Bazı şehirlerin tarihi vardır, bazı şehirlerin ise hikâyesi… İstanbul, hiç şüphesiz ikincisidir.
Bugün 6 Ekim. İstanbul’un işgalden kurtuluşunun yıl dönümü. Bu tarih yalnızca bir şehrin yeniden özgürlüğüne kavuşmasını değil, İstanbul’un kendi sesine yeniden dönmesini de ifade ediyor.
13 Kasım 1918’de başlayan işgal yılları, İstanbul için kolay geçmedi. Sokaklarında yabancı askerlerin bulunduğu, geleceğinin belirsiz olduğu bir dönem yaşandı. Ancak tarih, bazen en zor günlerin ardından yeni bir sayfa açar.
6 Ekim 1923 de o sayfalardan biridir.
Türk ordusunun İstanbul’a girişiyle birlikte şehir yeniden kendi kaderine kavuştu. İstanbul, işgal günlerini geride bıraktı.
Bugün İstanbul’un kalabalık caddelerinde yürürken, vapurlara binerken, Boğaz’a bakarken ya da tarihi bir sokağından geçerken aslında çok büyük bir hikâyenin üzerinde yaşadığımızı hatırlamak gerekiyor.
Çünkü şehirler sadece binalardan, köprülerden ve yollardan oluşmaz.
Şehirleri şehir yapan, onların hafızasıdır.
İstanbul’un hafızasında ise zaferler kadar zorluklar, ayrılıklar kadar kavuşmalar da var.
Bu nedenle 6 Ekim’i yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olarak görmemek gerekir. Geçmişi bilmek, bugünün kıymetini anlamanın yollarından biridir.
Bugün İstanbul özgürce nefes alabiliyorsa, milyonlarca insan bu şehirde hayatını sürdürebiliyorsa, geçmişte verilen mücadelelerin ne anlama geldiğini unutmamak gerekir.
Ve belki de bugün İstanbul’a bakarken kendimize şu soruyu sormalıyız:
Bu şehri gelecek nesillere nasıl bırakacağız?
Çünkü İstanbul’un kurtuluşu yalnızca 1923’te tamamlanmış bir hikâye değil. İstanbul’u korumak, tarihine sahip çıkmak, kültürünü yaşatmak ve bu eşsiz şehri gelecek kuşaklara aktarmak da bugünün sorumluluğu.
6 Ekim, İstanbul’un yeniden özgür olduğu gün.
Ama aynı zamanda bize geçmişi hatırlatan, geleceğe karşı sorumluluğumuzu gösteren bir gün.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstanbul’un kurtuluşunda emeği geçenleri saygı ve minnetle anıyorum.
6 Ekim İstanbul’un Kurtuluşu kutlu olsun
Bir şehrin kurtuluşu, bazen yalnızca bir şehrin değil, bir milletin yeniden ayağa kalkışıdır.













