14 Temmuz 2026, Salı
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Nasıl yaşamalıyım?

Nasıl yaşamalıyım?

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
21 Haziran 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
0
Nasıl yaşamalıyım?
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

“Nasıl yaşamalıyım?” sorusuna cevap bulmak zorundayız. Cümledeki o inanılmaz diktatöryel tona, o boğucu dayatmaya, o görünmez sopaya dikkatinizi çekmek isterim. Neden zorundayız kardeşim?

Kim bizim şakağımıza bu varoluşsal silahı dayayıp bizi acilen, mesai bitmeden bir cevap bulmaya mecbur bırakıyor? Doğduğumuz gün hastanede elimize matbu bir form tutuşturup “Buradaki ‘Nasıl yaşanır?’ kısmını elli yıl içinde doldurup onaylatmazsanız oksijeninizi keseriz” mi dediler? Hayır. Fakat insanlık olarak kendi kendimize yarattığımız bu devasa, bu altından kalkılması imkânsız ahlaki ve felsefi bürokrasi yüzünden, sürekli bir şeylerin cevabını bulmak zorundaymışız gibi terleyip duruyoruz. Sanki hayat, sonunda bizi kara tahtaya kaldıracakları, doğru formülü yazamazsak da tebeşir tozu yutturulup uzay boşluğuna fırlatılacağımız bir final sınavıymış gibi saçma sapan, anlamsız bir gerginlik içindeyiz.

Bir de bunun hemen peşinden gelen o meşhur teselli ikramiyesi var: “Bunun cevabını arayan herkes mecburen karmaşıktır.” Bak sen şu işe! Bir de bu karmaşıklığı, bu beynin içindeki o devasa trafik sıkışıklığını bir tür asalet nişanı, bir tür entelektüel apolet gibi fiyakayla omuzlarımıza takıyorlar. “Ben çok karmaşık bir insanım.” Ne demek bu? Yani basit bir eylemi, mesela zincir marketten tuvalet kağıdı alma eylemini bile, o kağıdın karbon ayak izini, tüketim toplumunun çürümüşlüğünü ve endüstriyel devrimin insan onuruna saldırısını düşünerek içinden çıkılmaz bir buhrana dönüştürebilme kapasitesine sahibim demek. Karmaşık insan dedikleri kişi, önündeki çayı yudumlarken o çayın demlenme süresiyle kendi hayatının boşa geçen yılları arasında tuhaf, hastalıklı bir paralellik kurup durduk yere midesine asit pompalanmasına sebep olan kişidir. Biz toplum olarak bu “karmaşıklığı” bir derinlik, bir ulviyet sanıyoruz ama aslında bu, insan beyninin düpedüz kısa devre yapmasıdır; bir tasarım hatasıdır.

Bana sorarsanız, bir insanın karmaşık olması onun bir övgü kaynağı değil, acilen ve derhal çözülmesi gereken feci bir donanım sorunudur. Çünkü “Nasıl yaşamalıyım?” diye o tehlikeli, o dipsiz soruyu sormaya başladığınız an, o zihinsel bataklığın içine ilk adımınızı atmış olursunuz ve yemin ediyorum bir daha oradan paçalarınız kuru çıkma ihtimaliniz yoktur. İnsanoğlu bu soruyu sormadan önce, yani muhtemelen mağarada ateşin etrafında ısınıp sadece dışarıdaki yırtıcılara yem olmamaya çalıştığı o ilkel dönemlerde son derece net, düz ve anlaşılırdı. Sabah uyan, bir şeyler kopar ye, hayatta kal ve uyu. Bitti. İşte size mis gibi, sıfır pürüz içeren, dümdüz bir yaşama kılavuzu. Ama ne zaman ki karnımız doydu, ne zaman ki başımızı sokacak güvenli, çift camlı, yalıtımlı betonarme kutular inşa ettik, işte o zaman boşluktan saçmalamaya başladık. “Ben kimim?”, “Nasıl bir hayat benim gerçek potansiyelimi ortaya çıkarır?”, “Ruhumun amacı ne?” gibi, dünyevi hayatta faturayı ödemeye hiçbir katkısı olmayan, sadece ensedeki damarların atmasına yol açan sorularla kendi kendimizi zehirledik.

Bu sorunun cevabını arayan insanların oluşturduğu o şanlı ve “karmaşık” kitleye bir dışarıdan bakın. Hepsi sürekli bir arayış içinde, hepsi inanılmaz yorgun, hepsinin gözaltı torbaları varoluşsal sancılardan sarkmış durumda. Kimi gidip bilmem ne dağının tepesinde sessizlik inzivasına çekiliyor üç hafta kimseyle konuşmuyor, kimi nefes terapilerinde diyaframını yırtarcasına suni bir oksijen soluyor, kimi de içinde üç yüz tane anlaşılmaz Latince terim geçen ciltli felsefe kitaplarının altını pastel renkli fosforlu kalemle çizerek aydınlanacağını zannediyor. 

Ve sonuç? Sonuç kocaman, devasa bir hiç. O ulu dağdan aydınlanmış olarak inen adam, dönüş yolunda trafikte önüne doblo kırdığında yine camı yarıya kadar indirip levye ile inmek istiyor. O nefes terapisine gidip çakralarını yalama yapan kişi, internet faturası on beş lira yüksek geldiğinde yine müşteri hizmetlerindeki o asgari ücretli zavallı çocuğa avazı çıktığı kadar bağırıyor. Çünkü “nasıl yaşamak” sorusunun teorik, kalıcı bir cevabı yoktur; hayat tamamen o anki anlık reflekslerden, anlık sinir krizlerinden ve vücuttaki gaz sıkışmalarından ibarettir.

Kaldı ki, bu lüzumsuz sorunun sabit bir cevabının olabileceğine inanmak bile başlı başına koca bir zekâ tutulmasıdır. Sabah sekizde kahvenizi yudumlarken “nasıl yaşamak” sorusuna vereceğiniz cevapla, akşam altıda metrobüse binmek için o turnikelerin önündeki insan yığınına omuz atarken vereceğiniz cevap aynı olabilir mi? İnsafen soruyorum, olabilir mi? Mümkün değil. Sabahki siz, dünyayı değiştirebileceğine inanan, evrensel iyiliği savunan, “karmaşık” ve derin bir bireyken; akşam metrobüste ayakta giden siz, sadece boşalan o kenardaki sarı koltuğa oturup bacaklarını dinlendirmek isteyen, tüm felsefi meseleleri, Kant’ı, Hegel’i falan üç kuruşluk bir fiziksel rahatlık için o an oracıkta satabilecek son derece basit, ilkel ve bencil bir organizmadır. İnsan denen şu garip türün bütün trajedisi de işte bu dalgalanmada, bu tutarsızlıkta yatar.

Sürekli karmaşık kalmakla övünerek, sürekli o ulaşılamaz “doğru yaşama” formülünün peşinde koşarak sadece bedeni değil, ruhumuzu da hırpalıyoruz. Hayatı bir cebir problemi, çözülmesi gereken şifreli bir kasa gibi görmekten vazgeçmediğimiz sürece, o yere göğe sığdıramadığımız karmaşıklık bizi içten içe kemiren bir parazite dönüşecek.

Ben kendi adıma, o devasa “Nasıl yaşamalıyım?” sorusunun cevabını aramayı ciddi bir zaman önce kökten bıraktım. Dosyayı kapattım. Artık sadece yaşıyorum; olabildiğince az gürültü çıkararak, komşularla asansörde karşılaşmamak için merdiven otomatiğinin sesini dinleyerek, olabildiğince az insanın radarına girerek ve en önemlisi son derece sıradan kalarak. Eğer birileri sırf bu büyük soruları sormadığım için, sırf sabahları uyanıp “Ben bugün bu evrene ne katacağım?” diye kendi kendime ucuz Amerikan filmi triplerine girmediğim için beni sığ, vasat veya yetersiz bulacaksa, inanın bundan muazzam bir gurur duyarım. Çünkü karmaşıklığın getirdiği o sürekli migren ağrısı ve o sözde “entelektüel” geviş getirme hali yerine, hiçbir şeyin cevabını bulmak zorunda olmamanın o aptal, o miskin, o harikulade hafifliğini tercih ederim. Bırakın, dünyayı nasıl yaşayacağını bulmak zorunda olan o gergin ve karmaşık insanlar kurtarsın; biz vasatlar için kanepenin köşesinde battaniyenin altında sessizce uyuklamak yeterince iyi ve son derece saygıdeğer bir varoluş biçimidir

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Ankara’da korsan otoparkçılara operasyon: 30 gözaltı

Sonraki Haber

İran heyeti ABD müzakereleri için İsviçre’de

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Bir hilâl uğruna ya Rab: Ankara'daki NATO Zirvesi ve Türkiye'nin dünyaya verdiği güç mesajı
Yazarlar

Bir hilâl uğruna ya Rab: Ankara’daki NATO Zirvesi ve Türkiye’nin dünyaya verdiği güç mesajı

11 Temmuz 2026
Türkçe rüya görenler
Yazarlar

Türkçe rüya görenler

11 Temmuz 2026
Kızılcık Şerbeti'nin Mine'si Dilan İdil Yarlıgaş gelecek planlarını anlattı
Yazarlar

Kızılcık Şerbeti’nin Mine’si Dilan İdil Yarlıgaş gelecek planlarını anlattı

10 Temmuz 2026
NATO Zirvesi'ne tarihsel bir bakış: Atatürk bu masada olsaydı?
Yazarlar

NATO Zirvesi’ne tarihsel bir bakış: Atatürk bu masada olsaydı?

10 Temmuz 2026
Türkiye’nin Kosova’daki sosyolojik etkisi
Yazarlar

Türkiye’nin Kosova’daki sosyolojik etkisi

9 Temmuz 2026
Ankara’nın ‘al-ver’ terazisi: NATO, Trump ve Putin bizim pazarda!
Yazarlar

Ankara’nın ‘al-ver’ terazisi: NATO, Trump ve Putin bizim pazarda!

9 Temmuz 2026
Sonraki Haber
İran heyeti ABD müzakereleri için İsviçre’de

İran heyeti ABD müzakereleri için İsviçre’de

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Düğünde kavgayı ayırmak isteyen iki kişi yaralandı
Yerel Haberler

Düğünde kavgayı ayırmak isteyen iki kişi yaralandı

14 Temmuz 2026
Mersin'de denizde kaybolan kişi iki gündür aranıyor
Yerel Haberler

Mersin’de denizde kaybolan kişi iki gündür aranıyor

14 Temmuz 2026
Uzun süredir sipariş edilen kötülük hayata geçirildi
Öne Çıkan

Uzun süredir sipariş edilen kötülük hayata geçirildi

14 Temmuz 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

İzmir’de motosikletliler 15 Temmuz’u unutmadı

13 Temmuz 2026 - Güncellenme Tarihi 14 Temmuz 2026
Yaşam

Edirne’de ‘kahverengi kokarca’ya karşı doğaya 728 ‘samuray arıcığı’ salındı

13 Temmuz 2026
Yaşam

Türkiye, 15 Temmuz’un 10’uncu yılında şehitlerini anma yürüyüşüyle yâd edecek

13 Temmuz 2026
Yaşam

Kazada ölen uzman çavuş, eşi ve 8 aylık bebekleri toprağa verildi

13 Temmuz 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

115 kişinin öldüğü Penta Park Sitesi davasında 2 sanığa ceza, 15 sanığa beraat, 6 sanığa düşme

115 kişinin öldüğü Penta Park Sitesi davasında 2 sanığa ceza, 15 sanığa beraat, 6 sanığa düşme

- Haberton
13 Temmuz 2026

Kahramanmaraş’ın ‘En prestijli konutları’ olarak gösterilen Penta Park Sitesi’nin 6 Şubat depremlerinde yıkılarak 115 kişinin ölümü, 7 kişinin de yaralanmasıyla...

Direksiyonunuz titriyorsa dikkat! Basit bir sorun sanılıyor ama büyük arızanın habercisi olabilir

Uzmanlardan kritik uyarı: Çocukları internette bekleyen görünmez tehlikeler her geçen gün artıyor

BES’ten çıkmayı düşünenler dikkat! Birikiminizi kaybetmeden önce bu riskleri bilin

Kimlik bilgileriniz internete sızmış olabilir! E-posta ve T.C. bilgilerinizin çalınıp çalınmadığını böyle kontrol edin

Güncel Haber

Düğünde kavgayı ayırmak isteyen iki kişi yaralandı

Düğünde kavgayı ayırmak isteyen iki kişi yaralandı

14 Temmuz 2026
Mersin'de denizde kaybolan kişi iki gündür aranıyor

Mersin’de denizde kaybolan kişi iki gündür aranıyor

14 Temmuz 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton