Sevgisiz, hoşgörüsüz, bencil bir şekilde büyüyen insan topluma ne verebilir? Sadece su veren çiçekler çürürken, sevgi gösterilmeyen insan sağlam durur mu?
Zamanımızın kültür yapısı insanlar için ne gibi ruhsal güçlükler taşıyor? Sevilmek ve sevgi göstermekle ilgili tavırlar sağlıklı mıdır? İnsanın kendi benliğini değerlendirmek konusundaki imkanları, acınacak kadar azılmış mıdır? Neden hoşgörü, düşünceye saygı özelliklerin yerine kırıcı, saldırgan, ve zorbalıklar almaktadır? Sosyal mecralarda harcadığımız vaktin kaçını kendimizi geliştirmek için harcıyoruz ya da geliştirmemek için çaba gösteriyoruz?
Batılılar ne kadar dürüst olduğundan söz ederler. Esnafı, memuru, amiri ve çiftçisi… Almanya’ya işçi olarak giden Anadolu çocuklarının Türkiye’ye ilk dönüşlerinde doymaz bilmez bir iştah ve gayretle anlattıkları hikayelerin büyük bir bölümünün de, oralarının ne kadar temiz muntazam insanlarının ne kadar dürüst olduğu oluşturur.. Bazı eller vardır ki ektikleri çiçekler tutar, bazılarınınki tutmaz.
Derler ki çiçekler sevgi ister, çiçeği bir dekor olsun için ekenlerin çiçekleri tutmazmış da, onları bizzat onlar için sevgi ile ekenlerin çiçekleri tutarmış. İnsanlarda böyledir. Sevgisiz, hoşgörüsüz, bencil bir şekilde büyüyen insan topluma ne verebilir? Sadece su veren çiçekler çürürken, sevgi gösterilmeyen insan sağlam durur mu?
Sevgi; insanları birbirine yaklaştıran ve içsel olarak bağlayan doğal bir ruhsal eğilim, etkin bir güçtür. Güven, dostluk, bağlanma, sempati, şefkat gibi duygu ve eğilimlerin temelinde de sevginin büyük katkısı vardır. Sevginin zıddı nefrettir. Nefret; bir kimseye karşı duyulan kin, öfke, düşmanlık, kıskançlık gibi duygu ve eğilimlerden oluşur. Nefret, bir sevgisizlik durumu olup kişileri birbirinden koparan ve uzaklaştıran bir etkiye sahiptir.
Sevgi bir şeyden zevk almayı, hoşnut ve memnun olmayı ve onu güzel görmeyi sağlar. Sevgi tek başına bir duygu olmakla birlikte, sevgi nesneleri çok ve çeşitlidir.
Sevgi, canlı-cansız tüm varlığı kapsar. Toprak olmadan önce, et kemikten ayrılmadan önce sevginizi gösterin, gösterin ki; bir insan yaşarken çürüyüp gitmesin…













