Hayatın karmaşık sokaklarında yürürken sıkça karşılaştığımız bir gerçek vardır: İnsan, kalbinin kök saldığı topraklara su taşır.
“Herkes kendi karakterindekini destekler; erdemliler erdemlileri, masumlar masumları, zihni ve kalbi yara almış olanlar ise kendi karanlıklarına benzeyenleri kucaklar.”
Bu cümle, sadece bir sitemin ifadesi değil, insan psikolojisinin ve ruhsal frekansın en eski yasalarından biridir. Varlık, yankısını bulduğu yerde huzur arar. Benzer benzeri çeker kuralı, fizik kurallarından ziyade insan vicdanının unutulmaya yüz tutmuş en temel pusulasıdır.
Görünmeyen Bağlar ve Ruhun Seçimleri
İlişkiler ağına dışarıdan baktığımızda bazen hayrete düşeriz. Nasıl olur da dürüstlüğü ilke edinmiş bir insan, hayatının her anında iyiliğin kalesini savunurken, başkaları kötülüğün ya da riyakârlığın etrafında kenetlenir?
Cevap, insanın kendi iç dünyasında saklıdır.
Bir ruh, hangi değerlerle besleniyorsa dış dünyada da o değerlerin tezahürünü arar. Masum bir insan, saf bir yürek, karşısındaki yüzde kendi temizliğinin bir parçasını görmek ister. Güven duymak, ancak güvenin ne anlama geldiğini bilenlerin harcıdır.
Şefkatsiz bir dünyanın rüzgârında savrulanlar ise genellikle kendi dillerini konuşan, kendi yaralarını başkalarına bulaştıran kimselere omuz verirler. Çünkü insan, kendi eksikliğini ya da kendi karakterini karşısındakinde gördüğünde bir aidiyet hisseder.
Kötülük, yalnız kalmamak için benzerini arar. Çünkü karanlık, kendi başına var olmaktan korkar; yankı bulamadığı sessizlikte kendi göğsünden ürperir. Bu yüzden etrafına kalabalıklar kurarak yalnızlığını örtmeye, benliğindeki eksikliği başkalarının omuzlarına basarak kapatmaya çalışır.
Oysa masumiyet, göğsündeki hafiflikle baş başa kalmaktan asla korkmaz. Çünkü o, en kalabalık yalnızlıklarda bile kendi hakikatiyle dost kalmayı bilir.
Desteklemek, sadece fiziksel bir eylem değil; ruhsal bir onaylama, “Ben de senin gibiyim.” deyişinin sessiz bir imzasıdır.
Desteklediğimiz Şeyler Bizi de Anlatır
Bu dünyada iyilikle, merhametle ve insan sevgisiyle kalabilmek, zaman zaman büyük bir yalnızlığı göze almayı gerektirir. Çünkü kalabalıklar bazen çıkarların, hesapların ve maskelerin arkasında saklanır.
Ancak unutulmamalıdır ki insanın en büyük sığınağı yine kendi vicdanıdır.
Bir insan, kimin elini tuttuğuna, kimin haksızlığına sessiz kalıp kimin mücadelesine omuz verdiğine dikkat etmelidir. Çünkü desteklediğimiz her şey, biraz da bizim kim olduğumuzun ilanıdır.
Kalbin Pusulası ve İnsancıl Duruş
İnsancıl kalabilmek; öfkenin ve hoyratlığın hüküm sürdüğü ortamlarda dahi nezaketi elden bırakmamaktır.
Masumların birbirini bulduğu, dürüstlerin birbirinin omuzunda yük hafiflettiği bir düzen kurmak mümkündür. Yeter ki insan, kendi içindeki saf özü koruma cesaretini gösterebilsin.
Hayatın sonunda geriye kalan, ne kazanılan anlık zaferler ne de çıkara dayalı kalabalıklardır. Geriye sadece hangi değerlerin yanında durduğumuzun ve kalbimizi kime emanet ettiğimizin izi kalır.













