Kendini sevmek, herkesi memnun etmeye çalışmaktan vazgeçmektir. “Kırılmasınlar diye kabul ettim ama içim hiç rahat değildi…”
Bu cümleler size de tanıdık mı? Pek çok danışanım, hayatlarının belirli dönemlerinde başkalarını memnun etmek uğruna kendilerinden vazgeçtiklerini fark ediyor. Peki neden böyle yaparız? Bu davranışın kaynağında ne yatar? Ve daha önemlisi: Kendimizi kaybetmeden nasıl “iyi” olabiliriz?

İyi Çocuk Sendromu: Küçük Yaşta Başlayan Roller
Onaylanma ihtiyacı, çocuklukta başlar. Eğer bir çocuk sürekli olarak “iyi” olduğu zamanlarda takdir ediliyorsa, zamanla “iyi olmak = sevilmek” inancını geliştirir. Bu çocuk büyüdüğünde de başkalarını mutlu ederek kendi değerini var etmeye çalışır.
Ben de yıllar önce, herkese ‘evet’ diyerek güçlü göründüğümü sanıyordum. Meğer bu, en kırılgan yerimmiş.
Onay Bağımlılığı Nedir?
Onay bağımlılığı, bir kişinin kendi kararlarını veya davranışlarını sürekli başkalarının onayına göre şekillendirmesi durumudur. Bu kişiler için “beğenilmek”, “kabul görmek” bir ihtiyaç değil, varoluşun temelidir.
Bazı belirtileri şunlardır:
- Hayır diyememek
- Karar verirken başkalarının ne düşüneceğini ön planda tutmak
- Çatışmadan kaçmak için kendi isteklerinden vazgeçmek
- Sürekli suçluluk hissetmek
Psikolojik Sınır Çizememek Ne Anlama Gelir?
Sağlıklı sınırlar, bir ilişkinin temelidir. Sınır çizmek demek; “seninle aramda bir çizgi var, bu çizgi seni dışlamaz ama beni de korur” demektir.
Eğer sınır çizemezseniz:
- Başkalarının sorumluluklarını üzerinize alırsınız.
- Kendi zamanınızı, emeğinizi, enerjinizi doğru yönetemezsiniz.
- Değer görmeyen ilişkilerde kalırsınız.
Peki Neden Hayır Diyemiyoruz?
- Sevilmeme korkusu: “Hayır dersem beni terk ederler” inancı
- Yetersizlik duygusu: “Zaten bana tahammül ediyorlar, kırarsam bir daha konuşmaz”
- Küçüklükten gelen öğretiler: “Sakın kimseyi üzme”, “Bencil olma”, “Kız çocukları sessiz olur” gibi kalıplar
Sürekli onay alma çabası, zihinsel ve duygusal bir tükenmişliğe yol açar. Çünkü kişi, kendi istek ve ihtiyaçlarını bastırır. Bastırılan her şey ise bir süre sonra öfke, kırgınlık ve hatta depresyon olarak ortaya çıkar.
“Ben aslında bunu istememiştim ama…” diye başlayan cümleler, bir iç çığlığın habercisidir.
Gerçek özgürlük, herkesi mutlu etmeye çalışmaktan vazgeçtiğin gün başlar. Çünkü herkesin memnun olduğu bir dünyada sen var olamazsın.
Psikoterapist gözüyle öneriler:
- Günde en az bir kez, sadece kendin için bir şey yap
- Hayır deme pratikleri geliştir (“Bu bana uymuyor, teşekkür ederim” gibi)
- Suçluluk değil, hak ettiğin değeri hisset
- İçsel çocuğunu onayla: “Ben varsam, zaten yeterliyim.
- Herkes Senden Memnun Olmasın
Sen kendi hayatından memnun musun? Bu soru, onay bağımlılığının panzehiridir.
Unutma: Herkesi memnun ettiğinde bile bazı insanlar seni eleştirecek. O zaman neden önce kendini memnun etmiyorsun?













