16 Mayıs 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor…

İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor…

Onur Burak Kalyon - Onur Burak Kalyon
31 Aralık 2021
- Yazarlar
Okuma Süresi:6 dakikalık okuma
A A
0
İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor...

İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor...

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

İstanbul artık insan kusuyor… araç kusuyor… bina kusuyor… Böyle bir yazıyı uzun süredir yazmak istiyordum ama bir türlü fırsat olmamıştı. Kısmet bugüneymiş.

Bildiğiniz üzere İstanbul dünyanın en büyük ve en kalabalık şehirlerinden biri. Tarihler boyu güzelliği ile nam salmış olan bu şehir günümüzde kaos ve çirkinlikleriyle gündeme gelmeye başladı ne yazık ki.

Geçtiğimiz günlerde iş için İstanbul‘a araçla gitmem gerekti. Ve tabi ki herkes gibi bana da, daha gitmeden trafik stresi bastırdı. Acaba şu saatte mi gitsem, şu köprüden mi geçsem, şu yolu mu kullansam. Ama ne yaparsam yapayım bir şekilde o tekerlekli demir yığınlarının ve egzoz dumanlarının arasında buldum kendimi. Sağa da kaçsanız, sola da kaçsanız hiç bir şey değişmiyor ve araç kuyrukları sizi boğup öldürüyor.

Sadece taşıtlar mı ? Tabii ki hayır. Özellikle Ümraniye Ataşehir’den başlayarak o koca koca binalar resmen üzerinize doğru geliyor. Sanki onlar birer dev ve sizi ezecekmiş gibi fırsat kolluyor. Çevre yolundan çıkmadan dosdoğru tünele girip karşıya geçtim. Eğer ki işim bu bölgede olsa sanmıyorum ki bu binaların arasından güneşi görebileyim. Hoş zaten bir de yağmurlu ve bulutlu bir hava olduğu için lafımı değiştiriyorum, gökyüzünü görebileyim.

Son derece modern binalar olduğu kadar hilkat garibesi olanlar da var. Ufacık bir binanın yanında onlarca kat olanlar da. Nasıl bir şehirleşme, nasıl bir şehir planı var anlamakta güçlük çekiyor insan. Tünelden çok rahat geçtiğimi söyleyebilirim. Özellikle eski İstanbul ve tarihi yarımadada işiniz varsa en güzel yöntem bu gibi görünüyor. Zaten bu bölgeye geldiğiniz zaman tarihle baş başa kalıyorsunuz. Tabi kalabalık ve kargaşayla da. Eski İstanbullular şimdiki halini gördükçe ya da büyüklerinden duydukları hikayelerle bugünü karşılaştırdıkça ağlıyorlardır herhalde hallerine. Karaköy, Galata, Bankalar Caddesi gibi yerlerdeki o eski binaların güzelliklerini görünce ben bile duygusallaşıp, mahvetmişler güzelim şehri dedim.

O binaların hepsinde bir sanat eseri havası var. Taşlardaki işlemeler, kapılar, pencereler, binaların şekilleri gerçekten kendine hayran bıraktırıyor. Ve bu binaların hemen hepsinin gayrimüslimler tarafından yapıldığı insanın aklına gelince daha da kahroluyor. Acaba başka milletlerin elinde kalsaydı bu güzel şehir çok daha güzel bir şekilde bugünlere gelir miydi diye de düşündürüyor. Roma, Prag, Edinburgh gibi çok tarihi şehirleri gezdiğim ve tarihlerine, şehirlerine nasıl da sahip çıktıklarını gördüğüm için bu düşünceye varmamaktan kendimi alamıyorum. Tabi bu şehre Osmanlı’nın bırakmış olduğu eserlerin güzelliklerini de göz ardı etmemek şartıyla.

Ve tabi ki insanlar. Bir şehri güzelleştiren de çirkinleştiren de içinde yaşayan insanlardır. Uzun süredir Orta Doğu kökenli turistlerin ve belki de artık Türkiye’ye yerleşmiş olanların fazlalılığından çoğu İstanbullu şikayet ediyor. Ben de bu son gidişimde gerçekten de popülasyonlarının fazlalaştığını gördüm. Benim için din, dil, ırk fark etmez. Kurallara ve kanunlara uyulduğu, etrafa rahatsızlık verilmediği, kentin ve ülkenin dokusuna zarar verilmediği sürece. Çünkü eğer ki biz bu insanları dışlarsak o zaman uzun yıllar önce başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine göç etmiş vatandaşlarımıza, gurbetçilerimize ırkçı davranış gösterenlerden hiç bir farkımız kalmaz. Ama yukarıda belirttiğim şartları sağlamak koşuluyla.

Bu izlenimimi aktararak, bu yazının asıl konusuna da giriş yapmış oldum aslında. İstanbul ve çevresindeki şehirler plansız büyümenin sonucu olarak zaten uzun yıllardır Anadolu’dan göç alıyorlar. Yani İstanbul’un sorunu sadece Orta Doğulular değil bizim kendi vatandaşlarımız da. Bunda o insanlara da suç bulamıyorum. Çünkü “İstanbul’un taşı toprağı altındır” diye bir deyim var ve bu onlarca yıldır dile getiriliyor.

Sivas şehrinde yaşayandan daha çok Sivaslı İstanbul’da yaşıyor. Sadece Sivas değil, eminim diğer pek çok ilimiz için de aynı şey geçerlidir. Niye geliyor bu insanlar bu koca şehre ? Bu sorun nasıl çözülür ? Çözmek istiyor mu bu ülkeyi özellikle 70’li yıllardan beri yönetenler ? Çözmek için nasıl çalışmalar yapıyorlar ? Açıkçası ben pek bir şey yaptıklarını sanmıyorum. Yoksa 2021 sayımlarına göre İstanbul’un nüfusu 15.634.257 olur muydu ?

İstanbul artık insan kusuyor, araç kusuyor, bina kusuyor. Şehir resmen nefes alamıyor. Bunu belki içinde yaşayanlar anlayamıyor fakat bizim gibi belli süreliğine oraya gidenler öyle üzülerek gözlemliyor ki.

İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor...
İstanbul artık insan kusuyor, araç bina kusuyor…

Bu durum nasıl düzeltilebilirin cevabı çok basit ama dediğim gibi bizi yönetenler ve büyük iş adamları, sanayiciler elini taşın altına sokmak isterler mi ? Bakın Almanya’ya. Dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahipler ve ülkenin her şehri bir markasıyla global piyasaya açılmış durumda. Sadece otomobil sektörüne bakmak bile bize pek çok şeyi gösteriyor.

Wolfsburg’da Volkswagen’in, Stuttgart’ta Mercedes, Münih’de BMW’nin fabrikaları var. Diğer markaları saymıyorum bile. Almanların kafası basmıyor muydu ki tüm markaları aynı şehre yapıp lojistik olarak rahatlasınlar. Ama onlar öyle yapmamışlar ve hepsini çeşitli şehirlere dağıtmışlar. Eğer ki bunu bilinçli yapmadılar ve doğal bir süreçle olduysa bile bunu değiştirmeyip devam etmişler. Bu sayede ne kazanmışlar peki ? Her şehir kendi çapında gelişmiş.

Çünkü bir otomobil fabrikası demek beraberinde yan sanayi fabrikalarını da yanında getirir. Bizde ise hemen hepsi üç şehirde. İstanbul, Bursa ve Kocaeli, biraz da Sakarya. Böyle olunca da ne oluyor ? Tüm Anadolu iş bulma hayaliyle bu şehirlere göç ediyor. Ve iş içinden çıkılmaz bir sarmal haline geliyor. Halbuki bunu Anadolu’nun kurak topraklarına yaysak. Hadi onu da geçtim en azından limanlara yakın şehirlerine götürsek fena olmaz mı ? Aslında çok uzaklara gitmeye de gerek yok. Hemen önümüzde bir Aksaray örneği tüm şanıyla duruyor.

Zamanında Mercedes’in fabrikasının buraya kurulmasıyla başlayan fabrikalaşma şu anda bambaşka noktalara getirdi şehri. Zamanında ufak bir ilimizin ilçesi olan şehir günümüzün sanayileşme merkezlerinden birisi olma yolunda hızla ilerliyor. Mercedes-Benz dışında, Brisa, Sütaş, Doğuş Çay, Colin’s, LC Waikiki vb. pek çok büyük fabrika ve beraberinde yan sanayi fabrikası Organize Sanayi Bölgesi’nde birbirinin peşi sıra sıralanıyorlar. Aksaray Üniversitesi sayesinde bu fabrikaların ihtiyacı olan kalifiye elemanlar da yetiştiriliyor. Zamanla Anadolu’nun göç alan bir şehri olması muhtemel. Bu sayede kültür, sanat ve eğlence hayatının gelişmesi de kaçınılmaz olacaktır. Umarım önümüzdeki yıllarda devletimiz ve önemli iş adamlarımız bu konuya daha fazla eğilirler. İş adamlarımız yatırım yaparlarken devletimiz de onların önünü teşvikler ve yardımcı yasalarla açarlar.

