Bir meslek seçerken çoğu insanın ilk düşündüğü şey, o işin ne kadar kazandırdığı ya da gelecekte ne kadar popüler olacağıdır. Elbette ekonomik şartlar ve kariyer olanakları önemlidir. Ancak bana göre bunların da ötesinde, bir mesleği severek yapmak en büyük motivasyon kaynağıdır. Çünkü insan, severek yaptığı işte hem daha mutlu olur hem de daha başarılı sonuçlar ortaya koyar.
Benim gazeteciliğe olan ilgim çocukluk yıllarında başladı. İletişim kurmayı, insanlarla sohbet etmeyi ve kendimi ifade etmeyi her zaman çok sevdim. Hatta küçük yaşlarda televizyon kumandasını mikrofon gibi kullanıp haber sunardım. Okulda düzenlenen tiyatro gösterileri, sunumlar ve etkinliklerde ise her zaman sahnede olmayı tercih ederdim. O yıllarda farkında olmasam da gazeteciliğin temelleri benim için o günlerde atılmaya başlamıştı.
Zaman ilerledikçe iletişime olan sevgim, “Ben neden bu mesleği yapmayayım?” düşüncesine dönüştü. Bu nedenle İletişim Fakültesini tercih ettim, ardından uzmanlık eğitimimi tamamladım. Bugün ise yıllardır sahada görev yapan bir gazeteci olarak mesleğimi büyük bir tutkuyla sürdürüyorum.
Elbette gazetecilik kolay bir meslek değil. Yorulduğum, zorlandığım ve bazen pes etmeyi düşündüğüm anlar da oldu. Ancak mesleğime duyduğum sevgi, bütün zorlukların önüne geçti. Çünkü sevdiğiniz işi yaptığınızda karşılaştığınız engeller sizi durdurmak yerine daha da güçlendiriyor.
Son yıllarda gençlere sıkça, “Okumana gerek yok, bu işi sahada öğrenirsin.” denildiğini görüyorum. Oysa bir mesleğin yalnızca uygulamasını öğrenmek, o mesleğin gerçek anlamda uzmanı olmak için yeterli değildir. Öncelikle eğitim almak gerekir. Çünkü eğitim; sadece bilgi kazandırmaz, aynı zamanda mesleğin etik ilkelerini, hukuki sorumluluklarını ve çalışma disiplinini de öğretir.
Gazetecilik bunun en önemli örneklerinden biridir. Gazeteci yalnızca haber yazan kişi değildir. Haberin doğruluğunu teyit etmek, tarafsızlığı korumak, kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve hukuki sınırlar içerisinde hareket etmek zorundadır. Bunun için birçok kurumla iletişim kurmalı, farklı kaynaklardan bilgi doğrulamalı ve her haberin toplumsal etkisini hesaba katmalıdır.
İşte üniversite eğitimi tam da bu noktada büyük önem taşır. Henüz bu sorumluluklarla sahada karşılaşmadan önce mesleğin mutfağını öğrenirsiniz. Akademik eğitim sayesinde gazeteciliğin etik kurallarını, haber yazım tekniklerini, medya hukukunu, iletişim teorilerini ve dünyanın farklı ülkelerinde gazeteciliğin nasıl uygulandığını öğrenme fırsatı bulursunuz.
Sahaya çıktığınızda ise artık yalnızca deneyim kazanmaya odaklanırsınız. Mesleğin temelini bilerek çalıştığınız için başkalarının bilgisini sorgulayabilir, kendi birikiminizi her geçen gün geliştirebilirsiniz. Böylece sadece sahada çalışan biri değil, mesleğinin bilincinde olan donanımlı bir gazeteci haline gelirsiniz.
Bugün geriye dönüp baktığımda iyi ki çocukluk hayallerimin peşinden gitmişim diyorum. Çünkü insan sevdiği işi yaptığında sadece para kazanmaz; kendini geliştirir, topluma katkı sağlar ve yaptığı işten gurur duyar.
Bu yüzden gençlere en büyük tavsiyem şudur: Popüler olduğu ya da çok kazandırdığı için değil, gerçekten severek yapacağınız bir mesleği seçin. Ardından o mesleğin eğitimini alın, kendinizi sürekli geliştirin ve öğrenmekten asla vazgeçmeyin. Başarı, sevgiyle yapılan işin ve sağlam bir eğitimin doğal sonucudur.













