Bir akşam yemeği daveti, bir zamanlar sadece dostlarla bir araya gelip, samimi bir sohbet eşliğinde yemek yemekti. Şimdi ise, bir performans, bir gösteri.
Ev sahibi, misafirler gelmeden saatler önce evi temizler, en iyi tabakları çıkarır ve sosyal medyada paylaşılacak en güzel masayı kurar.
En komik olanı, o güzelim yemek masasının üzerindeki “fotoğraf çekilme” dramıdır. Yemekler masaya geldiğinde, herkesin ilk yaptığı şey, telefonlarını çıkarıp en iyi fotoğraf açısını yakalamaktır. “Şu tabağı biraz daha sola koyalım,” “Işık güzel gelmedi,” “Bir dakika, masaya bir de mum ekleyelim” derken, yemekler soğur, sohbet biter, geriye sadece bir fotoğraf kalır.
Bu durum, ev sahibinin de stresini artırır. Yemeklerin lezzeti yerine, fotoğrafların güzelliği daha önemli hale gelir. “Misafirler yemeği beğendi mi?” sorusundan çok, “Misafirler masanın fotoğrafını paylaştı mı?” sorusu daha önemli hale gelir.
Oysa bir akşam yemeği daveti, sadece yemekten ibaret değildir. O masa, sadece bir yemek masası değil, aynı zamanda dostlukların, kahkahaların ve samimi sohbetlerin yaşandığı bir yerdir. En güzel anılar, bir fotoğrafın içinde değil, o anı yaşayan insanların kalbinde saklıdır.













