Zeynep Özcan; gururla köşe aldığım, severek şiirlerimi yayınlandığı Edebiyat Sanat Hayat Dergisi‘nin sahibi ve editörü ayrıca nakış sanatçısıdır; dokunuşlarıyla renklerin dans ettiği büyüleyici resimler ve tablolar işliyor, Türkiye’nin pek çok yerinde ve yurtdışında ilham verici eserleri sergileniyor ve eğitimler veriyor.
Gaziantep ‘e Zeugma Mozaikleri İlmek İlmek Sergisi’nin açılışı için geldi…. Dünya bazen o kadar küçük ki naif yürekli sanatçı dostları bir araya geldi. İyi ki geldin.. Hayatımız renklendi ve enerjimize ilham, mutluluk, huzur ve enerji kattık… Mutluk dolu anılar yaşadık. Doyamadığımız sohbetimize zaman yetişemedi. Yeni projeleri hakkında konuştuk. Güzel başarılara imza atmak dileği ile…

Zeynep Hanım röportaj davetimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizi yakından tanımak isteriz…
Sevgili Meltem Hanım nazik teklifinize ben teşekkür ederim… Nakış sanatıyla hemhâlim, köşe yazarıyım. Dergilerde, çeşitli yayın kanallarında uzun yıllardır röportajlarım ve yazılarım yayımlanıyor. Edebiyat Sanat Hayat Dergisi’nin kurucusuyum. Haberlercom’da köşe yazılarım yayımlanıyor. Nakış sanatı yani iplikle resim üzerine çalışıyorum…Yurt içi ve yurt dışında eğitimler veriyorum.
Çok yönlü edebiyat ve sanat yolculuğunuz nasıl kesişti? Sanat ruhunuzu nasıl keşfettiniz ya da ilk keşfeden kimdi?
Küçük yaşlarımdan beri sanat, özellikle edebiyat benim için sığınılacak en güvenli liman oldu. Annem her gece hikâyeler, masallar okurdu ve bu kitaplar nice ihtimali beraberinde getirirdi. Evimizin baş köşesindeki ansiklopedileri, kitapları uzun saatler boyunca büyük keyifle okurdum. İlkokuldan itibaren müdürlerimin, öğretmenlerimin yönlendirmesiyle okullarımı temsilen kompozisyon, makaleler yazdım. Hemen hepsinden de iyi dereceler aldım. O yıllarda tiyatroyla tanıştım. Eğitim aldım ve belediye sahnesinde oynadım. Fakat sonra tiyatroya olan tutkumu izleyici olarak sürdürdüm. Dolayısıyla sanatla hep alakadardım. Hayatımın zor bir döneminde de nakış sanatıyla tanıştım. Bir keşif söz konusuysa eğer, anneme ve öğretmenlerime sonsuz teşekkür borçluyum. Bir de sanırım beni sanatla buluşturan zorlayıcı duygulara…
Bitmek bilmeyen öğrencilik sevdanız hakkında neler söylemek istersiniz?
Ah, en yakınlarımdan bu soruyu duymaya alışığım ama sizden duyduğuma şaşırdım. Dışarıdan o kadar belli oluyor mu sahi? Hayatta en çok öğrenmeyi ve öğretmenlerimi sevdim. Bu kendimi bildim bileli böyleydi, hâlâ böyle. Öğrenme güçlüğünden muzdaribim, binbir zorlukla edindiğim bilgiler uzun zaman benimle kalmıyor. Yine de tutkuyla öğrenmeye devam ediyorum. Merak duyduğum bir konuda iyi eğitim aldığımda, tarifsiz lezzette yemek yemiş kadar mutlu oluyorum.

Ve aynı zamanda nakış sanatçısı olmanın size kattığı duygular nelerdir?
Nakış sanatı benim için pek çok şey ifade ediyor. Bunların başında hikâyelerin peşinden koşabilmek, iğne ve iplikle o hikâyelerin içinde kaybolabilmek geliyor. Sanat aracılığıyla gerçeklerden ve dünyadan uzaklaşabilmek ve yaratım gücüne sığınıp hikâyelerin içinde nice duyguyla yolunu bulabilmek çok anlamlı…
Nakış işlemeye başlamadan önce ilham kaynağınız var mı, nelerden besleniyorsunuz?
Hayatın içinde olmak yani yaşamak, benim için en büyük ilham… Gelenekten ve geçmişten de besleniyorum. Nakşetmek için hayatı, evreni, insanları, duyguları izlediğim olur… Bazen okuduğum kitaplar, dinlediğim şarkılar, izlediğim oyunlar içimde saklı kaldığını fark etmediğim nice duyguyu tetikler. Bu duygularla elimi iğne ve ipliği alır, sanatın büyülü dünyasında kaybolurum.
“NAKIŞ SANATIYLA ACI VE ZORLUKLAR, İĞNE UCUNDA MUTLULUĞA, KOLAYLIĞA, SÜKÛNETE DÖNÜŞÜR”
Nakşetmenin, renklerle dans etmenin size kattığı duygular nelerdir? Bazen ruhunuzun karanlığında siyahlarla dans eder misiniz? Siz duyguların renklerini dışa vuruyorsunuz.
Teşekkür ederim. Duyguların renklerini dışa vurabilmek ne hoş bir iltifat. İster istemez karanlığın içindeki renkleri buluyorum sanırım. Acı, zorluk ve öfkenin; iğne ucunda mutluluk, kolaylık ve sükûnete dönüştüğünü ben de sonradan fark ediyorum.
Nakşetmek oldukça zordur. İğneler batar parmağınıza, söküp söküp tekrar yaparsınız. Bu zorlukla nasıl sil baştan yeniden başlıyorsunuz?
Olumsuz yanları var elbette. Üretim, tasarım, yaratım kısmını çok seviyorum. Sanat dallarını hayattan bağımsız düşünmemek lazım. Gerçek dünyada olduğu gibi orada da düştüğüm çok oluyor. Tutku, yolumu bulduran en güçlü duygu oluyor sanırım.

Nakışlarınızla tarihî eserimiz olan Zeugma’yı konuşturmuşsunuz. Bu çok güzel bir başarı. Bu başarınızı neye borçlusunuz?
Gaziantep’te sanatseverlerle buluşan Nakışlarla İlmek İlmek Zeugma Sergisi’ni izlemeniz beni çok mutlu etti. İltifatınıza değerli sanat ekibimiz adına teşekkür ederim. Bu kıymetli serginin yaratıcısı Türkiye’nin ustalarından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Kıymetli Zekiye Ensari Hoca’m… Harikulade bir fikirden doğan büyüleyici sergiye değerli hocam tarafından davet edildiğimde çok heyecanlandım. Hemen uçağa atlayıp İstanbul’dan Gaziantep’e Zeugma Müzesine gittim. Frigyalı Ölümsüz Âşıklar Mozaiği ile meşhur Çingene Kızı Mozaiği’ni çevreleyen Kuş Mozaiği beni bekliyor gibiydi. Kalbimden vuruldum. Elime iğne ve ipliği aldım. Eserlerin duygusunu, dönemin ruhunu ve sanatkârlarını anlamaya çalışarak işledim, işledim. Sanırım hissedebilmek, çok çalışmak ve hikâyelerle buluşabilmek önemli…
Eserleriniz pek çok yerde sergileniyor, sergiye gelen misafirlerinizle nasıl övgüyle karşılaşıyorsunuz?
Öyle özel, anlamlı ve kıymetli sözler duyuyorum ki… Mutlaka bunları not ediyorum. Duyguların dünyasında benzer kalplerle buluşabilmek beni çok mutlu ediyor. Hem sergilerime hem de eğitimlerime güzel ülkemizin dört bir yanından sanatseverler geliyor. Çok heyecanlanıyorum. Anlaşılmak tarifsiz bir duygu… Derin minnet duyuyorum.
Yeni projeleriniz var mı, nelerdir? Paylaşır mısınız?
Devam eden pek çok projem var. Sayın Jale Sancak ve Fuat Sevimay yönetiminde hazırlanan “Yüzleşme” adlı öykü kitabında “Kaderin Başkentinde Kadın” öykümle yer alıyorum; önümüzdeki günlerde Gaia Kitaplığından çıkacak. 16 Kasım’da Koro Çalıştayı için Kıymetli Aylin Şengün Taşçı Hoca’mın yönetimindeki Nevasel Türk Müziği Topluluğumuzla Kıbrıs’ta olacağım. 18 Kasım’da İznik Türk İslam Eserleri Müzesinde Neslihan Sağır Çetin küratörlüğünde sanatseverlerle buluşacak Nicaea’dan İznik’e Sergisinde “Nikala Kent Kapısı”nı iplikle resmettiğim çalışmamla Bursalı sanatseverlerle buluşacağım. 20 Kasım’da İstanbul Altunizade Kültür Merkezinde Kıymetli Sanatçı Zekiye Ensari Hoca’mın küratörlüğünde Nakışlarla İlmek İlmek Zeugma Sergisinde, sizin de izlediğiniz iki çalışmamla yer alacağım. 16 Aralık’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde Akademisyen Sayın Hülya Bulut ile Halide Edib Adıvar’ın Handan romanından ilhamla nakış sanatı üzerine eğitim vereceğim için çok heyecanlı, mutluyum…













