Bir zamanlar odaların duvarlarını Çıtır Kızlar’ın posterleri süslüyordu. Sonra Hepsi geldi… Bugün ise Manifest ve K-pop etkisiyle şekillenen yeni nesil müzik grupları milyonlarca çocuğun hayatında yer alıyor.
Aslında isimler değişiyor ama hikâye değişmiyor.
Çünkü çocuklar sadece bir şarkıyı dinlemiyor. Hayran oluyor. Taklit ediyor. Benimsiyor. Kimliğinin bir parçası hâline getiriyor.
Tam da bu yüzden bugün konuşmamız gereken şey müzik değil; çocukluk.
Psikoloji bize hayranlığın neden bu kadar güçlü olduğunu yıllardır anlatıyor. Literatürde “parasosyal ilişki” olarak tanımlanan bu durum, çocuğun ya da gencin hiç tanımadığı bir sanatçıyla tek taraflı ama duygusal olarak gerçek bir bağ kurmasıdır. Beynimiz, bu bağı çoğu zaman gerçek sosyal ilişkilerimize benzer şekilde işler. Bu nedenle çocuklar sevdikleri sanatçı gibi giyinmek, konuşmak, dans etmek ve onun gibi görünmek ister.
Özellikle ön ergenlik dönemi, “Ben kimim?” sorusunun cevabının arandığı en hassas dönemlerden biridir. Bu yaşlarda ait olunan gruplar ve rol modeller, kimlik gelişiminde büyük bir yer tutar. Hayran olunan grup artık sadece müzik dinlenen bir topluluk değildir; bir yaşam tarzını, estetik anlayışını ve değerleri de beraberinde taşır.
İşte tam da bu noktada durup düşünmemiz gerekiyor.
Amerikan Psikoloji Birliği’nin (APA) 2007 yılında yayımladığı “Kız Çocuklarının Cinselleştirilmesi” raporu, çocukların gelişim dönemlerinde yoğun cinsel içerikli görsellere ve mesajlara maruz kalmasının beden algısını, benlik saygısını ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ortaya koyuyor. Çocukların gördüklerini model alma eğiliminde olduğu, özellikle erken yaşlarda bu etkilerin daha belirgin hissedildiği vurgulanıyor.
Bu nedenle ön ergenlik dönemindeki çocukların yoğun ilgi gösterdiği müzik gruplarının sahne performanslarını, dans koreografilerini ve kliplerini yalnızca “eğlence” olarak değerlendiremeyiz.
Ben bir çocuk gelişimci olarak şu soruyu soruyorum:
Henüz kimliği şekillenme aşamasındaki bir çocuğun, yaşına uygun olmayan cinsel çağrışımlar içeren performansları tekrar etmesi, gerçekten görmezden gelebileceğimiz bir durum mu?
Burada amacım herhangi bir müzik grubunu hedef göstermek değil. Elbette her sanatçı üretim yapmakta özgürdür. Ancak aynı özgürlüğün yanında yetişkinlere de bir sorumluluk düşüyor: Çocuğun gelişim dönemine uygun içerikleri seçebilmek.
Ben ayrıca küresel popüler kültürün çocuklar üzerindeki etkisinin tesadüf olmadığını düşünüyorum. K-pop’un dünya çapındaki başarısından sonra benzer estetik anlayışın farklı ülkelerde yeniden üretilmesini dikkatle izliyorum. Bunun nasıl değerlendirilmesi gerektiği farklı bakış açılarına açık olabilir. Ancak tartışmasız olan bir gerçek var: Çocuklar gördüklerinden etkilenir ve rol modellerini örnek alırlar.
Çocuklarımızın bir gruba ait olmaya ihtiyacı var. Hayran olmaya da… Çünkü aidiyet, insanın en temel psikolojik ihtiyaçlarından biridir. Sorun hayranlık değil; hayran olunan kişinin çocuğun gelişimine ne sunduğudur.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şu:
Çocuklarımız kimi alkışlıyor?
Ve biz, onların alkışladığı dünyayı gerçekten tanıyor muyuz?












