TRY - Türk Lirası
EUR
15,5025
USD
13,7027
GBP
18,1321
CNY
2,1490
10.1 C
Ankara
14.2 C
İstanbul
17.7 C
İzmir
5 Aralık 2021, Pazar
Diğer
    Ana SayfaYazarlarKadına kalkan elin dilini çözmeden kalkınamayız

    Kadına kalkan elin dilini çözmeden kalkınamayız

    Avatar of çiğdem yorgancıoğlu
    Çiğdem Yorgancıoğluhttps://haberton.com/
    Çiğdem Yorgancıoğlu, Boğaziçi Üniversitesi – İdari Bilimler Fakültesi İşletme – Ekonomi mezunu. Yeminli Tercüman – Bilişim, Telekomünikasyon ve Enerji, FMCG ve Genel Üretim ve Hizmet Sektörü Sözleşmeleri ile ilgili risk değerlendirme konusunda Ceza ve Hukuk Mahkemelerinde Adli Bilirkişi – Diplomatik medya mensubu (bkz. Diplomatik Röportajlar )- Tedarikçi Denetçi – Sözleşme (Ticari) Risk & Kurumsal Danışmanı, Eğitimci, Boğaziçi Üniversitesi, Haliç Üniversitesi, Bahçesehir Üniversitesi,Trakya Üniversitesi,Düzce Üniversitesi, vb. üniversitelerde ve Yurtdışı Üniversitelerde eg: (https://www.youtube.com/watch?v=O9Rpnsb2PDA ) Visiting Profesör olarak seminerler vermiştir. Motivasyonel Konuşmacı. Dünya Gezgini (Toplam ziyaret edilen 107 ülke -Aralık 2018 itibarıyla) – Resim ve Teatral Performans Sanatçısı. Araştırmacı Yazar – Bröveli Dalgıç (PADI )– Lisanslı Yüzücü.(Boğaziçi Universitesi Yüzme Takımı-Turkcell Yüzme Takımı )Fosil köpek balığı kolleksiyoncusu, Enerji Gazetesi , Hukuk ve Ekonomi, Gazete Ekonomi BT Haber, Uluslararası Politika Akademisi köşe yazarı. MSG – Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği üyesi,National Geographic Society üyesi ,.Sosyal tango danscısı.TTP Tango Terapi Platformu-CI TANGO TALKS Kurucusu ve Program Yürütücüsü.

    Haftanın Öne Çıkanları

    Kadına kalkan elin dilini çözmeden ve silmeden kalkınamayız – WOMEN-CHI. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü…

    25 Nov 2021 International Day for the Elimination of Violence against Women ÖZEL

    Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’ne (UN WOMEN) göre Dünya çapında her üç kadından biri, çoğunlukla birlikte olduğu bir partner tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir. Pandemi öncesinde 15-49 yaş arası 243 milyon kadın ve kız çocuğu, geçtiğimiz yıl birlikte olduğu kişiler tarafından cinsel ve/veya fiziksel şiddete maruz kaldı. Pandemiden bu yana kadına yönelik şiddet ve bilhassa da aile içi şiddet hayli yoğunlaştı.COVID-19’un patlak vermesinden bu yana, çeşitli veriler ve raporlar, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddetin, özellikle aile içi şiddetin yoğunlaştığını göstermiştir.

    Bu, COVID-19 krizinin ortasında büyüyen Gölge Pandemisi ve bunu durdurmak için küresel bir kolektif çabaya ihtiyacımız var. COVID-19 vakaları sağlık hizmetlerini zorlamaya devam ederken, aile içi şiddet sığınakları ,sosyal hizmetler ve yardım hatları gibi temel hizmetler kapasitelerini çoktan aştı . COVID-19’a müdahale ve iyileştirme çabalarında kadına yönelik şiddetin ele alınmasına öncelik vermek için daha fazlasının yapılması gerekmekte.

    Birleşmiş Milletler ve bünyesindeki kuruluşların (Cenevre 2014) ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde (Guangzhou 2018) Dünya Barışı İnsan Hakları ve Kadın Hakları konusunda makale ve akademik sunumlar yapmış biri olarak Dünyadaki her nevi şiddete olduğu gibi kadına yönelmiş bir şiddete dair söz söylememek ve duyarsız kalmak mümkün değil. Bu nevi çalışmalarımın genel ismi WOMEN-CHI başlığı altında toplanmakta.

    Birleşmiş Milletler Kadın Birimi, kötücül kalıp ve ön yargıları ve eşitsizliği derinleştiren sosyal normları dönüştürmek hedefiyle HeForShe küresel dayanışma hareketi çerçevesinde erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu olmaları için çalışadursun ben de ülke içinden Dünyaya doğru kalemim ve dilim üzerimden akmaya devam edeceğim.

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1967 senesinde  kabul edilen Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Bildirgesi’nin ardından, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi ya da CEDAW (İngilizce: Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination Against Women), 1979’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve taraf devletlere kadınlara karşı ayrımcılığın  her nevi formunu eradike etme yükümlülüğü getiren uluslararası bir sözleşme olan kısa adı CEDAW yani Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi (İngilizce: Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination Against Women), Birleşmiş Milletler bünyesinde yer alan sekiz temel insan hakları sözleşmesinden biridir.

    İnsan haklarına sadece erkek cinsiyetinin değil kadının da sahip olduğu vurgusu üzerinden biçimlendirilmiş bir metindir.  Kadınların Uluslararası Haklar Bildirgesi” olarak anılan bu düzenleme kadın-erkek eşitliğinin yasalar önünde olduğu kadar fiilen de sağlanmasını öngörür. Taraf devletler, kadınlara karşı ayrımcılığın tüm alanlarını ve biçimlerini tanımlamak, bunlara karşı önlemler geliştirmek yanında mağdurlara yardım etmek, şiddeti gerçekleştirenleri cezalandırmak yükümlülüğü altına girmektedir.

    CEDAW Komitesi, Sözleşme’nin belirli maddelerinin anlaşılmasını kolaylaştırmayı ve Sözleşme’nin nasıl uygulanacağını göstermek üzere taraf devletlere tavsiye kararlarında bulunma yetkisine sahiptir. Komite 2021 itibarıyla 38 tavsiye kararı yayımlamıştır. İlk on yılda kısa ve sade olan tavsiye kararları, komitenin 1991 yılındaki 10. oturumunda alınan bir karardan sonra çok daha ayrıntılı ve kapsamlı olarak hazırlanmış; Taraf devletlere Sözleşme’nin uygulanmasında rehber niteliği taşımaya başlamıştır. En önemli ve en kapsamlı tavsiye kararlarından birisi 1991 yılında 10. oturumda aldığı 19 no’lu tavsiye kararıdır. Sözleşmede açıkça şiddetten bahsedilmemesine rağmen 19 no’lu tavsiye kararında ayrımcılığın tanımı, şiddeti içerecek biçimde genişletilmiş, cinsiyete dayalı şiddetin sözleşmenin hükümlerinin ihlali sayılacağı öngörülmüş; taraf devletlere sadece hükûmetler ya da hükûmet adına yapılan şiddeti değil, kadınların en çok maruz kaldıkları özel hayatlarındaki ayrımcılığı önleme yükümlülüğü getirilmişti

    İngilizce ismiyle kısaltması  DEVAW olan :Declaration on the Elimination of Violence Against Women yani Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması Bildirgesi ise , bilhassa kadınlara yönelik şiddeti ve şiddetin ortadan kaldırılmasını merkezine  alan 1993 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) kararıdır. BM Genel Kurulu tarafından 20 Aralık 1993 tarihinde 48/104 sayılı kararında oylanmadan kabul edilmiştir. Bildirge “Tüm insanların eşitliği, güvenliği, özgürlüğü, bütünlüğü ve haysiyetiyle ilgili hakların ve ilkelerin kadınlara evrensel olarak uygulanmasına acil bir şekilde ihtiyaç var.” ifadesiyle başlar ve Karar  genel anlamda yukarıda bahsettiğim, 1979 yılında kabul edilmiş olan Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi’nin (CEDAW) ve Viyana Beyannamesi ve Eylem Programı’nı tamamlayan ve güçlendiren bir öneme haizdir.

