Adını duyduğumuzda zihnimizde beliren ilk imgeler hep aynıdır: fakir ama gururlu bir yazar, yolu yolda değişmeyen, caddelerden değil halkın içinden gelen, her daim sert ve cesur bir adam Nihat Genç.
O, kalemini asla bükmeyen, bildiği doğrudan şaşmayan, en keskin sözleriyle bile hakikatin peşinden koşan bir Anadolu evladıydı. O, yoldaşı yolda değişenlerden değildi. Cumhuriyet’e olan sarsılmaz bağlılığı, onun her zerresine işlemişti. Öyle rakı sofralarında hamaset yapıp ahkâm kesenlerden değil, gerçek bir mücadele adamıydı.
Klavyenin başında da sokağın ortasında da duruşu aynıydı; çünkü o, Cumhuriyetçi olmayı bir yaşam biçimi olarak benimsemişti. Son sözleri bile, onun ne denli büyük bir insan olduğunu, bu vatana olan aşkını nasıl bir onurla taşıdığını bizlere haykırıyordu: “Cumhuriyet’e sahip çıkın!” Bu, sadece bir vasiyet değil, bir feryat, bir emirdi aslında.Ruhun şad olsun, mekânın cennet olsun Nihat Ağabey. Senin gibi kalemler, senin gibi yürekler bu topraklara kolay kolay gelmez. Emanetin emanetimizdir!













