Yıl 1671. Evliya Çelebi geliyor bu topraklara…Karabağlar Yaylası’na ayak basıyor.
Diyor ki: “Osmanlı ülkesinde bunun gibisi yok! Ne Malatya’nın Aspuzu’su ne Konya’nın Meram’ı… Karabağlar başka. Bağ yollarına güneş ışığı bile giremez, giren de yolunu kaybeder.”
Haklı.
Ben de kayboldum.
Ama dört yüz yıl sonra.
Yıl 2011.Ben, Muğla’nın ortasında, Karabağlar’da bir sayaç okuma personeliyim. Elektrik firmasında çalışıyorum. Elimde bir endeksör — dijital sayaç okuma cihazı. Teknoloji çağının sadık bir robotu gibi sokak sokak, ev ev gezdiğim o yaz gününde bir sokakta değil, bir hafızada kayboldum. Karabağlar öyle bir yer ki, Girdiğin zaman seni sarıyor. Seni içine alıyor. Bağ yolları labirent gibi. Biri sağa kıvrılır, biri yukarı tırmanır, biri sonsuz bir gölgeye akar. Ve sen bir noktadan sonra artık sayacı değil, kendini okumaya başlarsın. Bir evin kapısına varırsın. Kapı açık. İçeriden ocakta pişen patlıcanın kokusu gelir. Bir teyze seni görünce, “Gel oğlum, sen gölgede biraz otur, buranın yolu karışık” der. Sen oturursun. Endeksörü kapatırsın. Ve çocukluğuna dönersin.
Ben o yaz Karabağlar’da sadece sayaç okumadım. Yolumu kaybettim. Ama ne mutlu ki insan bazen kaybolunca kendine rastlar. Dedemin sesine rastladım. Babamın çapa yaptığı eski bağa. Annemin kavun kestiği serin mutfağa. Ve Barış Manço’nun yıllar önce burada çektiği programa…Çünkü Karabağlar dediğin şey sadece yayla değil. Bir köklenme biçimi. Bir aidiyet duygusu. Bir Anadolu rüyası. Karpuz kokar, tütün kokar, ama hepsinden çok geçmiş kokar. Ve bizim yaylamız öyle Karadeniz’deki gibi dağ başında değil; şehrin ortasında. Tepemizden uçak geçer, ama biz hâlâ kuş seslerini duyarız. Bir yanda asfalt akar, öbür yanda öküz arabasının izi durur. Şimdi yıl 2025.Aradan tam 14 yıl geçmiş. Ben artık sayaç okumuyorum. Ama hâlâ yazı okuyorum, yüz okuyorum, hayat okuyorum. Elimde endeksör değil artık, kalem var. Ve yazıyorum çünkü unutmak ihanettir. Evliya Çelebi bir deftere yazdı. Ben dijital çağa, Haberton’a yazıyorum: Karabağlar bizimdir. Ve eğer Karabağlar’ı unutursak, bir gün kendimizi de unutacağız.













