15 Eylül 2026, Salı
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor…

İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor…

Onur Burak Kalyon - Onur Burak Kalyon
31 Aralık 2021
- Yazarlar
Okuma Süresi:6 dakikalık okuma
A A
0
İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor...

İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor...

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

İstanbul artık insan kusuyor… araç kusuyor… bina kusuyor… Böyle bir yazıyı uzun süredir yazmak istiyordum ama bir türlü fırsat olmamıştı. Kısmet bugüneymiş.

Bildiğiniz üzere İstanbul dünyanın en büyük ve en kalabalık şehirlerinden biri. Tarihler boyu güzelliği ile nam salmış olan bu şehir günümüzde kaos ve çirkinlikleriyle gündeme gelmeye başladı ne yazık ki.

Geçtiğimiz günlerde iş için İstanbul‘a araçla gitmem gerekti. Ve tabi ki herkes gibi bana da, daha gitmeden trafik stresi bastırdı. Acaba şu saatte mi gitsem, şu köprüden mi geçsem, şu yolu mu kullansam. Ama ne yaparsam yapayım bir şekilde o tekerlekli demir yığınlarının ve egzoz dumanlarının arasında buldum kendimi. Sağa da kaçsanız, sola da kaçsanız hiç bir şey değişmiyor ve araç kuyrukları sizi boğup öldürüyor.

Sadece taşıtlar mı ? Tabii ki hayır. Özellikle Ümraniye Ataşehir’den başlayarak o koca koca binalar resmen üzerinize doğru geliyor. Sanki onlar birer dev ve sizi ezecekmiş gibi fırsat kolluyor. Çevre yolundan çıkmadan dosdoğru tünele girip karşıya geçtim. Eğer ki işim bu bölgede olsa sanmıyorum ki bu binaların arasından güneşi görebileyim. Hoş zaten bir de yağmurlu ve bulutlu bir hava olduğu için lafımı değiştiriyorum, gökyüzünü görebileyim.

Son derece modern binalar olduğu kadar hilkat garibesi olanlar da var. Ufacık bir binanın yanında onlarca kat olanlar da. Nasıl bir şehirleşme, nasıl bir şehir planı var anlamakta güçlük çekiyor insan. Tünelden çok rahat geçtiğimi söyleyebilirim. Özellikle eski İstanbul ve tarihi yarımadada işiniz varsa en güzel yöntem bu gibi görünüyor. Zaten bu bölgeye geldiğiniz zaman tarihle baş başa kalıyorsunuz. Tabi kalabalık ve kargaşayla da. Eski İstanbullular şimdiki halini gördükçe ya da büyüklerinden duydukları hikayelerle bugünü karşılaştırdıkça ağlıyorlardır herhalde hallerine. Karaköy, Galata, Bankalar Caddesi gibi yerlerdeki o eski binaların güzelliklerini görünce ben bile duygusallaşıp, mahvetmişler güzelim şehri dedim.

O binaların hepsinde bir sanat eseri havası var. Taşlardaki işlemeler, kapılar, pencereler, binaların şekilleri gerçekten kendine hayran bıraktırıyor. Ve bu binaların hemen hepsinin gayrimüslimler tarafından yapıldığı insanın aklına gelince daha da kahroluyor. Acaba başka milletlerin elinde kalsaydı bu güzel şehir çok daha güzel bir şekilde bugünlere gelir miydi diye de düşündürüyor. Roma, Prag, Edinburgh gibi çok tarihi şehirleri gezdiğim ve tarihlerine, şehirlerine nasıl da sahip çıktıklarını gördüğüm için bu düşünceye varmamaktan kendimi alamıyorum. Tabi bu şehre Osmanlı’nın bırakmış olduğu eserlerin güzelliklerini de göz ardı etmemek şartıyla.

Ve tabi ki insanlar. Bir şehri güzelleştiren de çirkinleştiren de içinde yaşayan insanlardır. Uzun süredir Orta Doğu kökenli turistlerin ve belki de artık Türkiye’ye yerleşmiş olanların fazlalılığından çoğu İstanbullu şikayet ediyor. Ben de bu son gidişimde gerçekten de popülasyonlarının fazlalaştığını gördüm. Benim için din, dil, ırk fark etmez. Kurallara ve kanunlara uyulduğu, etrafa rahatsızlık verilmediği, kentin ve ülkenin dokusuna zarar verilmediği sürece. Çünkü eğer ki biz bu insanları dışlarsak o zaman uzun yıllar önce başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine göç etmiş vatandaşlarımıza, gurbetçilerimize ırkçı davranış gösterenlerden hiç bir farkımız kalmaz. Ama yukarıda belirttiğim şartları sağlamak koşuluyla.

Bu izlenimimi aktararak, bu yazının asıl konusuna da giriş yapmış oldum aslında. İstanbul ve çevresindeki şehirler plansız büyümenin sonucu olarak zaten uzun yıllardır Anadolu’dan göç alıyorlar. Yani İstanbul’un sorunu sadece Orta Doğulular değil bizim kendi vatandaşlarımız da. Bunda o insanlara da suç bulamıyorum. Çünkü “İstanbul’un taşı toprağı altındır” diye bir deyim var ve bu onlarca yıldır dile getiriliyor.

Sivas şehrinde yaşayandan daha çok Sivaslı İstanbul’da yaşıyor. Sadece Sivas değil, eminim diğer pek çok ilimiz için de aynı şey geçerlidir. Niye geliyor bu insanlar bu koca şehre ? Bu sorun nasıl çözülür ? Çözmek istiyor mu bu ülkeyi özellikle 70’li yıllardan beri yönetenler ? Çözmek için nasıl çalışmalar yapıyorlar ? Açıkçası ben pek bir şey yaptıklarını sanmıyorum. Yoksa 2021 sayımlarına göre İstanbul’un nüfusu 15.634.257 olur muydu ?

İstanbul artık insan kusuyor, araç kusuyor, bina kusuyor. Şehir resmen nefes alamıyor. Bunu belki içinde yaşayanlar anlayamıyor fakat bizim gibi belli süreliğine oraya gidenler öyle üzülerek gözlemliyor ki.

İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor...
İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor…

Bu durum nasıl düzeltilebilirin cevabı çok basit ama dediğim gibi bizi yönetenler ve büyük iş adamları, sanayiciler elini taşın altına sokmak isterler mi ? Bakın Almanya’ya. Dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahipler ve ülkenin her şehri bir markasıyla global piyasaya açılmış durumda. Sadece otomobil sektörüne bakmak bile bize pek çok şeyi gösteriyor.

Wolfsburg’da Volkswagen’in, Stuttgart’ta Mercedes, Münih’de BMW’nin fabrikaları var. Diğer markaları saymıyorum bile. Almanların kafası basmıyor muydu ki tüm markaları aynı şehre yapıp lojistik olarak rahatlasınlar. Ama onlar öyle yapmamışlar ve hepsini çeşitli şehirlere dağıtmışlar. Eğer ki bunu bilinçli yapmadılar ve doğal bir süreçle olduysa bile bunu değiştirmeyip devam etmişler. Bu sayede ne kazanmışlar peki ? Her şehir kendi çapında gelişmiş.

Çünkü bir otomobil fabrikası demek beraberinde yan sanayi fabrikalarını da yanında getirir. Bizde ise hemen hepsi üç şehirde. İstanbul, Bursa ve Kocaeli, biraz da Sakarya. Böyle olunca da ne oluyor ? Tüm Anadolu iş bulma hayaliyle bu şehirlere göç ediyor. Ve iş içinden çıkılmaz bir sarmal haline geliyor. Halbuki bunu Anadolu’nun kurak topraklarına yaysak. Hadi onu da geçtim en azından limanlara yakın şehirlerine götürsek fena olmaz mı ? Aslında çok uzaklara gitmeye de gerek yok. Hemen önümüzde bir Aksaray örneği tüm şanıyla duruyor.

Zamanında Mercedes’in fabrikasının buraya kurulmasıyla başlayan fabrikalaşma şu anda bambaşka noktalara getirdi şehri. Zamanında ufak bir ilimizin ilçesi olan şehir günümüzün sanayileşme merkezlerinden birisi olma yolunda hızla ilerliyor. Mercedes-Benz dışında, Brisa, Sütaş, Doğuş Çay, Colin’s, LC Waikiki vb. pek çok büyük fabrika ve beraberinde yan sanayi fabrikası Organize Sanayi Bölgesi’nde birbirinin peşi sıra sıralanıyorlar. Aksaray Üniversitesi sayesinde bu fabrikaların ihtiyacı olan kalifiye elemanlar da yetiştiriliyor. Zamanla Anadolu’nun göç alan bir şehri olması muhtemel. Bu sayede kültür, sanat ve eğlence hayatının gelişmesi de kaçınılmaz olacaktır. Umarım önümüzdeki yıllarda devletimiz ve önemli iş adamlarımız bu konuya daha fazla eğilirler. İş adamlarımız yatırım yaparlarken devletimiz de onların önünü teşvikler ve yardımcı yasalarla açarlar.

Yeni yıldan kendim ve tüm sevdiklerim için dilediğim güzel şeyler dışında, ülkem için de ekonomimizin normalleşmesi ve tüm halkımızın sağlıklı ve mutlu günler geçirmesi en büyük dileklerim olacaktır.

Hepinize mutlu yıllar dilerim sevgili okuyucularımız.

Etiketler: İstanbul
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

2022 yılında siyasetin dilini değiştirelim

Sonraki Haber

Bugün 365 sayfalık kitabın ilk sayfası

Onur Burak Kalyon

Onur Burak Kalyon

Onur Burak Kalyon, 1978 Ankara doğumlu. İlk, orta, lise, üniversite öğrenimini yine Ankara’da tamamladı. Son yılları yönetici pozisyonunda olmak üzere 17 yıldır alanlarının lideri olan çeşitli ulusal ve uluslararası kurumsal şirketlerde çalışmakta. Spor, müzik, sinema ve fotoğrafçılık başlıca zevkleri ve hobilerini oluşturmakta.

İlgili Haberler

Herkes farklı iyileşir
Yazarlar

Herkes farklı iyileşir

15 Eylül 2026
Zehra Kelleci Mercan Köşk'te göz dolduruyor
Yazarlar

Zehra Kelleci Mercan Köşk’te göz dolduruyor

15 Eylül 2026
Altındağ’ın Kalesi, Bentderesi’nin dolmuşu ve Çankaya’nın "organik" kahvaltısı
Yazarlar

Altındağ’ın Kalesi, Bentderesi’nin dolmuşu ve Çankaya’nın “organik” kahvaltısı

15 Eylül 2026
Bihter Dinçel’in yeni tiyatro oyunu: “Nafiye Nasıl Şarkıcı Olamadı?”
Yazarlar

Bihter Dinçel’in yeni tiyatro oyunu: “Nafiye Nasıl Şarkıcı Olamadı?”

14 Eylül 2026
Taksi sarı da plakadaki o, "T" ne iş gardaşım?
Yazarlar

Taksi sarı da plakadaki o, “T” ne iş gardaşım?

14 Eylül 2026
Bozulmalar ve bozukluklar
Yazarlar

Bozulmalar ve bozukluklar

13 Eylül 2026
Sonraki Haber
Bugün 365 sayfalık kitabın ilk sayfası

Bugün 365 sayfalık kitabın ilk sayfası

En Güncel Haberler

MHP'li isimden yeni yasa önerisi: "Siyasi parti kurmak, şirket kurmaktan kolay"
Politika

MHP’li isimden yeni yasa önerisi: “Siyasi parti kurmak, şirket kurmaktan kolay”

15 Eylül 2026
'DTÖ Panel Raporu'ndaki bazı değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı açıklandı: Tazminat veya mali borç doğurmadı
İş Dünyası

‘DTÖ Panel Raporu’ndaki bazı değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı açıklandı: Tazminat veya mali borç doğurmadı

15 Eylül 2026
Genelkurmay Başkanı Bayraktaroğlu, NATO Askeri Komite Başkanı ile görüştü
Politika

Bayraktaroğlu-Dragone görüşmesinde bölgesel savunma gündemi

15 Eylül 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Üzüm alımına başlanan TMO önünde traktör kuyruğu

15 Eylül 2026
Yaşam

Ankara merkezli 15 ilde FETÖ operasyonu: 26 şüpheli yakalandı

15 Eylül 2026
Yaşam

Bakan Yardımcısı Bulut: Teknik kapasitemizi, Suriye’nin yeniden imar sürecine sunmaya hazırız

15 Eylül 2026
Yaşam

Burdur’da Ahilik Haftası programı: ‘Yılın Ahisi’ne cübbesi giydirildi

15 Eylül 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Kontrolden çıkan hafriyat kamyonu ortalığı birbirine kattı

Kontrolden çıkan hafriyat kamyonu ortalığı birbirine kattı

- Haberton
15 Eylül 2026

Bursa’nın Kestel ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği hafriyat kamyonu, refüjü aşarak karşı yönden gelen başka bir hafriyat kamyonuna ve istinat...

Sonbahar alerjileri: Küf sporları ve iç mekân hava kalitesi neden daha fazla önem kazanıyor?

Çocuk ders çalışmak istemiyorsa ne yapılmalı? Uzmanların önerdiği etkili yöntemler

EYT’den emekli olup çalışmaya devam edenlerin hakları neler? Maaş, kıdem, izin ve SGDP ayrıntıları

İkinci el otomobil alırken motorun iyi olduğu nasıl anlaşılır? Ustaların baktığı kritik işaretler

Güncel Haber

MHP'li isimden yeni yasa önerisi: "Siyasi parti kurmak, şirket kurmaktan kolay"

MHP’li isimden yeni yasa önerisi: “Siyasi parti kurmak, şirket kurmaktan kolay”

15 Eylül 2026
'DTÖ Panel Raporu'ndaki bazı değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı açıklandı: Tazminat veya mali borç doğurmadı

‘DTÖ Panel Raporu’ndaki bazı değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı açıklandı: Tazminat veya mali borç doğurmadı

15 Eylül 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton