Bahçeşehir Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü mezunu ve Örgütsel Psikoloji yüksek lisans öğrencisi Psikolog İlayda Baysal, göç ve travma psikolojisinden spor psikolojisine, sanat temelli çalışmalardan sosyal sorumluluk projelerine uzanan kariyer yolculuğunu anlattı.
Baysal, psikolojinin yalnızca terapi odasında değil; spor sahalarında, okullarda ve toplumun her alanında daha görünür olması gerektiğini vurguladı.
Sizi tanıyalım biraz, nasıl bir eğitim hayatınız oldu?
Ben Psikolog İlayda Baysal. Bahçeşehir Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum ve şu anda Örgütsel Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimime devam ediyorum. Lisans eğitimim boyunca teorik bilgiyi saha deneyimiyle desteklemeye özen gösterdim. Bu doğrultuda göç ve travma psikolojisi, spor psikolojisi, çocuk ve ergen çalışmaları ile psikososyal destek alanlarında çeşitli eğitimler aldım ve uygulamalı deneyimler edindim.
Meslek hayatım boyunca her zaman farklı disiplinlerden beslenmeyi önemsedim. Bu yaklaşım sayesinde psikolojiyi yalnızca klinik bir alan olarak değil; sporun, sanatın ve toplumsal çalışmaların içinde de aktif olarak uygulama fırsatı buldum.
Psikoloji alanına olan ilginiz ne zaman başladı?
İnsan davranışlarını ve yaşanan deneyimlerin insan üzerindeki etkisini anlamaya olan merakım çok küçük yaşlarda başladı. Zamanla bunun sadece bireysel bir ilgi olmadığını, insanların hayatlarına dokunabileceğim bir meslek olduğunu fark ettim. Psikoloji benim için yalnızca bir meslek değil; insanın hikâyesini anlamaya ve iyileşme sürecine eşlik etmeye çalıştığım bir yaşam biçimi.
Eğitim hayatınızdan sonra nasıl bir kariyeriniz oldu? Ve nasıl devam ediyor?
Mezuniyetimin ardından Çanakkale İl Göç İdaresi Müdürlüğü ve Geri Gönderme Merkezlerinde görev aldım. Psikososyal destek biriminde göç, travma ve kriz yaşamış bireylerle çalıştım; insan ticareti mağdurlarına yönelik mülakat süreçlerinde aktif görev üstlendim. Bugün ise spor psikolojisi alanında çalışmalarımı sürdürüyorum. İskenderun Gençlik Merkezi bünyesindeki İskenderun 6 Şubat Kadın Futbol Takımı’nın spor psikoloğu olarak özellikle deprem sonrası genç sporcuların yalnızca performanslarını değil, psikolojik dayanıklılıklarını da desteklemeye odaklanıyorum. Bunun yanında sanat temelli psikolojik atölyeler düzenleyerek psikolojiyi farklı alanlarla buluşturmaya devam ediyorum.
Psikolojinin spor yönüyle ilgileniyorsunuz. Nasıl bir ilişki var iki alan arasında?
Özellikle çocuk ve genç sporcularla çalışırken hedefim yalnızca daha başarılı sporcular yetiştirmek değil; kaybetmeyi öğrenen, duygularını yönetebilen, sorumluluk sahibi, ahlaki değerleri benimsemiş, vatanına ve milletine faydalı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamaktır. Sporun kazandırdığı disiplin, saygı, emek ve takım ruhunun yalnızca saha içinde değil, hayatın her alanında karakter gelişimini desteklediğine inanıyorum. Bu nedenle spor psikolojisini sadece performansı artıran bir alan değil, aynı zamanda güçlü bireyler ve güçlü bir toplum inşa etmenin önemli bir parçası olarak görüyorum.
Spordan sonra biraz da sanatsal ilişkisiyle ilgili konuşalım isterim. Nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?
Ben sanatı bir terapi yöntemi olarak sunmaktan ziyade psikolojik farkındalığı artıran destekleyici bir alan olarak görüyorum. İnsanların yalnızca konuşarak değil, üreterek de kendileriyle bağ kurabileceklerine inanıyorum.
Katılımcılar üretim sürecinin içinde yer alırken bir yandan da kendilerini tanımaya, duygularını fark etmeye ve ifade etmeye yönelik deneyimler yaşıyorlar.
Kariyerinizle ilgili nasıl bir planlama var aklınızda?
Kariyerimde farklı disiplinleri bir araya getiren çalışmalar üretmeyi hedefliyorum. Spor psikolojisi, travma psikolojisi ve sanat temelli psikolojik uygulamalar üzerine projeler geliştirmek; özellikle çocuklar, gençler ve kadınlara yönelik sosyal sorumluluk çalışmalarını artırmak istiyorum.
Psikolojinin sadece terapi odasında değil; sahada, okulda, sanatta ve toplumun içinde daha görünür olması gerektiğine inanıyorum. Bundan sonraki hedefim de hem akademik çalışmalarımı sürdürmek hem de toplumun farklı kesimlerine dokunan sürdürülebilir projeler üretmeye devam etmek.












