Yıllar önce deseler ki; Muhalifler kısa sürede Şam’a ilerleyip 41 senelik Baas rejimini devirecekti? Bundan birkaç ay önce Suriye devriminden bahsetmiştik; şimdi olayların gelişmelerini yazalım.
Peki kısa sürede nasıl oldu da Halep, Humus ve sonrada Şam alındı? Son iki haftada yaşananlara gelirsek, muhaliflerin gücü nereden geliyordu? Muhaliflerin belki savaş uçakları yoktu ama yoğun nüfuslu şehirleri düşürmeye yetecek, eş zamanlı operasyonlar düzenleyebilecek sayıda ve nitelikte savaşçıları vardı. Muhalifler sadece sayı, teknik ve beceri açısından değil, savaşma azmi bakımından da daha motive, daha kararlıydı. Çok sayıda, iyi eğitilmiş, savaşma iradesi yüksek bir güç başarı için elbette önemli ama yine de çok parçalı bir yapıda bu başarı mümkün olmayabilirdi. Nitekim, Heyet Tahrir Şam lideri Muhammed Colani, 6 Aralık’ta CNN’e verdiği röportajda, muhaliflerin 2016 öncesindeki başarısızlığını rejime karşı direnen güçlerin çok parçalı ve birbirinden izole olmasına bağladı. Bu sefer o hata tekrar edilmedi. Tek bir merkezden komuta edilen, organizasyon kabiliyeti yüksek bir harekat izledik.
Suriye’de şehirler üç dikey hat üzerine kuruludur. Bunlardan ilki Akdeniz kenarındaki Lazkiye-Tartus hattıdır. M4-M5 karayolu ile kuzeyden güneye birbirine bağlanan Halep-Hama-Humus-Şam hattı ikincisidir. Üçüncüsü ise Fırat havzasındaki Rakka-Deyrizor hattıdır. Muhalifler ortada yer alan ikinci hat üzerinde kuzeyden güneye adeta bir ok gibi ilerlediler.
13 -27 Kasım 2024 HTŞ liderliğindeki gruplar ‘Saldırıyı Püskürtme’ adıyla bir harekat başlatıldı. Suriye’de 27 Kasım’da ‘Saldırıyı Püskürtme’ adını verdikleri bir harekat başlatan ve kısa sürede Halep ile Hama kentlerini ele geçiren Heyet Tahrir eş-Şam liderliğindeki gruplar, 8 Aralık’ta başkent Şam’ı aldıklarını duyurdu.
Muhalif güçlerin televizyondan yaptığı açıklamada, Şam’ın “kurtarıldığı” ve Beşar Esad’ın 24 yıllık rejiminin devrildiği ve tüm mahkumların serbest bırakıldığı duyuruldu. Esad Suriye’yi terk etti. Mülteci olarak Moskova’ya yerleşti.
Peki bundan sonra ne olacak?
Baas rejiminin devrilmesinin ardından gözler ilk olarak, rejimin en büyük destekçileri olan Rusya ve İran’a çevrildi. Rusya için Suriye, özellikle doğrudan müdahil olduğu 2015 sonrası yeni anlamlar kazanmıştı. Sovyetler Birliği döneminden gelen ilişkilere rağmen Rusya, 2015 sonrası rejimi ayakta tuttuktan sonra Tartus ve Hmeymim üslerine yerleşerek ciddi bir kazanım elde etmişti. Bu deniz aşırı üsler Rusların tekrar küresel güç olma iddiasının en büyük kanıtı olarak anlam kazanmıştı.
Bu üsler, yalnızca Suriye için değil, Rusya’nın Afrika’da artan faaliyetleri için de önemli bir lojistik merkez olmuştu. Ancak rejimin düşmesiyle Rusya, soğuk savaş döneminden kalan önemli bir müttefikinden ve bu üslerden oldu. Bu yüzden zaten Ukrayna savaşında ciddi zorluklar yaşayan Rusya’nın küresel güç olma iddiası da ciddi darbe aldı.
İran ise Suriye’yi ulusal güvenliğini sınır ötesinde kurma temelli politikasının bir parçası olarak görüyordu. İran’dan Lübnan’daki Hizbullah’a kara yolu bağlantısını sağlamak için kritik olan Esad rejiminin düşmesi, İran’ın ülkedeki tüm nüfuzunu kaybetmesine ve bölge politikasının yıkılmasına sebep oldu.
Ya Türkiye ne yapacak?
Türkiye’nin Nuakşot Büyükelçisi Burhan Köroğlu, Perşembe günü ülkenin Suriye nezdinde Şam Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı olarak atandı. Moritanya’da görev yapan Köroğlu, bu atamayla birlikte Suriye’nin başkenti Şam’daki faaliyetlerini 2012 yılında durduran elçiliğin başına geçecek. Ayraca; Milli İstihbarat Başkanı Kalın, Perşembe günü Emevi Camiini ziyaret etti, Şam’da ikili görüşmelerde bulundu ve Büyükelçi ataması yaptı. Böylelikle Türkiye-Şam ilişkileri de başlamış oldu.
Bundan sonraki süreci hep beraber takip edeceğiz!
Selametle…