Yeni yıldan kendim ve tüm sevdiklerim için dilediğim güzel şeyler dışında, ülkem için de ekonomimizin normalleşmesi ve tüm halkımızın sağlıklı ve mutlu günler geçirmesi en büyük dileklerim olacaktır.

Hepinize mutlu yıllar dilerim sevgili okuyucularımız.

Etiketler: İstanbul
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

2022 yılında siyasetin dilini değiştirelim

Sonraki Haber

Bugün 365 sayfalık kitabın ilk sayfası

Onur Burak Kalyon

Onur Burak Kalyon

Onur Burak Kalyon, 1978 Ankara doğumlu. İlk, orta, lise, üniversite öğrenimini yine Ankara’da tamamladı. Son yılları yönetici pozisyonunda olmak üzere 17 yıldır alanlarının lideri olan çeşitli ulusal ve uluslararası kurumsal şirketlerde çalışmakta. Spor, müzik, sinema ve fotoğrafçılık başlıca zevkleri ve hobilerini oluşturmakta.

İlgili Haberler

Yazarlar

Çocuğunuzu büyütürken aslında bir karakter inşa ediyorsunuz

16 Mayıs 2026
Caucasian man sitting on sofa watching television news broadcast, holding remote control and facing TV screen in modern living room interior, back view visible
Yazarlar

Muhabir gözüyle ekranlar

16 Mayıs 2026
Kardeşin yeri hep özeldir
Yazarlar

Kardeşin yeri hep özeldir

15 Mayıs 2026
Kalp risalesi
Yazarlar

Kalp risalesi

15 Mayıs 2026
Kötü kötüdür
Yazarlar

Kötü kötüdür

15 Mayıs 2026
Ruhsuz kalabalıklar
Yazarlar

Ruhsuz kalabalıklar

13 Mayıs 2026
Sonraki Haber
Bugün 365 sayfalık kitabın ilk sayfası

Bugün 365 sayfalık kitabın ilk sayfası

En Güncel Haberler

Bursa'da sahte diş hekimlerinin işlettiği kaçak muayenehaneye baskın: 2 gözaltı
Yerel Haberler

Bursa’da sahte diş hekimlerinin işlettiği kaçak muayenehaneye baskın: 2 gözaltı

16 Mayıs 2026
Düzgün Baba Ziyaretgahı’ndaki tahribat soruşturmasında 4 gözaltı
Yerel Haberler

Düzgün Baba Ziyaretgahı’ndaki tahribat soruşturmasında 4 gözaltı

16 Mayıs 2026
Efeler Yolu Ultra Trail’de heyecan başladı
Spor Haberleri

Efeler Yolu Ultra Trail’de heyecan başladı

16 Mayıs 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Osmaniye’de ‘Lezzet Festivali’ renkli görüntülerle başladı

16 Mayıs 2026
Yaşam

Fener Rum Patriği Bartholomeos, ayin için Nevşehir’e geldi

16 Mayıs 2026
Yaşam

Erzincan’da saklı cennet; Sohmarik Yaylası

16 Mayıs 2026
Yaşam

Çanakkale’de ‘Boğazın Minik Çobanları’ yarışması

16 Mayıs 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Hatay'da kaybolan Uğur Çalışkan'ı arama çalışmaları 87'nci günde yeniden başlatıldı

Hatay’da kaybolan Uğur Çalışkan’ı arama çalışmaları 87’nci günde yeniden başlatıldı

- Haberton
16 Mayıs 2026

Hatay’ın Antakya ilçesinde 19 Şubat’ta kaybolan Uğur Çalışkan’ı (27) arama çalışmaları, yeniden başladı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin çağrısının ardından tekrar...

Yoga spor kadar etkili mi? Uzmanlara göre etkisi sanıldığından daha büyük olabilir

Misafir sofraları için uyumlu menü önerileri

Borsada nasıl para kazanılır? Uzmanlar en kritik hatayı açıkladı

Çocuklarda kekemelik neden olur? Uzmanlara göre erken fark etmek büyük önem taşıyor

Güncel Haber

Bursa'da sahte diş hekimlerinin işlettiği kaçak muayenehaneye baskın: 2 gözaltı

Bursa’da sahte diş hekimlerinin işlettiği kaçak muayenehaneye baskın: 2 gözaltı

16 Mayıs 2026
Düzgün Baba Ziyaretgahı’ndaki tahribat soruşturmasında 4 gözaltı

Düzgün Baba Ziyaretgahı’ndaki tahribat soruşturmasında 4 gözaltı

16 Mayıs 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton