltere, Avustralya ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde yapılan araştırmalar, 50 yaşından önce teşhis edilen bazı kanser türlerinin önceki yıllara göre daha sık görülmeye başladığını ortaya koyuyor. Bu kanserler literatürde “erken başlangıçlı kanser” olarak tanımlanıyor.
Kuruluş, bu verilerin “kanser artık gençlerde çok yaygın hale geldi” şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin özellikle altını çizdi. Yaş, kanser açısından hâlâ en önemli risk faktörlerinden biri ve gelişmiş ülkelerde kanser teşhisinin ortalama yaşı genel olarak 60’ın üzerinde bulunuyor. Ancak aynı yaş grubundaki kişiler geçmiş kuşaklarla karşılaştırıldığında bazı kanser türlerinde görülme oranlarının yükseldiğine dikkat çekiliyor.
50 yaş altındaki kanser vakaları mercek altına alındı
Dünya Kanser Araştırma Fonu, değişimin boyutunu anlamak amacıyla ABD ve Hollanda’da 2000-2023 yılları arasındaki, İngiltere’de ise 2001-2023 arasındaki verileri değerlendirdi.
Analizde 50 yaşın altında görülen 12 farklı kanser türündeki değişimler incelendi. Araştırmacılar yalnızca toplam vaka sayılarına değil, nüfus yapısındaki değişimleri hesaba katabilmek amacıyla kanser görülme oranlarına da baktı.
WCRF’nin değerlendirmesinde bazı kanser türlerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar tespit edildi.
ABD’de meme, kolorektal yani kalın bağırsak ve rektum kanseri, böbrek, pankreas ve rahim kanserlerinde artış görüldü.
Hollanda’da rahim ağzı, kolorektal, böbrek ve karaciğer kanserlerinde yükseliş kaydedildi.
İngiltere’de ise meme, kolorektal, böbrek, karaciğer, pankreas, prostat ve rahim kanserlerinde anlamlı artışlar belirlendi.
Kadın ve erkeklerde farklı kanser türleri öne çıktı
WCRF’nin cinsiyete göre yaptığı ayrıntılı analizde ABD’deki 50 yaş altı kadınlarda meme, kolorektal, rahim, böbrek, karaciğer, pankreas ve mide kanserlerinde artış görüldü. Erkeklerde ise kolorektal, böbrek, pankreas ve mide kanserlerinde yükseliş kaydedildi.
İngiltere’de genç kadınlarda meme, kolorektal, rahim ağzı, rahim, böbrek, karaciğer, pankreas ve mide kanserlerinin; genç erkeklerde ise kolorektal, böbrek, karaciğer, pankreas ve prostat kanserlerinin arttığı bildirildi.
Gençlerde kanser neden artıyor?
Araştırmacıların yanıtı bu noktada oldukça net: Kesin neden henüz bilinmiyor.
WCRF, genç yaşlarda ortaya çıkan kanser vakalarındaki artışı tek bir faktöre bağlamanın bilimsel olarak doğru olmayacağını belirtiyor. Bunun yerine yaşam tarzı, çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları, obezite, fiziksel aktivite, genetik özellikler ve bağırsak mikrobiyomunun birlikte etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Kuruluşun dikkat çektiği değiştirilebilir risk faktörleri arasında fazla kilo ve obezite, düşük fiziksel aktivite, kırmızı ve işlenmiş et ağırlıklı beslenme, fast food tüketimi, şekerli içecekler ve düşük lif tüketimi bulunuyor.
Buna karşılık tam tahıllar, sebze, meyve ve bakliyat açısından zengin beslenme düzenlerinin bazı kanserlerin riskini azaltmaya yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Kanserlerin yaklaşık yüzde 40’ı önlenebilir kabul ediliyor
WCRF, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40’ının değiştirilebilir risk faktörleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor.
Sigara kullanımı, alkol tüketimi, güneş ışığına aşırı maruz kalma, fazla kilo ve obezite ile fiziksel hareketsizlik bu faktörler arasında gösteriliyor.
Ancak kuruluş, yaşam tarzındaki değişikliklerin gençlerdeki kanser artışının yalnızca bir bölümünü açıklayabileceğini, tablonun tamamının henüz anlaşılmadığını vurguluyor.
Çevre kirliliği ve mikroplastikler de araştırılıyor
Bilim insanlarının üzerinde çalıştığı diğer alanlardan biri de çevresel maruziyetler.
WCRF’ye göre araştırmacılar; hava ve su kirliliği, çeşitli kimyasallar, plastikler ve diğer çevresel kirleticilere uzun süreli maruziyetin kanser riski üzerindeki olası etkilerini inceliyor.
Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu mikrobiyomun beslenme, antibiyotik kullanımı ve çevresel faktörlerden nasıl etkilendiği de erken başlangıçlı kanser araştırmalarının önemli başlıklarından biri haline geldi. Ancak bu faktörlerle kanser arasındaki ilişkinin kesin biçimde ortaya konması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunuyor.
Obezite genç yaşlarda daha önemli bir faktör haline gelmiş olabilir
WCRF, fazla kilo ve obezitenin vücutta kronik inflamasyona, insülin direncine ve hormonal değişikliklere yol açabildiğine dikkat çekiyor.
Bu mekanizmaların bazı kanser türlerinin gelişme riskini artırabileceği biliniyor. Ayrıca günümüzde fazla kilo, hareketsizlik ve bazı beslenme alışkanlıklarının yaşamın daha erken dönemlerinde başlaması nedeniyle genç kuşakların bu risk faktörlerine geçmiş kuşaklardan daha uzun süre maruz kalabileceği değerlendiriliyor.
Daha iyi teşhis de vaka sayılarını artırmış olabilir
Kanser vakalarındaki yükselişin tamamı biyolojik veya çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olabilir.
WCRF’ye göre kanser belirtileri konusunda farkındalığın artması, sağlık hizmetlerine başvurunun kolaylaşması ve görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi sayesinde geçmişte fark edilmeyebilecek bazı kanserler artık daha erken teşhis edilebiliyor.
Ancak araştırmacılar daha iyi teşhisin tek başına 50 yaş altında görülen artışı açıklamaya yetmediğini belirtiyor. Özellikle bazı kanser türlerinde ölüm oranlarında da yükseliş görülmesi, başka faktörlerin de rol oynadığına işaret ediyor.
“Gençler artık yüksek kanser riski altında” demek doğru değil
Dünya Kanser Araştırma Fonu’nun üzerinde özellikle durduğu bir diğer konu ise verilerin korku yaratacak şekilde yorumlanmaması.
Kuruluş, kanserin hâlâ genç yetişkinlerde ileri yaştaki kişilere göre çok daha az görüldüğünü belirtiyor.
Asıl değişimin, 50 yaş altındaki kişiler arasında bazı kanser türlerinin önceki kuşakların aynı yaş dönemlerine kıyasla daha sık görülmeye başlaması olduğu ifade ediliyor.
Erken başlangıçlı kanserler araştırmalarda öncelik haline geldi
Gençlerde görülen kanserlerin neden arttığını ortaya çıkarmak, uluslararası kanser araştırmalarının en önemli başlıklarından biri haline geldi.
Bilim insanları şu anda genetik yapıdan çevresel faktörlere, beslenmeden bağırsak mikrobiyomuna, tümör biyolojisinden çocukluk ve gençlik dönemindeki maruziyetlere kadar çok sayıda faktörü birlikte araştırıyor.
Dünya Kanser Araştırma Fonu da 2026-2027 araştırma programında 18-50 yaş arasında teşhis edilen erken başlangıçlı kanserleri öncelikli araştırma alanlarından biri olarak belirledi.
WCRF, mevcut çalışmalar sayesinde gelecekte genç yaşta ortaya çıkan kanserlerin nedenlerinin daha iyi anlaşılmasının; korunma stratejilerinin geliştirilmesi, erken teşhis ve kişiye özel tedaviler açısından önemli sonuçlar sağlayabileceğini değerlendiriyor.