    Önümüzdeki 2022 senesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında bir kez daha sözleşme özelinde canlı yayınlarda sözleşme maddeleri incelenmesini  yapacağım için bu konuyu makalem için gerekli kısmı ile sınırlı tutup bir kenara bırakarak sözleşmelerde belirtilen ana unsurun ilk olarak şiddet ve ayrımcılık dili olduğu savımı daha önce makalelerimde ele aldığım gibi sürdüreceğim. Bu yazının örüntüsü de yine farklı bakış açılarını katarak aynı merkezden DİL üzerinden  kurgulayacağım. Ve makalemin yayını sonrası hashtaglerimden birinde sosyo-kültürel evrimlere de atıf yaparak  “#Homo lingua- linguaggio homo sapiens”  yani dil öğrenme kabiliyeti olan insan ifadesini de beraberinde  kullanacağım.

    http://www.cigdemyorgancioglu.org/article/133/dilimde-tuy-bitti-kadina-siddet-dilde-baslar-dilde-i-biterdemekten1

    KADINA ŞİDDETTEN MEDET UMAN HİDDET İÇİN “DİLDE ADALET” KAÇ ADET ERKEĞE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET YA DA YOĞUNLAŞTIRILMIŞ İNSANCIL MEDENİYET EĞİTİMİ VERİR?

    Zira anlam arayış yolculuğunda olan insan için neyin anlamlı ya da neyin anlamsız olduğu arasındaki çizgileri, sınırları belirleyen başlıca faktör olan  dil  kendine has bir kültüre sahip toplumun bireyleri  tarafından konuşulur. Mademki beyin dil ve kültür ayrılmaz bir üçlüdür ve birlikte evrimleşmiştir, o halde dili kullanma biçimi soyuttan somuta kültürü etkilediği gibi  kültür de somut ve  soyut olarak  dilden  etkilenir. Hal böyle iken  düşünce ve eylemi biçimlendiren dil ve dil kalıpları özelinde şiddetin ögelerini dilden arındırmadan kadına ve dahi insane karşı şiddeti önlemeye yönelik çalışmaların bir ayağı hep eksik kalacaktır .  

    Şimdi  bu girizgahla birlikte  dilimizdeki örneklerine bir göz atarak başlayalım —

    Kız oglan kız- Kız kısmısı- kız kurusu-Kadın değil mi düşük etek- kızım sana söyledim gelinim sen anla—kız alıp vermek–Kadının karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etmeyeceksin- ‘Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır.’-Kız yükü, tuz yükü.-Kızı kıza koşarsan kahpe, oğlanı oğlana koşarsan deyyus olur.’-Beş kız bir oğlanın yerini tutar mı? / Oğlansız evde duman tüter mi? ” -‘Bir (ev) gemi donanır, bir kız (çıplak) donanmaz.”-Kız çocuğu ya er koynunda, ya yer koynunda.’-‘Kız evde olsa da elden sayılır.’ Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün.’-‘”oğlan doğurdum, oydu beni; kız doğurdum, soydu beni.”- Elinin hamuru ile erkek işine bulaşma- tekneye karı kız bindirmek uğursuzluk getirir- kız evi naz evi”- “Kör bıçak ele iş bilmeyen avrat dile”  – “Kızını dövmeyen, dizini döver.

    ‘Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar.’-”’Oğlandır oktur, her evde yoktur.’-‘Oğlan olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun.-Kız doğuran tez kocar.-Karı gibi gülme orada- karı gibi dedikodu yapma- kadınlar hamamına çevirdiniz burayı-karı kız muhabbetine girdik- -Kız girdi on üçüne, ya erdedir ya yerde-‘Oğlandır oktur, her evde yoktur.’-Oğlanı her karı doğurmaz, er karı doğurur.-“Bir evde iki kız, biri çuvaldız biri biz.” ‘Ananın bahtı kızına.’-“Ana gezer, kız gezer, bu çeyizi kim düzer.”-Oğlan  babadan öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi.-‘Kızın var mı, derdin var.-Kızın var mı, sızın var.-Alma soysuzun kızını, sürer anasının izini.’-On beşinde kız, ya erde gerek ya yerde.-‘Ana ile kız, helva ile koz.’-‘Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.-Anasına bak, kızını al; kenarına tarağına bak bezini al. “anasının gözü -Anasının kızı.”-‘Oğlan babadan öğrenir sofra dizmeyi, kız anadan öğrenir sokak gezmeyi.’-

    ‘Ananın çıktığı dala kızı salıncak kurar.’-‘Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış.’-‘Oğlan babadan öğrenir sofra dizmeyi, kız anadan öğrenir sokak gezmeyi.’-“Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün  başlısı.”Ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin.”-“Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden.” ‘Kız beşikte , çeyiz sandıkta.’ Gelin eşikte, oğlan beşikte.-“Ata dostu oğula mirastır.”-“Babasının oğlu.”-“Oğlan dayıya, kız halaya çeker.”-Al atın iyisini yiyeceği bir yem, al avradın iyisini giyeceği bir don.’-‘Kızı  kendi haline bırakırsan  ya davulcuya kaçar  ya zurnacıya.”-“Komşu kızı almak, kalaylı tastan  su içmektir.”- Kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası” “ dişi köpek kuyruk sallamadıkça erkek köpek yanaşmaz”

    Dilimizde diyorum ama 2020 yılında  Birleşmiş Milletler’in UNDP, 75 ülkede siyaset, iş ve eğitim gibi alanlarda kadınlara yönelik ön yargıların incelendiği ”Toplumsal Cinsiyet Sosyal Norm Endeksi” isimli raporu   “Elinin hamuru ile erkek işine karışmak” ya da “erkek Fatma” gibi deyimlerin rafa kaldırılmadığını işaret etmekte idi dünyada kadın ve erkekler arasındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) raporuna göre dünya nüfusunun hala yüzde 90’ı kadınlara önyargılı yaklaşmakta.

    Global ölçekte baskın eril ideolojinin dil kalıplarının ortadan kaldırılması şiddetin de önlenmesinde en önemli unsurlardan biridir . Bu dünyadaki yoksulluğun ortadan kaldırılmasının ve barış dili oluşmasının da önünü açacak kadar mühimdir.

    Aile içi şiddet çocuk, yaşlı ve özellikle partnerin kadına uyguladığı şiddeti kapsayan bir terimdir. Şiddet gerek gelişmiş gerekse de  gelişmekte olan ülkelerde önemli bir halk sağlığı problem olan Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından, “fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması” durumu şeklinde tanımlanmaktadır.

    Her ne kadar zorla evlendirilme ve namus suçları az gelişmişlik belirtisi olarak Kabul edilse de coğrafi sınır, ekonomik refah ve gelişmişlik ve Eğitim seviyesi ne  bakılmaksızın beynelmilel çapta  ve çeşitli kültürlerde son derece yaygın görülen global bir sorundur. Bunun böyle olduğunu algılamak açısından en belirgin örnek  kamusal alanda çalışmakta olan  kadın aynı eğitimi alan ve aynı meslek/işyerinde  çalışan erkekle eşit konumda olmaması neredeyse  tüm dünyada ortak bir sorundur .Ve bu bir ekonomik şiddettir. Dünya liderlerinin  piyasaları durdurma noktasına getiren iktisadi, politik, hukuki açıklamalarının kadına şiddetteki  kelebek etkisini diğer bir deyişle dolaylı  sebep-sonuç illiyetini görmek de günümüzde hayli kız kazanmış bir olgudur.

    FİZİKSEL , MANEVİ, DUYGUSAL,PSIKOLOJİK, EKONOMİK,CİNSEL ŞİDDET

    Ekonomik Şiddet anlamında kadının Çalışmasını yasaklamak ya da çalışıyorsa maaşını ya da parasını elinden almak, ya da ev içinde ve ev dışında ürettiklerine el koymak suretiyle hakkını gasp ederek sindirmek, daha da ötesi zorla çalıştırmak .Öte yandan şayet çalışmasına izin vermiyorsa harçlık vermemek ya da ruh haline göre bu  harçlıklardan kesinti yapmak gibi ekonomik erki elinde bulunduran erkeğin kadına uyguladığı her nevi  mali kaynaklı tahakküm diye sınırlandırabiliriz dar kapsamı.

    Özele indiğimizde kadının/kız çocuklarının ekonomik anlamda özgürlüğünü kazanmasını engelleyecek şekilde ve iktisadi anlamda sömürülmesinin devamı için eğitiminin engellenmesi de üzerinde düşünülecek bir husustur. Bu örüntünün sağlanması için “kendi kimliğini inşa etmesi engellenmiş  ezik bir kadın” tiplemesinin ortaya çıkışında kültür , eğitim mahrumiyeti ve ekonomi içiçedir. Dünya Devletlerin adaletsizlik üzerine kurulu yapılanmaları , ekonomik ve siyasi yapıları ,kanunları , gelir dağılımı adaletsizlikleri, sosyal güvencesizlik  vb de kadınların bu nevi sorunlarının üzerine tuz biber ekmektedir

    Yukarıda bahsettiğim UNDP 2020 Raporu, Dünya genelinde yüzde 28’lik bir kesimin  bir erkeğin ”eşini dövebileceğini” düşündüğünü ortaya koymakta. Sonu ölüme kadar gidebilecek dayak, itekleme, kötek, tartaklama ,hırpalama , tekmeleme, tokat atma, sert cisimle vurma, bıçakla ya da ateşli silahlarla saldırma gibi fiziksel şiddet olduğu gibi Cinsel Şiddet bakımından rızası olmadan cinsel ilişkiye  zorlamak, taciz etmek, tecavüz etmek olarak bahsedebileceğimiz kadına yönelik şiddetin şekli sözel şiddet  özelinde de aşağılayıcı sözler söyleme, Lakap takma, tepeden bakma, hor görme ve horlama, mağdurun kendisini akıl ve ruh sağlığı bakımından problemli olarak görmesine sebep olma ya da toplum gözünde böyle bir algı yaratma çabası gibi örneklerle açıklanabilir.

    Duygusal/psikolojik şiddet bakımından, hareket özgürlüğünü kısıtlayıcı, toplumdan soyutlamaya ve yalnızlaştırmaya yönelik her nevi davranışta bulunmak, arkadaşları,  ailesi ve akrabalarıyla  görüşmesine mani olmak, onları küçük düşürücü sözler ve eylemlerde bulunmak hakaret etmek sövmek, kadın istenildiği şekilde itaat etmekten veyahut davranıştan kaçınırsa maruz kalacağı dayak ya da ölümle tehdit etmek, korkutmak, sebepsiz anlamsız  kıskançlık kavgası çıkarmak, terk etmekle tehdit etmek.

    Kanuna aykırı işleri yapma konusunda  baskı uygulamak, çocukları gündeme getirerek kadını tehdit edici hareketler sergilemek, yapmak istemediği bir şeyi yaptırmak için duygularını manipüle ederek  zorlamak ,kadının Kendisini suçlu hissetmesine neden olacak şekilde mobbing yapmak, bilerek ve tepeden bakma bir tavırla kadını terbiye etmek için apatik davranışlar sergilemek kayıtsız görünmek gibi tutum davranış ve eylemleri sayabiliriz. Annelik rolü üzerinden sürekli feragate zorlanmak da bu kategoriye girmektedir.

    Fotograf:h. Çiğdem yorgancıoğlu –women chi
    Fotograf:H.Çiğdem Yorgancıoğlu –WOMEN CHI

    Küresel boyutta,  giriş paragrafında da UN Women verisini referans alarak değindiğim  gibi her üç kadından en az biri yaşamı boyunca hırpalanmakta tartaklanmakta ya da dövülmekte,  cinsel ilişkiye zorlanmakta  veya başka bir şekilde istismara uğramakta. İstismarcı maalesef  ekseriya kendi ailesinin bir üyesi oluyor.  Giderek artan bir şekilde, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, önemli bir halk sağlığı sorunu ve bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmektedir.

    Şiddetin etkileri, kadının üreme sağlığına olduğu kadar fiziksel, ruhsal  ve zihinsel sağlığının diğer yönlerine de zarar verebilir. Şiddet, yaralanmaya neden olmanın yanı sıra, kadınların uzun vadeli kronik ağrı, fiziksel engellilik, bilinç kaybı, uyuşturucu ve alkol kötüye kullanımı ve depresyon gibi bir dizi başka sağlık sorunu riskini artırır. Fiziksel veya cinsel istismar öyküsü olan kadınlar ayrıca istenmeyen gebelik, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve olumsuz gebelik sonuçları açısından yüksek risk altındadır. Yine de, sağlık profesyonellerinden bakım arayan şiddet mağdurlarının çoğu zaman, hizmet sağlayıcıların tanımadığı, sormadığı ve nasıl ele alacaklarını bilemediği ihtiyaçları vardır.

    CİNSİYETE DAYALI ŞİDDET -GENDER-BASED VIOLENCE

    Kadına yönelik şiddetin en yaygın biçimlerinden ikisi, ister çocuklukta, ister ergenlikte veya yetişkinlikte gerçekleşsin, yakın erkek partnerler tarafından  (ki bu koca olabilir flört olabilir) istismar ve zorla cinsel ilişkidir. Aile içi şiddet, karı dövme ve dövülme olarak da bilinen yakın partner istismarına neredeyse her zaman psikolojik istismar da eşlik eder ve vakaların kayda değer bir kısmında  zorla cinsel ilişkiye girer. Eşleri tarafından istismara uğrayan kadınların büyük çoğunluğu defalarca istismara uğramaktadır. Esasen , bir terör atmosferi genellikle istismarcı ilişkilere nüfuz eder. Kadına Yönelik Şiddete elbette ki Tıbbın olduğu kadar  Adli Tıp açısından ele alınması gereken bir konudur.

    Arkasındaki saikler bakımından şiddetin pek çok sebebi vardır mesela, aile içinde şiddeti çoğaltan olayların en başında yoksulluk, düşük gelir seviyesi ekonomik yetersizlik olsa da, Cinsel saldırı ve kontrolsüz alkol tüketimi, pornografi, sapkınlık, kadın düşmanlığını ön plana çıkaran rap müzik ya da kimi  rap sanatçılarının kadınlarla ilgili olumsuz dil kalıp ve klişelerini normalleştirip içselleştirmesi arasındaki ilişkinin araştırılması başlı başına bir konudur.

    Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet, fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik istismarı kapsamaktadır. Kısmen kadınların toplumdaki ikincil statüsünden geliştiği için genellikle “toplumsal cinsiyete dayalı” şiddet olarak bilinir. Dünyada pek çok kültürün, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran ve dolayısıyla daimileştiren inançları, normları ve sosyal kurumları ve en önemlisi dili ve atasözleri, deyimleri  vardır. Bir işverene, bir komşuya veya bir tanıdığına yöneltilirse cezalandırılacak olan aynı eylemler, erkekler özellikle aile içinde kadınlara yönelttiğinde maalesef çoğu zaman  sorgulanmaz.  Şiddetin dilinin değişmemesi , şiddet algısını da çarpıtmaktadır . Zira bu dil değişmediği takdirde şiddet mağduru kadın şunu diyebilir “kocam değil mi , sever de döver de “ .Yukarıda sıraladığım tüm benzeri dil kalıpları deyimler, atasözleri de bu niteliktedir.

    Netice olarak bir sorun çözme aracı olarak görülen şiddetin önlenmesi için öncelikle dilde arınma gerekmektedir. Ve bu sorun Erkek egemen toplum deyip bir nevi örtük kabul ile geçiştirilemeyecek kadar farkındalık gerektirir. Zira sorunların ve dahi şiddetin kökeni salt  kadın değil insanlık sorunudur. Sadece Erkeğin kadına yönelik şiddetine yönelik tutumları ya da toplumsal cinsiyet rolleri ile daraltılamayacak ve açıklanamayacak olan  “Kadına şiddetin önlenmesinin halli mevzuu “ bir “ana” ile başlar ve o ana nın ismi “ana dil” ile.

    Tıpkı insan hayatının da biyolojik anlamda bir baba eşliğindeki ana yolu ile başladığı gibi. İnsanlık ailesi olarak Kadına şiddetin sıradanlaşması ve normalleştirilmesinin önlenmesi bakımından bu farkındalığı küresel, bölgesel ve lokal  anlamda  kazanmamız ve dil kalıplarını yeniden düzenlememiz hem meselenin çözümünü sağlayacak hem de dolaylı neticeleriyle toplumsal sağlık, barış, huzur ve refahı beraberinde getirecektir.

    Bu noktada şiddete maruz kalan mağdurun şiddeti hak etmediği konusundaki algının yönetilmesi bakımından kadının içinde bulunduğu durumu normalleştirmesinin, kendi erkek evladına da  bir nevi şiddet uygulamasının önüne geçeceği gibi iki yanlışın bir doğru etmeyeceğini anlamasını sağlayacaktır.

    Zira Şiddet mağduru olan ya da geçmişte bir şekilde annesinden babasından ablasından, ağabeyinden şiddete maruz kalmış  oğul, evlat, erkeğin yaşamlarının ilerleyen safhalarında başkalarına şiddet uygulama yoluna gittikleri de üzücü bir gerçektir. Şiddet şiddeti doğurmaktadır. Sosyal öğrenme kuramına kapsamlı bir şekilde açıklanabilecek bu mevzuya en yalın hali ile açıklarsak ; şiddete maruz kalmış bir anne oğluna, annesinden şiddet görmüş bir oğul eşine, partnerine bu şiddeti yönlendirmektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı şiddeti normalleştiren dil kalıpları  ve bunların gerek medya gerek dizi filmler gerek sosyal mecralar üzerindeki yaygınlaşmasının önüne de geçilmelidir.

    Şiddet ve nefretten ve dahi şiddet ve nefretin dilinden uzak, adil, vicdanlı, merhametli, duyarlı bir barış dilinin ve dünyanın inşası ve bunun oluşturulmasına yönelik çabaların olumlu neticeler verebilmesi dileğiyle sağlıklı, mutlu günler.

    Haber Bültenimize Abone Ol

    En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler