18 Temmuz 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Normalleşmek mi, meşrulaştırmak mı?

Normalleşmek mi, meşrulaştırmak mı?

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
8 Nisan 2025 - Güncellenme Tarihi 20 Mayıs 2025
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
2
Normalleşmek mi, meşrulaştırmak mı?
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Bu ülkede bazı kelimelerin kaderi vardır. Tıpkı “normalleşme” gibi. Kulağa umut gibi gelen ama çoğu zaman gerçeği perdeleyen bir kavram. Çünkü bu topraklarda hiçbir kavram kendi anlamıyla kullanılmaz.

Neyin normal sayıldığına halk karar vermez; güç karar verir. Gücün diliyle yazılır sözlük, onun kalemiyle çizilir sınırlar. Normalleşme dedikleri şey çoğu zaman halkın değil, iktidarların kendi geçmiş günahlarını aklamak için kullandığı bir perdeye dönüşür. Ve perde ne kadar kalınsa, arkasındaki pazarlık da o kadar büyüktür.

Bugünlerde siyasetin dilinde “normalleşme” var. Masalar kuruluyor, tokalaşmalar yapılıyor, yılların düşmanları objektiflere birlikte poz veriyor. Bir zamanlar “vatan haini” dedikleriyle yan yana oturuyorlar. Düne kadar “diktatör” dediklerine bugün “partner” diyorlar. Dün terörist ilan edilen isimler bugün siyasi çözüm ortağı gibi lanse ediliyor. Sorarsan “ülke için”, “millet için”, “istikrar için”. Ama sormazsan, gerçek amacı asla duymazsın. Çünkü bu ülkede siyasette asıl anlaşmalar kamuoyunun göremeyeceği yerlerde yapılır. Ve o anlaşmalarda halkın talebi değil, koltukların pazarlığı vardır.

Peki halk ne istiyor? Halk artık kimlik siyasetiyle ilgilenmiyor. Çünkü karnı tok değil. Kimliğini konuşmak istemiyor, çünkü çocuğu işsiz. Etnik kimliğiyle değil, elektrik faturasını nasıl ödeyeceğiyle meşgul. Liyakat istiyor, torpil değil. Adalet istiyor, cezasızlık değil. Eşitlik istiyor, ayrıcalık değil. Çünkü artık mesele kimlik meselesi değil; geçim, güven ve gelecek meselesi.

Sokakta bir kahvehaneye girin, bir pazar tezgâhında bir amcayla konuşun, bir okul kantininde öğrencileri dinleyin. Kimse “kimlik” konuşmuyor. Herkes hizmet istiyor, liyakat istiyor, devletin işini doğru yapmasını istiyor. Ama işte tam da bu yüzden, bu talepler siyasetin kulağına çalınmıyor. Çünkü bu talepler, meşruiyetini kimlik geriliminden alan siyasetin işine gelmiyor. Hizmet talep eden halk, onların söylem kurgularını bozuyor. Bu yüzden halkın sesi, en sessiz masalarda boğuluyor.

Şimdi düşünelim: Bugün normalleşme diye sunulan tablo, gerçekte ne? Kim kimi affediyor? Kim kiminle geçmişin üstünü örtüyor? Dün suçladıklarına bugün methiyeler dizenler, neden halka bir özür borcu hissetmiyor? Cevap basit: Çünkü halk artık yalnızca bir seçmen değil, aynı zamanda unutması gereken bir tanık olarak görülüyor. O masalarda halk yok. Ama o masalarda halk adına pazarlık yapanlar var. İşte bu yüzden “normalleşme” halk için değil, siyaset için bir ihtiyaç haline geliyor.

Ve daha da vahimi, bu “normalleşme” dili geçmişteki adaletsizlikleri meşrulaştırmak için kullanılıyor. “Hadi herkes unutsun” diyenler, unutmanın bedelini hiç ödemeyenler. Yargısız infazlara, medya linçlerine, hukuksuz tutuklamalara, kayırmalara, torpillere ses çıkarmayanlar… Bugün çıkıp da “geçmişi bırakalım, ileriye bakalım” diyorlar. Ama kimse şunu sormuyor: Peki geçmişin hesabı ne olacak?

Bu ülkede adalet talep edenler, hâlâ mahkeme kapılarında bekliyor. Hakkıyla kazanıp atanamayanlar, hâlâ sistemin dışında tutuluyor. Yolsuzluğu ifşa edenler yargılanıyor, yolsuzluğu yapanlar ödüllendiriliyor. Kamu kurumlarında liyakat değil sadakat, başarı değil akrabalık ödüllendiriliyor. Ve halk artık bunu görüyor. Ama görmesi yetmiyor. Çünkü görse de değiştirecek güce sahip değil. Çünkü bu düzen, yalnızca görmemizi değil, aynı zamanda unutmamızı da istiyor.

Yargı bağımsız mı? Hayır.
Medya özgür mü? Hayır.
Bürokrasi şeffaf mı? Hayır.
Peki bu sistemde halkın sesi duyulur mu? Elbette hayır.
O halde neyin normalleşmesi bu?

Halkın sesi susturuldukça, suskunluk normalleşiyor.
Torpil olağanlaşıyor.
Yolsuzluk makulleşiyor.
Ceza adaletten hızlı koşuyor.
Ve tüm bunlar olurken, adı “normalleşme” oluyor.

Yani aslında biz bir normalleşme sürecine değil, bir meşrulaştırma tiyatrosuna tanık oluyoruz.
Görünürde yeni bir sayfa açılıyor. Ama o sayfanın altı, geçmişteki bütün suçları silen bir beyazlıkla dolu.
Ve halk bu beyazlığın üstüne kendi geleceğini yazmaya çalışıyor.
Ama kalem kırık, sayfa yırtık, masa yamuk.

Bugün halk kutuplaşmadan yorulmuş durumda. Artık ne “biz” ne “onlar” diyor. Artık “benim hakkım ne olacak?” diye soruyor. “Evladım neden eleniyor?”, “Ben neden hala işsizim?”, “Neden adalet bana işlemiyor?” diyor. Ama bu sorular o masalarda yankı bulmuyor. Çünkü siyaset, sorulara değil, kendi aralarındaki sessiz anlaşmalara kulak veriyor.

Halk artık temsil edilmiyor, yönetiliyor.
Katılmıyor, izliyor.
Söz hakkı yok, seyirci.
Ve en tehlikelisi de şu:
Halk buna alışıyor.

İşte gerçek normalleşme tehlikesi burada başlıyor.
Yani halk, torpili sorgulamamaya alıştığında…
Yolsuzluğu duyup da tepki vermediğinde…
Adaletsizlik karşısında susmaya başladığında…
İşte o zaman normalleşmiş olmuyoruz, çürümüş oluyoruz.

Sonuçta şunu sormalıyız:
Gerçekten normalleşiyor muyuz?
Yoksa alıştıkça meşrulaştırıyor muyuz?
Normalleşme diye sundukları şey, geçmişin inkârı mı, geleceğin gasbı mı?

Cevabı hep birlikte yaşıyoruz aslında.
Market raflarında, KPSS listelerinde, mahkeme salonlarında, okul sıralarında.
Ve o cevap, bize bir şey söylüyor:

“Gerçek normalleşme, halkın hak ettiğini aldığı gündür.
Gerisi sadece suç ortaklarının yeni tiyatrosudur.”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

ABD borsası sert düşüşle açıldı

Sonraki Haber

Bir bayram her şeye rağmen geldi ve gitti

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Sınanmamış iyiler
Yazarlar

Sınanmamış iyiler

18 Temmuz 2026
Toplum için hoşgörü
Yazarlar

Toplum için hoşgörü

18 Temmuz 2026
Ortak Türk Alfabesinin kültürel etkileri
Yazarlar

Ortak Türk Alfabesinin kültürel etkileri

17 Temmuz 2026
İlkyaz Kocatepe'den yeni tekli: "Kalp Bize Tuzak"
Yazarlar

İlkyaz Kocatepe’den yeni tekli: “Kalp Bize Tuzak”

16 Temmuz 2026
Çisil Güngör'ün sınırları aşan düdük sesi​
Yazarlar

Çisil Güngör’ün sınırları aşan düdük sesi​

16 Temmuz 2026
Kardeş kıskançlığı; Çocuğunuzun sevgiyi kaybetme korkusunu duyabiliyor musunuz?
Yazarlar

Kardeş kıskançlığı; Çocuğunuzun sevgiyi kaybetme korkusunu duyabiliyor musunuz?

15 Temmuz 2026
Sonraki Haber
Bir bayram her şeye rağmen geldi ve gitti

Bir bayram her şeye rağmen geldi ve gitti

Yorumlar 2

  1. Hale says:
    1 yıl önce

    Emeğinize sağlık

  2. Sena says:
    1 yıl önce

    Kaleminize yüreğinize sağlık hocam.

En Güncel Haberler

1'i polis, 11 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin 18 gözaltı
Yerel Haberler

1’i polis, 11 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin 18 gözaltı

18 Temmuz 2026
Bodrum FK'da sportif direktörlüğe Yağız Berke getirildi
Spor Haberleri

Bodrum FK’da sportif direktörlüğe Yağız Berke getirildi

18 Temmuz 2026
Prof. Dr. Sözbilir: Malatya’daki sarsıntı, ‘tetiklenmiş’ bir deprem
Öne Çıkan

Uzmandan Malatya depremi değerlendirmesi: “Bu deprem tetiklenmiş bir deprem”

18 Temmuz 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Jandarmadan animasyon bilgi yarışması

18 Temmuz 2026
Yaşam

Çevreyi kirleten işletmelere 2 milyar 43 milyon lira ceza

18 Temmuz 2026
Yaşam

‘GÖKMEN’ Konya’nın huzur ve güvenliğini sağlıyor

18 Temmuz 2026
Yaşam

İHH’nın depremlerin yaşandığı Venezuela’ya yardımları sürüyor

18 Temmuz 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

CENTCOM: İran'a yönelik son saldırı dalgası tamamlandı

CENTCOM: İran’a yönelik son saldırı dalgası tamamlandı

- Haberton
18 Temmuz 2026

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'a yönelik üst üste 7 gece devam eden saldırı dalgasının Tsi 04.30 itibarıyla sona erdiğini bildirdi....

Erkeklerde unutkanlık neden artıyor? Uzmanlar yaş fark etmeksizin hafızayı etkileyen nedenleri açıkladı

Aracın motoru neden hararet yapar? Uzmanlar sürücülerin en sık yaptığı hataları ve dikkat edilmesi gerekenleri açıkladı

Sürekli üşümek hangi hastalığın belirtisi olabilir? Uzmanlar ciddiye alınması gereken nedenleri sıraladı

Dolar yükselirse en çok hangi ürünlerin fiyatı artar? Zam riskinin en yüksek olduğu kalemler açıklandı

Güncel Haber

1'i polis, 11 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin 18 gözaltı

1’i polis, 11 kişinin yaralandığı kavgaya ilişkin 18 gözaltı

18 Temmuz 2026
Bodrum FK'da sportif direktörlüğe Yağız Berke getirildi

Bodrum FK’da sportif direktörlüğe Yağız Berke getirildi

18 Temmuz 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton